| |
|
Konu Başlığı |
Yanıtlar |
Konuyu Başlatan |
Okunma |
Son Faaliyet |
| Duyurular |
 |
 |
Duyuru: Günlük Balıkesir Hava Durumu |
- |
Live |
8815 |
--
Son İleti: Live
|
 |
 |
Duyuru: Günlük Balıkesir Nöbetçi Eczaneleri Adres ve Tel |
- |
Live |
8492 |
--
Son İleti: Live
|
 |
 |
Duyuru: Tüm Hoca ve İdari Bilimlerin Telefon Numaraları |
- |
Live |
23292 |
--
Son İleti: Live
|
 |
 |
Duyuru: Tüm Fakülteler İçin Haftalık Yemek Programı - Güncel |
- |
Live |
22605 |
--
Son İleti: Live
|
 |
 |
Duyuru: Günlük Burç Yorumları - 7/24 Sürekli Günceldir... |
- |
Live |
23764 |
--
Son İleti: Live
|
| Önemli Başlıklar |
 |
 |
|
9
|
Live |
1,450 |
12.07.2010 - 18:12:00 Son İleti: kayzersozee |
Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi - internetten Randevu Almak
İnternet Randevu Saatleri: - Açılış Saati: 16:40
- Kapanış Saati: 20:00
Randevu Almak İçin Lütfen Uygun Saatleri Bekleyiniz !!! Randevu Almak için Tıklayın
 |
 |
|
181
|
Live |
4,022 |
20.01.2010 - 16:54:09 Son İleti: sinemis |
Tıp Öğrencilerinin Tanışma Konusu =) Buyrun içeri =)
Yeni gelen öğrenci arkadaşlarımız yenı yapılan okulalrı gıbı bızım ıcın yenıler ve tanımak ıstıyoruz =)
Her turlu yardım destek ve sorularınızı yoneltebılır ayrıca kendı bolumunuze yenı gelen arkadaslarınız ıle ıletısıme gecebılırsınız burdan
tkrar hosgeldınız =)
 |
 |
|
10
|
Live |
585 |
23.09.2009 - 22:50:41 Son İleti: merweduman |
T.C. Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi 2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı Akademik Takvimi
 |
 |
|
18
|
Live |
687 |
19.09.2009 - 00:48:17 Son İleti: orhncglr |
 |
 |
|
4
|
Live |
231 |
18.09.2009 - 23:52:44 Son İleti: Live |
Baü Tıp Fakültesi Eğitim Politikası ve Temel Değerler
Tıp Fakültemizde öğrenci, araştırma görevlisi, uzman ve yardımcı sağlık elemanı eğitiminde ulusal ve uluslar arası en gelişmiş yöntem ve standartlar uygulanacak, kalite, nitelik ve yeterlilik esas alınacaktır.
Hastane ve tedavi hizmetlerinde de ülkemiz ve dünyadaki en gelişmiş, bilimselliği kanıtlanmış, kaliteli ve insanımıza yararlı yöntemler ve teknikler uygulanacaktır. Yapacağımız araştırma ve bilimsel çalışmalarla ulusal ve uluslar arası sağlık dünyasına büyük katkılar sağlanacak, nitelikli sağlık elemanı kazandırılacaktır.
Temel değerlerimiz;
1. Atatürk ilkelerini ve cumhuriyet kazanımlarını korumak ve yüceltmek
2. Çevre ve insana saygı
3. Katılımcılık
4. Etik değerlere mutlak uyum
5. Çağdaş ve bilimsel eğitim, çağdaş, nitelikli, bilimsel ve gelişimci sağlık hizmeti ve bu temellerde yükselen herkesin onur duyacağı, önder bir tıp fakültesi
6. Dünyadaki bilimsel, insana ve çevreye yararlı gelişmeleri yakından izleme, işbirliği ve uygulama
Tıp Fakültesi klasik yapılanması yanı sıra oluşturulacak çeşitli özellikli birimler ve deneme-araştırma merkezleri ile birlikte bölgemizin özelliklerini temel alan özgün ve gelişmiş sağlık merkezleri yoluyla köklü, kaliteli, tüm bölgemizi kucaklayan ve hizmet eden ülke ve dünya sağlık alanına katkı sağlayan, yeni çığırlar açan bir Tıp Fakültesi oluşturmayı hedefliyoruz.
Özellikle eğitim ve bilimsel çalışmalarımız bağlamında Tıp Fakültemizde şu birimlerin kuruluşu ve çalışmalarına özel önem verilecektir.
1. Araştırma-Deneme Merkezi
2. Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi
3. İleri Tetkik Laboratuarı
4. Fakülte-Sanayi İşbirliği Birimi
5. Ulusal Akademik İlişkiler Birim,
6. Uluslar arası Akademik İlişkiler Birimi
7. AB Çerçeve Programları
8. Erasmus Programı
Tüm Dünyadaki Tıp Fakültelerinde benzer klasik yapılanmalar olmasına karşın farklılık yaratan bu yapılanmanın nasıl kullanıldığı, çalışanların niteliği ve kalitesi, birimin bilimsel, araştırıcı, gelişen özelliği olup olmamasıdır. Bu amaçla tüm yenilikleri yakından ve aktif olarak izlemek, ulusal ve uluslar arası önemli sağlık kurumlarıyla işbirliği yaparak çalışmaların içinde yer almak, elemanlarınızı bu amaçla aktif olmaya teşvik etmek, zorunlu kılmak şarttır.
Mevcut Birimlerimiz
- Hasta yatağı servis (155-160 adet)
- Yoğun bakım yatağı (27 adet)
- Ameliyathane (3 adet)
- Yoğun bakım ünitesi karışık (8+5 yatak)
- Yoğun bakım ünitesi KVC vb. (8 yatak)
- Yoğun bakım ünitesi kardiyoloji (5 yatak)
- Acil
- Poliklinik, Müşahade ve Müdahale odaları
- Biyokimya laboratuarı,
- Mikrobiyoloji laboratuarı
- Kan Merkezi
- Morg- Adli Tıp
- Radyoloji
- Angiografi
- İç Hastalıkları Tanı Merkezi
- Ekokardiografi Birimi
- EKG Odası
- Solunum Fonksiyon Testleri Laboratuarı
- Bronkoskopi Odası
- Ultrason Odası
- Gastroskopi, Duedenoskopi odası
- Holter
- Treadmill
- EEG Odası
- Kemik Densimetre
- Mamografi
- Kardiyoloji (25 yatak)
- Kalp Damar Cerrahisi (20 yatak)
- İç Hastalıkları, Genel, çeşitli ana bilim dalları (55-60 yatak)
- Cerrahi Servisi, Genel, çeşitli ana bilim dalları (35 yatak)
- Kadın Doğum (20 yatak)
- Çocuk Hastalıkları (20 yatak)
- Temel Bilimler Bölümü
- 7 öğrenci Laboratuarı
- Beş Öğrenci anfisi (iki 64 kişilik, iki 80 kişilik, bir 164 kişilik)
- 16-18 Poliklinik Odası (4-6 öğretim üyesi poliklinik odası)
- İdari Bölüm
- Öğretim üyeleri ve doktor odaları
- Hemşire odaları ve ofisler
- Hasta kullanım odaları
- Yemekhaneler, kafeteryalar
- Temizlik, atelye, teknik servis, güvenlik odaları
- Çamaşırhane
- Eczane
- Depolar
Ameliyathaneler, yoğun bakımlar ve klinikler çağdaş, işlevsel ve hastalarımızın ve öğrenci- araştırma görevlilerimizin tüm gereksinimlerine fazlasıyla yanıt veren bir şekilde donatılacaktır. Tanı yöntemleri de hızla gelişmektedir ve bu yöntemler merkezimizde de kullanılacaktır. Zaten çağdaş ve kaliteli bir tıp fakültesinin de böyle olması gerekir.
Şu andaki mevcut durumumuza göre gereken malzemeler ve aletler belirlenmiş, temin edilme aşamasındadır. Özellikle bu konuda Tıp Fakültemizin birincil derecede hizmet edeceği Balıkesir halkımızın her türlü katkı ve yardımı çalışmalarımızı hızlandıracak ve geliştirecektir.
Sonuç olarak amacımız;
1. Hastaların yalnız hasta oldukları zaman değil, eğitim için, bilgilenme için, ziyaret için, şehirlerinde böyle bir Tıp Fakültesine sahip olmalarının onur ve mutluluğunu bir kez daha yaşamak için geldikleri ve gelmekten GÜVEN duydukları temiz, düzenli, güleryüzlü, sevgi ve saygı dolu ve kavganın, nefretin, çirkinliklerin kapısından içeri girmediği bir hastane olmak,
2. Öğrenciler için, lise sonrası ilk tercih edilecek Tıp Fakülteleri arasında ön sıralarda olacak, araştırmacı, çağdaş ve nitelikli eğitim verilen, katılımcı, sevgi, saygı ve etik değerlerin temel değerler olduğu ve titizlikle korunduğu bir Fakülte olmak, öğrenciler, araştırma görevlileri, uzmanlar, öğretim üyeleri, yardımcı sağlık elemanları ve idari personeliyle Türkiye ve Dünya bilim ve sağlık dünyasına, çeşitli çağdaş Dünya sağlık projelerini yakından izleyen, içinde yer alan, AB eğitim standartlarına uygun ve hatta bu standartlardan bile üstün son derece kaliteli bilim adamları ve doktorlar yetiştirerek sunmasının yanı sıra araştırma ve çalışmalarıyla sağlık alanında yeni gelişmeler sağlayan, çığırlar açan bir Tıp Fakültesi oluşturmaktır.
 |
 |
|
0
|
Live |
772 |
02.09.2009 - 23:21:43 Son İleti: uLá$ |
Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Ulaşım Haritası
 |
 |
|
0
|
Live |
412 |
20.08.2009 - 08:01:37 Son İleti: uLá$ |
Balıkesir Üniversitesi Tıp Faültesi - Hastalar İçin Gerekli Belgeler
İlgililerin Dikkatine!
1-) Çalışan sgk’lıların çalıştıkları yerde işyeri hekimi varsa hastalar işyeri hekiminden vizite kağıtlı gelicek aksi halde hasta kartı açılmıycak ve başvurusu yapılmıycaktır.eğer işyeri hekimi yoksa provizyon alınabilen hastaların başvuruları açılacaktır.
2-) Ücretli hastalar önce hasta kayıtta başvurusunu açtırıcak daha sonra veznede ödendi makbuzunu alıp hasta kayıttan barkodlarını alıcaklardır eğer tahlil vb sözkonusuysa labaratuvar sekreteri tahlillerin makbuzunu görmeden barkodu hastaya vermiyecektir.
3-) Sevkli hastalarda ilgili kurum; hasta hangi polikliniğe gidicekse bu bilgiyi sevke işlemiş olmalıdır *bir sevk bir poliklinik içindir* hasta için sadece sevkin üzerinde yazan polikliniğe başvuru açılabilinir. ikinci bir poliklinik için ,aynı gün dahi olsa ,o polikliniğin ismi geçen yeni bir sevk gerekmektedir aksi halde başvuru açılmayacaktır. sevklerdeki sevk çıkış tarihi , kurum sicil no ve sevk no mutlaka başvuru işlemlerine girilmelidir. sevk süresi dolmuş (bir sevk şehir içinde ilçeler dahil 3 iş günü, şehir dışında ise 5 iş günü geçerlidir.) olan hasta kontrole geliyor olsa bile hatta sadece sonuç gösterecek olsa bile yeni bir sevkle gelecektir.ve hastanın hangi polikliniğe gideceğini göstermeyen (boş) sevkler asla kabul edilmeyecektir. Ayaktan Hastalar İçin Gerekli Belgeler
Yurtdışı Hastalarda:
Yurtdışılık Belgesi Fotokopisi Ve Kimlik Ön Arka Fotokopisi
Baü Çalışanları Ve Yakınlarında:
Çalışanın Kendisi İçin Medikodan Sevk Ve Kimlik Ön Arka Fotokopisi
Yakınlarında İse Sadece Kimlik Ön Arka Fotokopisi
Resmi Kurum Çalışanları Ve Yakınlarında:
Çalışanın Kendisi İçin Kurumundan Sevk Ve Kimlik Ön Arka Fotokopisi
Yakınlarında İse Sadece Kimlik Ön Arka Fotokopisi
Yeşilkartlı Hastalarda:
Mutlaka Devlt Hastanesinden Sevk Ve Kimlik Ön Arka Fotokopisi
Askeriye Çalışanlarında :
Er, Erbaş, Rütbeli Askerlerde Sevk Ve Varsa Karne Ve Kimlik Ön Arka Fotokopisi
Yakınlarında İse Mutlaka Sevk , Karne Ve Kimlik Ön Arka Fotokopisi
Sivil Memur Da İse Sevk Ve Kimlik Ön Arka Fotokopisi
Sivil Memur Yakınlarında İse Sevk ,Karne Ve Kimlik Ön Arka Fotokopisi
Özürlü Hastalarda:
Heyet Raporu , Özürlü Kimliği, Kimlik Kartı Ön Arka Fotokopisi
Sgk Hastalarında:
Kimlik Ve Varsa Karne Ön Arka Fotokopisi Gerekmektedir.
 |
 |
|
0
|
Live |
183 |
20.08.2009 - 07:56:31 Son İleti: uLá$ |
Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi - Laboratuar Sonuçları
 |
 |
|
1
|
Live |
1,149 |
11.08.2009 - 01:01:58 Son İleti: ekmelulhalk |
Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Akademik ve Yönetim Kadrosu

Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi DekanıProf. Dr. Selim ERENTÜRKBalıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan YardımcılarıDoç. Dr. Devrim AKSEKİ
Doç. Dr. Nevin ERENSOYBalıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Selim ERENTÜRK
Prof. Dr. Cenap GÜLER
Prof. Dr. Ümit İNCEBOZ
Doç. Dr. Devrim AKSEKİ
Doç. Dr. Cem GÜLER
Yrd. Doç. Dr. Tunay KARLIDEREBalıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Fakülte Kurulu ÜyeleriProf. Dr. Selim ERENTÜRK
Prof. Dr. Cenap GÜLER
Prof. Dr. Ümit İNCEBOZ
Doç. Dr. Nevin ERENSOY
Doç. Dr. Hüseyin UYAREL
Doç. Dr. Ahmet KÖROĞLU
Doç. Dr. Hayrullah DERİCİ
Yrd. Doç. Dr. Sabri ÖZASLAN
 |
 |
|
1
|
Live |
791 |
10.08.2009 - 20:23:15 Son İleti: uLá$ |
Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Ana Bilim Dalları
Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Akademik Personeli
BÖLÜM BAŞKANI:
Doç. Dr. Nevin ERENSOY
Anatomi Anabilim Dalı
Doç. Dr. İlter KUŞ
Biyokimya Anabilim Dalı
Yard. Doç. Dr. Adnan Adil HİŞMİOĞULLARI
Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı
Uzm. Dr. F. Bahar SUNAY
Mikrobiyoloji Anabilim Dalı
Doç. Dr. Gülhan VARDAR ÜNLÜ
Doç. Dr. Mehmet Ünlü
Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı
Doç. Dr. Nevin ERENSOY
Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Akademik Personeli
BÖLÜM BAŞKANI:
Doç. Dr. Hüseyin UYAREL
Adli Tıp Anabilim Dalı
Yard. Doç. Dr. Muhammet CAN
Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı
Yard. Doç. Dr. Fuat EREL
İç Hastalıkları Anabilim Dalı
Yard. Doç. Dr. Muharrem COŞKUN
Kardiyoloji Anabilim Dalı
Doç. Dr. Hüseyin UYAREL
Nöroloji Anabilim Dalı
Yard. Doç. Dr. Arzu ÇOBAN
Psikiyatri Anabilim Dalı
Doç. Dr. Tunay KARLIDERE
Tıbbi Genetik
Yard. Doç. Dr. Jülide ALTINIŞIK
Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Akademik Personeli
BÖLÜM BAŞKANI
Prof. Dr. Ümit İNCEBOZ
Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı
Doç. Dr. Ahmet KÖROĞLU
Yard. Doç. Dr. Sabri ÖZASLAN
Yard. Doç. Dr. Özlem SAĞIR
Genel Cerrahi Anabilim Dalı
Doç. Dr. Hayrullah DERİCİ
Göz Hastalıkları Anabilim Dalı
Prof. Dr. Cenap GÜLER
Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı
Prof. Dr. Ümit İNCEBOZ
Kalp-Damar Cerrahisi Anabilim Dalı
Prof. Dr. Selim ERENTÜRK
Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı
Doç. Dr. Devrim AKSEKİ
Yard. Doç. Dr. Ali Engin ULUSAL
Uzm. Dr. Mehmet ERDURAN
Plastik-Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı
Yard. Doç. Dr. Betül ULUSAL
Üroloji Anabilim Dalı
Doç. Dr. Cem GÜLER
 |
 |
|
0
|
Live |
717 |
10.08.2009 - 20:21:04 Son İleti: uLá$ |
Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi
Eğitim-Öğretim Ve Sınav Yönetmeliği
Birinci Bölüm
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç
MADDE 1– (1) Bu yönetmeliğin amacı; Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesinde uygulanan eğitim-öğretim, kayıt ve sınavlara ilişkin esasları düzenlemektir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu yönetmelik, Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğrencilerin kayıt eğitim-öğretim, ve sınavlara ilişkin hükümleri kapsar.
Dayanak
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 14 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a. Üniversite: Balıkesir Üniversitesini,
b. Rektör: Balıkesir Üniversitesi Rektörünü,
c. Senato: Balıkesir Üniversitesi Senatosunu,
d. Üniversite Yönetim Kurulu: Balıkesir Üniversitesi Yönetim Kurulunu,
e. Fakülte: Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesini
f. Fakülte Yönetim Kurulu: Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Yönetim Kurulunu,
g. Dekanlık: Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığını
h. Eğitim-Öğretim Koordinasyon Kurulu: Eğitim ve Öğretimin plan ve program önerilerini hazırlayan, düzenli yürümesini sağlayan ve kontrol eden Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim-Öğretim Koordinasyon Kurulunu,
i. Dönem deyimi öğretim yıllarının her birini,
j. Tıp doktorluğu öğretim programının I, II ve III. Dönemlerinde:
1) Modül deyimi; tıp doktorluğu öğretim programının ilk üç döneminde bir tema kullanılarak entegre edilmiş çeşitli bilgi ve beceri hedefleri olan multidisipliner eğitim birimlerinden her birini
2) Blok deyimi; ilk 3 dönemde modüllerden, Dönem 4-5’te tasklardan oluşan bir eğitim birimini,
3) Özel Çalışma Modülleri (ÖÇM) deyimi; tıp eğitiminin ilk üç yılı içinde yer alan ve öğrencilerin ilgi duydukları alanlarda:
1. bağımsız öğrenme becerilerini,
2. bilimsel metodolojinin temel ilkelerini öğrenmelerini ve uygulamalarını ve
3. bilimsel çalışmaları yazılı ve sözlü sunma becerilerini geliştirmeyi hedefleyen eğitsel etkinlikleri veya
4. öğrencilerin ilgi duygukları alanda gerçekleştirdikleri sosyal sorumluluk projelerini
4) Hekimlik Beceri Değerleri (HBD) deyimi; tıp eğitimi sürecinde yer alan hekimlik beceri ve değerlendirmelerinin öğretilmesine yönelik tüm eğitim etkinliklerini içerir.
5) Öğrenci Başarı Değerlendirmesi (ÖBD) deyimi; blok sonlarında uygulanan ve bir öğretim yılında en az 4 (dört) kez yapılan değerlendirmeleri,
6) Yıl İçi Etkinlik Değerlendirmesi (YİED) deyimi; yıl içinde gerçekleştirilen Probleme Dayalı Öğrenim (PDÖ) oturumu, Hekimlik Becerileri ve Değerleri (HBD) gibi eğitim etkinlikleri ve blok sonu ÖBD’lerden elde edilen değerlendirme sonuçlarını
7) Dönem Sonu Değerlendirme (DSD) deyimi; yıl içi etkinlik değerlendirmeleri sonucunda muafiyet hakkı kazanamamış öğrencilerin alındığı değerlendirmeyi,
8) Bütünleme Sınavı; deyimi dönem sonu başarı değerlendirmesinde geçme hakkı kazanamamış öğrencilere tanınan ek değerlendirmeyi tanımlar.
9) Mazeret sınavı deyimi; fakülte yönetim kurulu tarafından geçerli sayılan mazeretleri nedeniyle öğrencinin giremediği ÖBD ve HBD gibi yıl içi etkinlikler için tanınan ek değerlendirmeleri tanımlar.
k) Tıp doktorluğu öğretim programının IV ve V. dönemlerinde
1) Task deyimi; bir semptom çerçevesinde entegre edilen ilgili anabilim dalı/dallarının işbirliği ile yürütülen eğitim birimlerinin her birini,
2) Blok deyimi; ilişkili taskların bir araya gelmesi ile oluşan bir eğitim birimini,
3) Seçmeli Staj deyimi; öğrencinin ilgi duyduğu konularla ilişkili anabilim dalı veya dallarında yaptığı eğitim dilimlerini,
4) Blok değerlendirmesi deyimi; her task sonundaki süreç içi değerlendirmeler, ile bloklar sonunda yapılan teorik ve NÖKS'ları (nesnel örgün klinik sınav) kapsayan değerlendirmeleri.
5)Blok bütünleme sınavı deyimi; blok değerlendirmelerinde geçme hakkı elde edemeyen öğrencilere tanınan ek değerlendirmeleri,
6) Seçmeli staj değerlendirmesi deyimi; öğrencinin seçmeli stajlarda süreç içi etkinlikler ve süreç sonu raporundan elde edilen değerlendirmeyi tanımlar.
l) Tıp Doktorluğu programının son yılındaki İntörnlük dönemi;
1) Fakülte Kurulunda belirlenen Anabilim Dallarında yapılan zorunlu ve tüm Anabilim Dallarından seçilebilen uygulamalı eğitim dilimlerini tanımlar.
m) Mezuniyet Öncesi Eğitim Kurulları
1) LİDEK (Lisans Düzeyinde Eğitim Kurulu), Dekan veya Dekan Yardımcısı başkanlığında tıp eğitimini düzenlemek, eğitim kurullarınca getirilen önerileri ele almak ve tartışmak, eğitimin gelişmesi amacıyla yeni karar önerilerini oluşturmak üzere etkinlik gösteren bir üst kurulu,
2) Müfredat Kurulu; Dekan veya Dekan Yardımcısı başkanlığında, her dönemin başkanları, eğitim kurullarının başkan veya sorumluları ile üyelerden oluşan müfredatın belirlenen ilkeler doğrultusunda yapılandırılması, eğitim programının şekillendirilmesi ve kurullar arası eşgüdümü sağlayan kurulu,
3) Senaryo Kurulu, eğitim için kullanılacak senaryoların biçimlerini oluşturan ve geliştiren, ilgili kurullarda hazırlanan senaryoların uygunluğunu gözden geçirerek son şeklini kazandıran kurulu,
4) Değerlendirme Kurulu, eğitim sürecinde yapılacak değerlendirme yöntemlerini geliştiren, uygun değerlendirme yöntemleri öneren, yapılacak değerlendirmeler öncesi gereken desteği vermek, değerlendirme sonuçlarının analizi ile ilgili çalışmalar yapmak ve ölçme-değerlendirme konusunda eğitim etkinliklerinde bulunan kurulu, 5) Uygulamalar Kurulu, eğitim programında yer alan uygulamaların planlanması, uygulanması, değerlendirilmesi ve geliştirilmesinden sorumlu kurulu,
6) İletişim Becerileri Kurulu, eğitim programında yer alan iletişim becerileri ile ilgili uygulamaların planlanması, uygulanması, değerlendirilmesi ve geliştirilmesinden sorumlu kurulu,
7) Hekimlik Becerileri ve Değerleri Kurulu: HBD etkinliklerinin (Mesleksel Beceriler, Kliniğe Giriş, Mesleksel Değerler ve Etik, Alan Çalışmaları, İletişim Becerileri) entegrasyonu, planlaması, uygulaması, değerlendirilmesi ve geliştirilmesinden sorumlu kurulu,
8) Mesleksel Beceriler Kurulu, eğitim programında yer alan mesleksel beceriler ile ilgili uygulamaların planlanması, uygulanması, değerlendirilmesi ve geliştirilmesinden sorumlu kurulu,
9) Kliniğe Giriş Kurulu, eğitim programında yer alan mesleksel beceriler ile ilgili uygulamaların planlanması, uygulanması, değerlendirilmesi ve geliştirilmesinden sorumlu kurulu,
10) Mesleksel Değerler ve Etik Kurulu, eğitim programında yer alan mesleksel değerler ve etik ile ilgili uygulamaların planlanması, uygulanması, değerlendirilmesi ve geliştirilmesinden sorumlu kurulu,
11) Alan Çalışmaları Kurulu, eğitim programında bulunan alan çalışmaları ile ilgili uygulamaların planlanması, uygulanması, değerlendirilmesi ve geliştirilmesinden sorumlu kurulu,
12) Özel Çalışma Modülleri Kurulu, eğitim programında yer alan özel çalışma modüleri ile ilgili uygulamaların planlanması, uygulanması, değerlendirilmesi ve geliştirilmesinden sorumlu kurulu,
13) Mezuniyeti İnceleme Kurulu; mezun olacak öğrencilerin durumlarını yasa ve yönetmeliklere uygunluk açısından değerlendiren kurulu,
14) Yatay geçiş ve intibak kurulu; yatay geçiş için başvuran öğrencilerin durumlarının yasa ve yönetmeliklere uygunluğu ve BAÜ Tıp Fakültesi’nin eğitim sistemi açısından değerlendiren kurulu
15) Dönem Kurulları; her dönem için oluşturulan ve dönem hedefleri ile ilgili kurullarca geliştirilen programın uygulanmasından sorumlu kurulları,
ifade eder.
(2) Kurul yapıları ve görev tanımları, ihtiyaç halinde fakülte kurulu kararı ile yeniden düzenlenebilir.
İKİNCİ BÖLÜM
Öğrencilerin Kayıt-Kabul ve Özellikleri
Kayıt Şartları
MADDE 5 – (1) Tıp Fakültesine kaydolabilmek için aşağıdaki şartların varlığı aranır :
a) Lise veya dengi bir meslek okulu mezunu olmak;
b) Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı veya Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı sonucunda, Tıp Fakültesine Merkezi Yerleştirme Sistemi ile kayıt hakkını kazanmış olmak,
(2) Yabancı ülke okullarından alınmış olan diplomaların lise diplomalarına denkliğinin, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanmış olması gerekir.
(3) Yükseköğretim kurumları arasındaki yatay ve dikey geçişler ile ilgili hükümler ve Yükseköğretim Kurulu tarafından sınava tabi tutulmaksızın kayıtları yapılabilecek yabancı uyruklu öğrencilere ilişkin olarak belirlenen ilke ve esaslar saklıdır.
Fakülteye Kayıt ve Kayıt İşlemleri İçin Gerekli Belgeler
MADDE 6 – (1) Tıp Fakültesine kaydolma hakkını kazanan adayların kayıtları, Üniversite Yönetim Kurulu tarafından belirlenen tarihler arasında yapılır. Fakülte Yönetim Kurulu tarafından kabul edilen mazeretleri olmaksızın kayıtlarını bu süreler içinde yaptırmayan adaylar kaydolma hakkını kaybederler.
(2) Öğrenci, kesin kaydını kendisi yaptırmak zorundadır.
(3) Tıp Fakültesine kayıt hakkını kazanan adaylar, kayıt işlemleri için aşağıda belirtilen belgelerle kayıt bürosuna başvururlar.
a) T.C. Uyruklu Adaylar:
1) Lise veya dengi okul diplomasının aslı veya lise Diplomasının aslı olmadığı hallerde, diploma ile değiştirilmek üzere düzenlenmiş fotoğraflı Çıkış Belgesi aslı,
2) Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı Sonuç Belgesi (Puan Kartı) aslı,
3) Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi ;Kimlik Kartı aslı,
4) Erkek adaylardan askerlikle ilişkileri olmadığına dair belge,
5) Yeni çekilmiş, 4,5 X 6 cm boyutlarında 12 (oniki) adet vesikalık fotoğraf, (öğrenciler tarafından kesin kayıt, diploma, mezuniyet belgesi, kimlik v.b. diğer belgelerde kullanılmak üzere verilecek fotoğraflar renkli, kız öğrenciler için baş ve yüz açık, tüm yüz hatları belirgin; erkek öğrenciler için baş ve yüz açık tüm yüz hatları belirgin, sakalsız, kravatlı varsa bıyıklar dudak hizasında kesilmiş; numaralı gözlük kullananlar için gözlük camları renksiz olarak ve son üç ay içinde çekilmiş olacaktır.)
6) Hekimlik mesleğini yürütmesine engel bir sağlık sorunu olmadığına ilişkin Sağlık Raporunun aslı,
7) Resmi onaylı Nüfus Cüzdanı; örneği (aslı kayıt anında gösterilecektir.),
8) İkametgah Belgesi
b) Yabancı Uyruklu Adaylar:
1) Lise veya dengi okul diplomasının Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Dairesi Başkanlığından onaylı tercümesi,
2) Noterden onaylı öğrenim vizesi kayıtlı pasaport örneği
3) Noterden onaylı İkametgah Tezkeresi örneği,
4) Yeni çekilmiş, 4,5 X 6 cm boyutlarında 12 (oniki) adet vesikalık, ( Öğrenciler tarafından kesin kayıt, diploma, mezuniyet belgesi, kimlik v.b. diğer belgelerde kullanılmak üzere verilecek fotoğraflar renkli, kız öğrenciler için baş ve yüz açık, tüm yüz hatları belirgin; erkek öğrenciler için baş ve yüz açık tüm yüz hatları belirgin, sakalsız, kravatlı, varsa bıyıklar dudak hizasında kesilmiş, numaralı gözlük kullananlar için gözlük camları renksiz olarak ve son üç ay içinde çekilmiş olacaktır.)
5) Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı Sonuç Belgesi ( Puan Kartı) aslı,
6) Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Kimlik Kartı aslı,
7) Hekimlik mesleğini yürütmesine engel bir sağlık sorunu olmadığına ilişkin Sağlık Raporunun aslı,
(4) Aday öğrencilerin kayıtlarının yapılabilmesi için, Bakanlar Kurulu kararları, Yükseköğretim Kurulu ve Üniversite tarafından belirlenen mali yükümlülükleri yerine getirmiş olmaları gerekir.
(5) Adaylar, yukarıda belirtilen belgelere ek olarak, Üniversite ve Fakülte Yönetim Kurulu tarafından gerekli görülen diğer belgeleri de kayıt bürosuna vermek zorundadırlar.
(6) Belgeleri eksik olan adayların kayıtları yapılmaz. Hukuki yönden öğrencilik durumu kayıt işlemlerinin tamamlanması üzerine kazanılır.
(7) 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun 49. maddesi hükümleri saklıdır.
Kayıt Yenileme
MADDE 7 – (1) Öğrenciler öğrenimlerine başlayabilmek, devam edebilmek ve diploma a alabilmek için, 2547 sayılı Kanunun 46. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen şekilde, Yükseköğretim Kurulu ve Üniversite tarafından belirlenen esaslar çerçevesi içinde mali yükümlülükleri yerine getirmek suretiyle akademik takvimde belirtilen tarihler arasında kayıtlarını yenilemek zorundadırlar. Fakülte Yönetim Kurulu tarafından kabul edilen bir mazereti olmaksızın süresi içinde kaydını yenilemeyen öğrenci o öğretim yılında öğrenimine devam edemez.
(2) Kayıt Yenileme İçin Gerekli Belgeler
a) Mali yükümlülüğünü yerine getirdiğini gösterir belge (banka dekontu),
b) 4 adet yeni kayıt işlemleri sırasındaki özellikleri taşıyan fotoğraf,
c) Öğrenci İşleri Biriminde doldurulacak kayıt yenileme formu.
(3) Kayıt Silme: Bir öğrencinin aşağıdaki durumlarda Fakülte Yönetim Kurulu kararı ile kaydı silinir.
a) Başka bir yükseköğretim kurumunda asli öğrenci olarak kaydının bulunduğunun saptanması,
b) Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği uyarınca bir Yükseköğretim Kurumundan çıkarma cezası alması,
c) Azami öğrenim süresi sonunda başarısız ve/veya sorumlu olduğu toplam ders/uygulama dilimi sayısının 5’den fazla olması,
d) Kayıt yenileme işleminin iki yarıyıl üst üste yapılmamış olması
e) 14. made uyarınca kendisine verilen 2 (iki) yıl ek süre sonunda öğrencinin başarısız olduğu toplam ders/staj/uygulama diliminin 3 (üç)’ten fazla olması veya,
f) 14. madde uyarınca belirtilen sınırsız sınav/devam hakkını kaybetmesi durumlarında
g) Öğrencinin Madde 9 ‘da belirtilen katkı payı ücretini yatırmaması durumunda
Yatay Geçiş
MADDE 8 – (1) Türkiye ve yabancı ülkelerdeki Tıp Fakültelerinden Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne yatay geçişler; Yükseköğretim Kurulu tarafından yayınlanan ; Yükseköğretim Kurumları Arasında Önlisans ve Lisans Düzeyinde Yatay Geçiş Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca yapılır.
(2) Tıp Fakültesine, bir sonraki öğretim yılı başında uygulanacak olan yatay geçiş kontenjanları, her dönem için Fakülte Kurulu tarafından belirlenir ve Üniversite Senatosunun onayına sunulur.
(3) Üniversite Senatosunca onaylanan yatay geçiş kontenjanlarına başvurular BAÜTF Yatay geçiş ve intibak kurulu tarafından değerlendirilir. Yatay geçiş ile BAÜ Tıp Fakültesine geçiş yapması uygun görülen öğrencilerin durumu fakülte yönetim kurulu tarafından karara bağlanır.
Öğrenci katkı payı-öğrenim ücreti
MADDE 9 – (1) Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğrencilerden alınacak katkı payı/öğrenim ücreti Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen esaslara göre alınır. Katkı payı/öğrenim ücretini yatırmayan öğrencinin ders kaydı yapılmaz.
(2) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 46 ncı maddesi gereğince; usulüne uygun olarak tespit edilen katkı payı/öğrenim ücretlerini ödeyemeyenlerin kayıtlarının yenilenmemesi veya silinmesi, öğrencilerin kayıtlı olduğu birimin yönetim kurulunca karara bağlanır. Her ne sebeple olursa olsun kayıt silme halinde, alınan katkı payı/öğrenim ücreti iade edilmez.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Eğitim ve Öğretime İlişkin Esaslar
Akademik Takvim
MADDE – (1) Tıp Fakültesinde Yükseköğretim Kurulunun belirleyeceği ilkeler çerçevesi içinde örgün eğitim-öğretim yapılır.
Eğitim ve Öğretim Şekli ve Dili
MADDE 11 – (1) Tıp Fakültesi’nde Yükseköğretim Kurulu’nun belirleyeceği ilkeler çerçevesinde aktif sisteme dayanan örgün eğitim-öğretim ilk üç dönemde modüller halinde yapılandırılmış bloklardan, dönem IV ve V'te tasklar halinde yapılandırılmış bloklardan, dönem VI 'da uygulama dilimlerinden oluşur.
(2) Yükseköğretim Kurulu’nca belirlenen ilke ve esaslara uygun olarak, ilgili kurullar ve anabilim dallarının önerileri üzerine “Mezuniyet Öncesi Eğitim-Öğretim Koordinasyon Kurulu” tarafından hazırlanan, Fakülte Kurulu ve Senato tarafından onaylanan eğitim ve öğretim programları, Dönem Kurulları ve Anabilim Dalları tarafından uygulanır. Tüm dönemlere ait teorik konular, mesleksel değerler ve etik, alan çalışmaları, iletişim becerileri, mesleksel beceriler, uygulamalar ve klinik içi etkinlikler ilgili dönem kurulları tarafından bütünleştirilerek modüller veya tasklar halinde düzenlenir. Modüllerin ve taskların sayıları, kapsamları ve süreleri eğitim-öğretim programlarında gösterilir.
(3) İlk 3 dönemde Yükseköğretim Kurulunca belirlenen ilke ve esaslara uygun olarak, Lisans Düzeyinde Eğitim Kurulu (LİDEK) tarafından gösterilen hedefleri dikkate alacak şekilde, müfredat kurulu tarafından, ilgili dönemlere ait kuramsal konular, hekimlik becerileri ve değerleri hedeflerinin yer aldığı bloklar halinde bir program düzenlenir. Bloklardaki modüllerin sayıları, kapsamları ve süreleri eğitim-öğretim programlarında gösterilir. Her modül için ilgili Dönem Kurullarının önerileri göz önünde tutularak Dekanlıkça modül başkanı ve modül kurulu üyeleri görevlendirilir. Modüllerin ayrıntılı programları modül başkanlarının koordinatörlüğünde modül kurulunun çalışmalarıyla yapılır. Oluşturulacak olan bloklarda yer alan modüllerin eşgüdümünü sağlamak ve işleyişini belirlemek ilgili dönem kurulunun sorumluluğundadır.
(4) Dönem IV ve V’te eğitim programı Yükseköğretim Kurulunca belirlenen ilke ve esaslara uygun olarak, Lisans Düzeyinde Eğitim Kurulu (LİDEK) tarafından gösterilen hedefleri dikkate alacak şekilde, müfredat kurulu tarafından ilgili taskların seçimi ve bloklandırılması ile hazırlanır.
(5) Dönem VI'da Yükseköğretim Kurulunca belirlenen ilke ve esaslara uygun olarak, Lisans Düzeyinde Eğitim Kurulu (LİDEK) tarafından gösterilen hedefleri dikkate alacak şekilde, müfredat kurulu tarafından hazırlanan program, Dönem Başkanı ve Dönem Kurulu koordinatörlüğünde Anabilim Dalları tarafından yürütülür.
(6) Özel Çalışma Modülleri ilk üç dönemde içerik, uygulama kuralları ve değerlendirme esasları ÖÇM kurulu tarafından belirlenen ve Fakülte Kurulu tarafından onaylanan, öğrencilerin ilgi duydukları alanlarda bağımsız öğrenme becerilerini, bilimsel metodolojinin temel ilkelerini öğrenmelerini ve uygulamalarını ve bilimsel çalışmaları yazılı ve sözlü sunma becerilerini geliştirmeyi, sosyal sorumluluk projelerine katılmayı hedefleyen eğitsel etkinliklerdir. İlk üç dönem sonunda öğrencilerin ÖÇM'lerden tanımlanmış kriterler doğrultusunda belirli bir puan toplamaları beklenir.
(7) İlk üç dönemde öğrencilerin çeşitli sağlık kurumlarında yapacakları yaz stajları, eğitim dönemi kapandıktan sonra gerçekleşir. Bu stajlarla ilgili düzenlemeler LİDEK hedefleri doğrultusunda, alan çalışmaları kurulu tarafından yapılandırılır ve yürütülür.
(8) Aktif eğitim sistemi ile eğitim yapılan IV ve V. dönemlerde her dönem için bir staj dilimi seçmeli stajlar için ayrılır. Bu stajların yapılacağı Anabilim dalları ve derinlemesine bilgi edinilmesi istenen konuların belirlenmesinde öğrenci tercihleri göz önünde tutulur. Ancak tercihlere yerleştirmede kurum olanakları ve ağırlıklı olarak öğrencilerin ilk üç dönemde almış oldukları toplam ÖÇM kredi notu belirleyici rol oynar. Fakültemiz öğrencilerinin Üniversitemiz Araştırma-Uygulama Hastanesi dışında ve diğer üniversite öğrencilerinin Fakültemizde Dönem IV, V ve VI'ya ait stajları yapma başvuruları fakültemiz eğitim programına uygunluk şartı gözetilerek ilgili anabilim dalının/dallarının uygun görüşü doğrultusunda en çok 4 (dört) ayı geçmemek şartı ile kabul edilir.
(9) Tüm eğitim ve öğretim programları Fakülte Kurulu ve Üniversite Senatosu tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girer.
(10) Eğitim dili Türkçe ‘dir.
Genel Görünüş ve Giyiniş
MADDE 12 – (1) Tıp Fakültesi öğrencilerinin eğitim, öğretim ve sınav yapılan alanlardaki genel görünüş ve giyinişlerinde;
a) Kız öğrenciler için; baş ve yüzün açık , tüm yüz hatlarının belirgin olması ,
b) Erkek öğrenciler için; baş ve yüzün açık, tüm yüz hatlarının belirgin olması , sakalsız olunması, varsa bıyıkların dudak hizasında kesilmiş olması ,
c) Gözlük kullanan tüm öğrencilerin gözlük camlarının renksiz olması ve staj ile aile hekimliği döneminde ise beyaz önlük giyilmesi zorunludur. Bu kurallar mesleki uygulamalar ve sınav emniyeti açısından gereklidir.
(2) Yetkili organlarca verilen kararlara uymayanlar hakkında; Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği; ile Üniversitenin Yönerge ve Uygulama esaslarının ilgili hükümleri uygulanır.
Eğitim ve Öğretimin Koordinasyonu
MADDE 13 – (1) Eğitim ve Öğretimin düzenliliği dekan veya dekan tarafından görevlendirilen bir öğretim üyesinin başkanlığındaki (Başkoordinatör) “Mezuniyet Öncesi Eğitim-Öğretim Koordinasyon Kurulu” tarafından sağlanır. Bu kurul Fakülte Yönetim Kurulu tarafından belirlenen dönem kurulu başkanları ve yardımcılarından bir eğitim-öğretim yılı için oluşturulur.
(2) Kurul, Başkoordinatörün çağrısı üzerine eğitim-öğretim yılı süresince en az ayda bir kez olağan olarak toplanır. Üye tam sayısının yarısından bir fazla çoğunlukla toplanabilir. Kararlar oy çokluğuyla alınır. Kararlarla ilgili olarak üyeler çekimser oy kullanamaz. Oylamada eşitlik halinde Başkoordinatörün oy kullandığı karar kurul kararı olarak kabul edilir. Mazeretsiz olarak üst üste iki kez veya bir eğitim öğretim yılı süresince mazeretsiz olarak üç kez toplantıya katılmayan üyenin kurul üyeliği kendiliğinden düşer ve yerine Fakülte Yönetim Kurulu tarafından yeni üye atanır.
(3) Eğitim-Öğretim Koordinasyon Kurlunun görevleri;
a) Eğitim-öğretim ve ders programlarının hazırlanması amacıyla dönem kurullarının ve ilgili komitelerin (senaryo, müfredat, ölçme-değerlendirme, alan çalışmaları, mesleksel beceriler komitesi gibi) oluşturulması,
b) Eğitim-öğretim ve ders programlarının hazırlanması ve uygulanmasında, sınavların planlanması ve düzen içinde gerçekleştirilmesinde yetkili kurullara yardım edilmesi,
c) Öğrencilerin eğitim ve öğretimle ilgili başvurularının ve başarı durumlarının incelenerek hazırlanacak raporlarının ilgili kurullara sunulmasıdır.
Öğrenim Süresi
MADDE 14 – (1) Tıp Doktorluğu öğretim programında son 1 (bir) yılı intörn hekimlik dönemi olmak üzere normal öğrenim süresi 6 (altı) yıldır.
(2) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 3908 sayılı kanun ile değişik 44. maddesi uyarınca, Tıp Doktorluğu Öğretim Programının 6 (altı) yıllık normal öğrenim süresine ilaveten, öğrencilere üç yıl ek süre tanınır.
(3) Tıp Doktorluğu öğretim programında V. Döneme ait stajların tümünden başarılı olup 9 (dokuz)uncu yılsonunda, VI. Döneme ait uygulama dilimlerinden hiç almadığı ya da başarısız olduğu uygulama sayısı en çok beş olan öğrencilere, bu uygulama dilimlerini tekrar alabilmelerini sağlamak üzere, 2 (iki) yıl daha ek süre tanınır.
(4) Onbirinci yıl sonunda, VI. Dönemde üçten fazla uygulama diliminde başarısız olan öğrencilerin Fakülte Yönetim Kurulu Kararı ile kayıtları silinir.
(5) Onbirinci yıl sonunda VI. Döneme ait uygulama dilimlerinden en çok üç tanesi dışında diğer bütün uygulama dilimlerini başarmış olan öğrenciler, her defasında tümü ile tekrarlamaları kaydı ile, başaramadıkları bu uygulama dilimlerini herhangi bir süre ile sınırlı olmaksızın Fakülte Dekanlığının uygun gördüğü zamanlarda alabilirler.
(6) Sınırsız değerlendirme/sınav /devam hakkını kullananlardan, açılacak değerlendirmelere/sınavlara/uygulama dilimlerine üst üste veya aralıklı olarak toplam üç Eğitim-Öğretim yılı hiç girmeyen öğrenciler sınırsız değerlendirme/ sınav/ devam hakkından vazgeçmiş sayılır ve bu haktan yaralanamaz. Sınırsız hakkını kullanma durumunda olan öğrenciler öğrenci katkı payını ödemeye devam ederler ancak sınırsız değerlendirme/ sınav/ devam hakkı dışındaki diğer öğrencilik haklarından yararlanamazlar.
(7) Önlisans diploması verilmesine ve meslek yüksek okullarına geçişe ilişkin hükümler saklıdır.
Haftalık Öğrenim Süresi
MADDE 15: – (1) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esaslara uygun olarak öğrencinin sorumlu olduğu haftanın 5 (beş) eğitim-öğretim gününde yapılan staj, modül, ders/sunum, PDÖ oturumu ve uygulamaların çalışma saatlerinin toplamının alt ve üst sınırları, eğitim-öğretim programlarında gösterilir.
(2) Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Türk Dili, Yabancı Dil, Beden Eğitimi (veya Güzel Sanatlar) dersleri bu sınırların belirlenmesinde hesaba katılmaz.
(3) Gerekli görüldüğü takdirde, Türk Dili ve Yabancı Dil dersleri ve bunların ara, yılsonu ve bütünleme sınavları, Beden Eğitimi ve Güzel Sanatlar dersleri ve bunların bütünleme sınavları ve diğer bütün blokların ve stajların sınavları Cumartesi günleri de yapılabilir.
Devam Zorunluluğu ve Devamın Denetlenmesi
MADDE 16 – (1) Öğrencilerin derslere/sunumlara, uygulamalara, stajlara, eğitim oturumlarına ve diğer çalışmalara devamı zorunludur. Tıp Fakültesinin eğitim yapılan tüm birimlerinde öğrenciler Üniversite kimliklerini taşımak ve gerektiğinde göstermek zorundadırlar. Öğrencilerin devam durumlarının izlenmesi ve denetlenmesi ile ilgili esaslar, Fakülte Yönetim Kurulu tarafından belirlenir ve Üniversite Yönetim Kurulunun bilgisine sunulur.
(2) Disiplin cezası nedeniyle alınan Okuldan Uzaklaştırma Cezası süreleri ile sağlık raporlarının kapsadığı süreler içinde öğrenciler devamsız sayılırlar ve bu süre içinde staja, modüle, derse/sunuma, oturuma, uygulamalara ve/veya sınavlara/değerlendirmelere giremezler. Her ne şekilde olursa olsun bu süreler içinde staja, modüle, derse/sunuma, oturuma, uygulamaya ve/veya sınav/değerlendirmelere katılmış olan öğrencilerin devam yönünden modüle, stajlara, derslere/sunumlara, oturumlara, uygulamalara girdiği saatler ve/veya sınav sonuçları geçersiz sayılır. Rapor süresi bitmeden modüllere, stajlara, derslere/sunumlara oturumlara, uygulamalara ve/veya sınavlara/değerlendirmelere girebilmesi için öğrencinin sağlık durumunun düzeldiğini yeni bir sağlık raporu ile belgelendirmesi gerekir. Öğrenime ara verme iznine ilişkin hükümler saklıdır.
Yaz Stajları
MADDE 17 – (1) Yıl içinde yapılan stajlar dışında, öğrencilerin çeşitli sağlık kurumlarında yapacakları yaz stajları ve alan çalışmaları Mezuniyet Öncesi Eğitim-Öğretim Koordinasyon Kurulu tarafından düzenlenir. Hazırlanan çalışma programları dekanlık tarafından onaylandıktan sonra uygulanır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Sınavlar ve Değerlendirmeler
Sınavlara ve Değerlendirmeye Girebilme Şartları
MADDE 18 – (1) Öğrencilerin sınav veya değerlendirmeye girebilmeleri için
a) İlk 3 dönemde öğrencilerin:
1) PDÖoturumlarının en az % 70'ine
2) Sunum ve diğer kuramsal etkinliklerin % 70'ine
3) Hekimlik becerileri ve değerleri uygulamaları ile diğer uygulamaların en az %80'ine
4) Özel çalışma modülleri uygulamalarının en az %80'ine katılması zorunludur.
5) Devamsızlık durumlarında yıl içi değerlendirmelerden elde edilen sonuçlar geçersiz hale gelir. Öğrenci dönem sonu değerlendirmesine (DSD) giremez.
b) IV. ve V. Dönemlerde öğrencilerin:
1) Teorik etkinliklerin en az %70’ine,
2) Varsa uygulamaların ve/veya laboratuar çalışmalarının en az %80’ine katılması,
3) Bloğa/staja ilişkin uygulama, laboratuar ve benzeri yıl içi çalışmalarını verilen süreler içinde ve başarılı olarak yapmış olması gereklidir.
4) Teorik derslere, uygulamalara ve laboratuar çalışmalarına katılma oranları her blok için eğitim-öğretim programlarında gösterilen ilgili toplam blok saat miktarları esas alınarak belirlenir.
5) Dönem IV ve V'te blok ya da staj değerlendirmelerine/sınavlarına girebilmesi için gereken bu şartların tümünü yerine getirmemiş olan bir öğrenci o blok veya o stajı/değerlendirmeleri/sınavı tekrarlamak zorundadır.
(2) Sınava girerken ve sınav yapılırken gerekli şartlar
a) Sınava giren öğrenciler ve sınav sorumluları tarafından imzalanan bir liste, sınavın sonunda ilgili kurula verilir. İlgili sınav sorumlusu, yazılı sınavlarda öğrencinin sınav kağıtlarının her sayfasını imzalamasını sağlar.
b) Her öğrenci sınav/değerlendirme sırasında kimlik kartını yanında bulundurmak zorundadır. Sınav sorumluları, kimliğini yanında bulundurmayan, kendilerince tanınmayan ve başka bir yol ile kimliğini belirleme olanağı da olmayan öğrenciyi sınava almamak veya sınav salonundan çıkarmak yetkisine sahiptir.
Sınavlar
MADDE 19 – (1) Dönem I, II ve III’te;
a) Her modül sonunda;
1) Modül Sonu Değerlendirme (MSD), her modül bitiminde yapılan sınavdır.
2) Probleme Dayalı Öğrenme (PDÖ) Değerlendirmesi, PDÖ oturumlarında öğrencilerin etkinliklerinin her grup değişiminde eğitim yönlendiricisi tarafından yapıldığı değerlendirmedir.
b) Her blok sonunda;
1) Blok Sonu Uygulama Değerlendirmesi (BSUD), laboratuar uygulamalarının değerlendirildiği sınavdır.
2) Blok Sonu Beceri Değerlendirmesi (BSBD), mesleksel becerilerin ve kliniğe giriş konularının değerlendirildiği sınavdır.
3) Blok Sonu Kuramsal Değerlendirme (BSKD), o blok konularının değerlendirildiği, çoktan seçmeli, boşluk doldurma, çoklu doğru/yanlış işaretleme gibi test yöntemleri kullanılarak yapılan yazılı sınavdır.
4) Blok Sonu Sosyal Hedef Değerlendirmesi (BSSHD), davranışsal, toplumsal ve/veya etik konularını içeren çoktan seçmeli, boşluk doldurma, çoklu doğru/yanlış işaretleme gibi test yöntemleri kullanılarak yapılan yazılı sınavdır.
c) Dönem sonunda;
1) Öğrenci Başarı Değerlendirmeleri (ÖBD), dönem sonunda yapılan yazılı ve/veya uygulamalı değerlendirmelerdir.
2) Dönem Sonu Başarı Değerlendirmesi (DSBD), yıl sonunda dönem başarı notu 70 (yetmiş)’in altında olan öğrenciler için ÖBD formatında yapılan dönem sonu başarı değerlendirmesidir.
d) Telafiler. Fakülte Yönetim Kurulunun uygun bulduğu mazereti bulunan ve bunu belgeleyen öğrencilere katılmadığı değerlendirmeler için yine aynı formatta yapılan değerlendirmelerdir.
(2) Dönem IV ve dönem V’te,
a) Task içi etkinlik değerlendirmesi, bir blok içinde yer alan tasklarda, task sorumlusu veya onun görevlendireceği öğretim elemanı tarafından, ilgili kurullarca hazırlanmış matbu formlardaki kriterlere göre yapılan değerlendirmedir. Tüm tasklarda alınan notların aritmetik ortalaması, o blok için task içi etkinlik değerlendirme notudur.
b) Blok Sonu Değerlendirmesi (BSD), her bloğun sonunda yazılı ve sözlü-uygulamalı olmak üzere iki bölümde yapılan sınavlardır.
c) Dönem Sonu Klinik Değerlendirmesi (DSKS), dönem sonunda yapılan yazılı ve/veya uygulamalı değerlendirmelerdir.
d) Dönem sonu Başarı Değerlendirmesi (DSBD), yıl sonunda dönem başarı notu 70 (yetmiş)’in altında olan öğrenciler için yapılan dönem sonu başarı değerlendirmesidir.
e) Blok sonu değerlendirmesi, DSKS, DSBD sınavında teorik ve pratik değerlendirmelerin nasıl yapılacağına dair esaslar ilgili dönem kurulları ve blok sorumluları tarafından belirlenir.
Sınav Sonuçları ve Değerlendirmelerin Yapılması
MADDE 20 – (1) DÖNEM I, II ve III’ de teorik değerlendirme için:
a) Bir öğretim yılında en az 4 (dört) kez Öğrenci Başarı Değerlendirmesi (ÖBD) yapılır. ÖBD'leri oluşturan kuramsal ve uygulamalı değerlendirmelerin ne şekilde yapılacağı dönem kurullarının görüşleri alınarak eğitim programı çerçevesinde fakülte kurulu tarafından karara bağlanır ve eğitim yılı başında öğrencilere duyurulur.
b) Yıl içi başarı notu (YBN) her ÖBD lerden alınan not ortalamasının %84’ü ve dört PDÖ ortalamasının %16’sı olmak üzere 100 üzerinden hesaplanır. Öğrencinin yıl içi başarı notu 80’in üzerinde ise öğrenci DSD’nden muaf olur ve bu not dönem sonu başarı notu olarak değerlendirilir. Muaf olamayan öğrenciler Dönem Sonu Değerlendirmesi'ne girerler.
c) Dönem sonu başarı notu ÖBD’ler ile yıl içi etkinliklerden elde edilen puanlarla belirlenir. Yıl içi başarı (YBN) notunun %50’si ile DSD notunun %50’sinin toplamı öğrencinin dönem sonu başarı notunu oluşturur.
d) Dönem Sonu Başarı Notu (DSBN) 70’ ten düşük olan öğrenciler bütünlemeye girerler. Bu durumda, yıl içi başarı notunun (YBN) %50’si ile bütünleme notunun (BN) %50’sinin toplamı öğrencinin dönem sonu başarı notunu oluşturur. Bütünleme sonrası DSBN’u 70’ ten düşük olan öğrenciler o dönemi tekrar alırlar.
1) YBN ≥ 80=DSBN ≥ 80→ Muaf
2) YBN %50si+ DSD %50 si = DSBN ≥ 70 → Başarılı
3) YBN %50si+ BN %50 si = DSBN ≥ 70 → Başarılı
(2) Dönem I, II ve III’ de pratik değerlendirme
a) “hekimlik beceri ve değerleri” (HBD) değerlendirmeleri yeterliliğe dayalı olarak gerçekleştirilir. Bu becerilerin/tutumların listesi, ne zaman, hangi ölçme yöntemi ile değerlendirileceği müfredat, HBD, değerlendirme ve dönem kurullarının görüşleri alınarak fakülte kurulu tarafından karara bağlanır ve eğitim yılı başında öğrencilere duyurulur.
b) HBD değerlendirmeleri, yıl içinde ve/ veya yarıyıl sonlarında yapılır. Bu değerlendirmelerde yeterlilik alamayan öğrenciler yeterlilik alamadığı becerilerden/tutumlardan dönem sonunda tekrar sınava girer. Dönem sonunda da yeterli olmadığı belirlenen öğrenciler bu becerilerden/tutumlardan bütünlemeye kalırlar.
c) O yıl için tanımlanan becerilerin/tutumların tamamından bütünleme sonuna kadar yeterlilik alamayan öğrenciler bir üst sınıfa devam edemez.
Sınav ve Değerlendirme Düzenini Bozucu Hareketler
MADDE 21 – (1) Sınavlarda ve her türlü uygulama, laboratuar, ev ödevi ve diğer çalışmalarda her ne şekilde olursa olsun kopya çeken, hile yapan, yapmak üzere girişimde bulunan, yapanlara yardım eden veya ilgili evrakın incelenmesinden kopya çektiği veya hile yaptığı sonradan anlaşılan bir öğrenci, o sınav ya da çalışmadan 0 (sıfır) not almış sayılır.
(2) Sınav sırasında her ne şekilde olursa olsun, sınavın genel düzenini bozan öğrenciler sınav salonundan çıkarılır ve o sınavdan 0 (sıfır) almış sayılır.
(3) Yukarıda belirtilen hallerde ilgili öğrenciler hakkında, ayrıca Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği hükümleri uyarınca disiplin soruşturması yapılır.
Sınav ve Değerlendirme Sonuçlarının Açıklanması
MADDE 22 – (1) Bir dönemdeki ÖBD’ler, dönem sonu değerlendirmesi (DSD), bütünleme, staj, blok ve bütünleme sınavına/ değerlendirmesine giren öğrencilerin başarı durumları, var ise değerlendirme/ sınav evrakı ile birlikte not çizelgeleri halinde en geç değerlendirme/sınav gününü izleyen 5 (beş) gün içinde ilgili kurul tarafından Fakülte Dekanlığına sunulur. ,
(2) Değerlendirme/ sınav sonuçları Fakülte Dekanlığı onayından sonra açıklanır.
Sınav ve Değerlendirme Sonuçlarına itiraz
MADDE 23 – (1) Bir değerlendirmenin/sınavın sonucuna, ilan tarihinden itibaren en çok 7 gün içinde ve sadece maddi hata yönünden itiraz edilebilir. İtiraz Fakülte Dekanlığına verilen bir dilekçe ile yapılır. Dekanlık tarafından sınav/ değerlendirme formlarında veya not çizelgelerinde maddi hata tespit edilirse, bu hata, ilgili öğretim üyesinin de görüşü alındıktan sonra, Fakülte Yönetim Kurulu kararı ile düzeltilir ve ilan edilir.
(2) Öğrenciler, öğretim üyesinin not takdirine, değerlendirmesine ilişkin hata itirazında bulunamazlar.
Kabul edilebilir bir mazeret Nedeniyle Sınava/Değerlendirmeye Girememe
MADDE 24 – (1) İlk 3 dönemde;
a) Fakülte Yönetim Kurulunca mazereti uygun bulunan öğrencilere, katılamadığı ÖBD'ler için, mazeret değerlendirmesi yapılır. Ancak, bu durumdan ikiden fazla yararlanılamaz. Mazeret sınavından birden fazla yararlanan öğrenciler, dönem sonunda tanınan muafiyet hakkından yararlanamazlar.
b) Öğrenci tarafından mazeretinin varlığını kanıtlayan belgelerin sınav tarihinden itibaren en geç 7 (yedi) gün içinde Fakülte Dekanlığına sunulması gerekir.
c) Bu uygulama esaslarında belirtilen ve Fakülte Yönetim Kurulu tarafından kabul edilen bir mazeret nedeni ile açılan ÖBD, blok, staj değerlendirmesine/sınavına girememiş olan bir öğrenci için yeni bir mazeret değerlendirme/sınavı açılmaz.
d) DSD ve bütünleme sınavları için ayrı mazeret sınavları açılamaz.
(2) Bu durumda olan IV. ve V. Dönem öğrencilerinin mazeretleri nedeni ile giremedikleri değerlendirme/sınav hakları saklı tutulur. IV ve V.dönem öğrencileri saklı tutulan değerlendirme/ sınav haklarını, dönem sonunda açılacak olan bütünleme değerlendirmesinde /sınavında veya aynı öğretim yılı içinde diğer blok ya da staj grupları için yapılacak olan blok ya da staj değerlendirme/sınav döneminde kullanmak zorundadırlar.
(3) Fakülte Yönetim Kurulu tarafından kabul edilen bir mazeret olmaksızın ÖBD'ler / dönem sonu değerlendirmesi (DSD), blok, staj veya bütünleme değerlendirmesine/ sınavına girmeyen öğrenci o sınav/ değerlendirme hakkını kullanmış ve değerlendirmede/sınavda 0 (sıfır) not almış sayılır.
Başarı Düzeyinin Değerlendirilmesi
MADDE 25 – (1)
(1) Tüm dönemlerde, öğrencilerin yarıyıl sonu / dönem sonu ve mazeret değerlendirmelerinde elde ettikleri başarı dereceleri 100 (yüz) tam not üzerinden değerlendirilir. Ortalamaya esas sınavlarda en az 50 tam not almak koşulu ile, başarı düzeyi ilk üç dönemde 70, IV. Ve V. Dönemlerde 60'dır. IV. ve V. Dönemlerde blok ya da staj değerlendirmesinde/ sınavlarında başarısız olan öğrenciler için dönem sonunda bütünleme veya aynı öğretim yılı içinde diğer blok ya da staj grupları için yapılacak olan blok ya da staj /değerlendirme sınavı açılır. Bu sınavlarda/değerlendirmelerde başarısızlık halinde o blok ya da staj tekrarlanır.
(2) ÖÇM'lerinde dönem I'de 8, Dönem II'de 32, Dönem III'de 32 puan üzerinden değerlendirme yapılır. ÖÇM çalışması ödüle layık bulunan öğrenciler 5 ek ÖÇM puanı alırlar. Üç dönem sonunda en az 36 puan ( toplamın % 50'si) toplayan öğrenciler başarılı sayılırlar. Bu puanı toplayamayan öğrenciler III. Dönemin sonunda açılan 1 (bir) aylık telafi ÖÇM'sini zorunlu olarak alırlar. Bu ÖÇM'de de yeterli puanı alamayan öğrenciler, Dönem IV'deki seçmeli staj yerine ÖÇM yaparlar. Bu nedenle yapılamayan Dönem IV seçmeli stajı Dönem V'de, Dönem V stajı ise, Dönem VI'da yapılır.
(3) Dönem IV ve V. te yapılan seçmeli stajlarda başarı düzeyi yeterli/yetersiz” olarak yapılır. Yetersiz olarak değerlendirilen öğrencilere raporunu yenilemesi için 15 günlük ek bir süre tanınır. Bu süre sonunda öğrenci bu kez üç öğretim üyesi tarafından değerlendirilir. Yeniden yetersiz not alınmış ise seçmeli staj bir sonraki yıl tekrarlanır.
(4) Tıp Doktorluğu Öğretim Programında Dönem VI ü oluşturan uygulama dilimlerinde başarı derecesi Yeterli-Yetersiz şeklinde değerlendirilir. Bir öğrencinin bir uygulama dilimindeki başarı derecesinin Yeterli olarak değerlendirilebilmesi için o öğrencinin devam şartlarını sağlamış, ilgili klinik, poliklinik ve laboratuar çalışmalarının en az % 90’ ına fiilen katılmış, nöbetlerini tutmuş ve eğitim-öğretim programlarında gösterilen diğer yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğunu, düzenlenen Yeterlik Belgeleri ile kanıtlaması gerekir. Yetersizlik halinde uygulama diliminin tekrarlanması gerekir.
(5) Ortak zorunlu dersler arasında yer alan Beden Eğitimi ve Güzel Sanatlar derslerinde ara sınavları yapılmaz. Başarı durumlarının değerlendirilmesi, bu Uygulama Esaslarının 15. maddesinde belirtilen şartları yerine getirmiş olmaları kaydı ile, öğrencilerin bu derslerden yapılan toplu faaliyetlere fiilen katılma, derslere karşı gösterdikleri ilgi ve sorumlu öğretim elemanlarının vermiş olduğu ödev ve gerekli görüldüğü diğer çalışmalarda gösterdikleri başarı düzeyleri göz önüne alınarak yarıyıl/yıl sonunda “Başarılı” veya “Başarısız” şeklinde yapılır. Devam şartlarını yerine getirmiş fakat yarıyıl sonu / yılsonu sınavı yerine geçen bu değerlendirme sonucunda durumları “Başarısız” olarak değerlendirilmiş olan öğrenciler için o sınav döneminde bütünleme sınavları açılır. Bütünleme sınavları sonucunda durumları yine “Başarısız” olarak değerlendirilen öğrenciler bu dersleri tümü ile tekrarlamak ve devam etmek zorundadırlar. Bu Uygulama Esaslarının 25. maddesinin 3. fıkrası bu dersler için uygulanmaz.
Başarı Notu
MADDE 26 – (1) Başarı notu, öğrencinin bir dönemi/bloğu/stajı başarmış olup olmadığının ve diploma derecesinin belirlenmesinde esas alınacak nottur.
(2) İlk üç dönemde:
a) Başarı notu, öğrencilerin blok sonu ÖBD / dönem sonu değerlendirmesi ve mazeret değerlendirmelerinde elde ettikleri başarı dereceleri 100 (yüz) tam not üzerinden değerlendirilir. Her dönem için en az 4 (dört) ÖBD yapılır. Dönem sonu başarı notu ÖBD’ler ile PDÖ etkinliklerden elde edilen puanlarla belirlenir. ÖBD’lerin ortalamasının %84 ü ile PDÖ not ortalamasının %16’sının toplamı dönem başarı notunu belirler. Dönem başarı notu 80 ve üzeri olan öğrenciler dönem sonu değerlendirmeden (DSD) muaf olurlar.
b) Dönem başarı notu 80 (seksen)in altında olan öğrenciler DSD ye katılırlar. Bu öğrencilerin dönem sonu başarı notu dönem başarı notunun %50’ si ile dönem sonu ÖBD’sinin %50’sinin toplamı şeklinde hesaplanır. Dönem başarı notu 70’in altında olanlar bütünleme sınavına girer.
c) Bütünleme başarı notu da aynı şekilde dönem başarı notunun % 50’i ile bütünleme notunun % 50’sinin toplamı şeklinde hesaplanır.
d) “Özel Çalışma Modülleri’’nde ilk üç dönem sonunda en az 36 puan toplayan öğrenciler başarılı sayılırlar.
e) “Hekimlik Becerileri ve Değerleri” nde her dönem için listelenen tüm becerilerden yeterli olan öğrenciler başarılı sayılırlar.
(3) Dönem IV ve V’te :
a) Blok sınavları/değerlendirmeleri her blok sonunda kuramsal ve Nesnel Örgün Klinik Sınav (NÖKS) olmak üzere iki bölümde yapılır. Blok Başarı Notu taskların işleyişi sırasındaki süreç değerlendirmesinin % 20’si, NÖKS’ın % 30’u ve kuramsal sınavın % 50’si toplanarak elde edilir. Süreç değerlendirmesi ve NÖKS toplamının 100 (yüz) üzerinden en az 50 (elli), kuramsal değerlendirme notunun da 100 (yüz) üzerinden en az 50 (elli) olması gereklidir. Bloğu geçebilmek için blok başarı notunun en az 60 (altmış) olması gereklidir.
b) Bir blok ya da stajın sınavında başarısız olanlar, dönem sonunda açılacak olan bütünleme değerlendirmesine / sınavına veya aynı öğretim yılı içerisinde yapılacak olan blok ya da staj değerlendirme / sınavına girerler. Bir stajın bütünleme sınavı /değerlendirmesi sonunda başarısız olanlar o blok ya da stajı tekrarlamak zorundadırlar.
c) IV ve V. Dönemlerde seçmeli stajlar öğrencinin staj süresince katıldığı uygulama veya klinik, poliklinik ya da laboratuar çalışmalarındaki başarısı, seçmeli staj konusu ile ilgili bir rapor hazırlamış olması ve hazırladığı raporun niteliği, öğrencinin devam durumu gözetilerek “ yeterli/yetersiz” şeklinde yapılır. Yetersiz olarak değerlendirilen öğrencilere raporunu yenilemesi için 15 günlük ek bir süre tanınır. Bu süre sonunda öğrenci bu kez üç öğretim üyesi tarafından değerlendirilir. Yeniden yetersiz not alınmış ise seçmeli staj bir sonraki yıl tekrarlanır.
(4) Ortak Zorunlu Derslerde başarı notu öğrencinin ara sınavlarda almış olduğu notun %40’ının yılsonu veya bütünleme sınavında alınan notun %60’ına eklenmesiyle belirlenir. Ancak bu belirlemenin yapılabilmesi için, öğrencinin yılsonu genel sınavı veya bütünleme sınavında aldığı notun tam not 100 (Yüz) üzerinden en az 50 (Elli) olması şarttır.
(5) Başarı notlarının ifade ettikleri başarı dereceleri aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Puan Yarıyıl ders Notu
a) Harf notlarının, 100 puan üzerinden karşılıkları ve katsayıları aşağıdaki tabloda verilmiştir:
PUANLAR NOTLAR KATSAYILAR
90-100 AA 4,0
85-89 BA 3,5
80-84 BB 3,0
75-79 CB 2,5
70-74 CC 2,0
65-69 DC 1,5
60-64 DD 1,0
50-59 FD 0,5
49 ve aşağısı FF 0,0
b) Ayrıca;
1. FF1: Genel sınava girme hakkı olduğu halde sınava girmedi, başarısız,
2. FF2: Devamsızlık nedeniyle yarıyıl sonu sınavına girme hakkı yok, başarısız,
3. M1: Muafiyet sınavı sonucu muaf olunan derslere verilen not,
4. M2: Nakil yoluyla gelen öğrencilerin muaf olduğu derslere verilen not,
5. G1: Geçer (kredisiz derslerden başarılı),
6. G2: Geçer (kredili derslerden başarılı),
7. E: Eksik,
8. V: Vazgeçtiği dersler,
Kredilendirme
MADDE – 27 (1) Eğitim, her yarıyıl 30, yılsonu itibariyle toplam 60 şeklinde kredilendirilecektir.
(2) Derslere özgü krediler her eğitim döneminin başında, mezuniyet öncesi eğitim komisyonunca belirlenecektir.
Sınıf Geçme
MADDE 28 – (1) Fakültede “Sınıf Geçme” sistemi ile Eğitim-Öğretim yapılır.
(2) Sınıf geçme ile ilgili olarak;
a) Tıp Doktorluğu Öğretim Programında Aktif ve Entegre Eğitim Sisteminde bir dönem başarılmadıkça bir sonraki dönem,
b) ilk üç dönem başarılmadıkça Dönem IV’de,
c) tüm blok ya da stajlar başarılmadıkça Dönem V’de hiçbir blok ya da staj
c) Dönem V’deki tüm blok ya da stajlar başarılmadıkça Dönem VI’da
hiçbir uygulama dilimi alınamaz.
Öğrencilerin Değerlendirilmesi
MADDE 29 – (1) Eşit not ortalaması olan başarılı öğrenciler arasında derecelendirme yapabilmek için kredi puanı sistemi uygulanır.
(2) Kredi puanı kaynakları:
a) Konferanslara katılım ve katılım formlarının doldurulması,
b) Özel çalışma modülleri,
c) Araştırmalara katılım,
d) Sosyal sorumluluk projelerine katılım
e) Bilimsel yayın yapmadır.
Not Döküm Belgesi
MADDE 30 – (1) Öğrenciye isteği üzerine başarı notlarını ve not ortalamasını gösteren bir “Not döküm Belgesi” verilir.
Ön Lisans Diploması
MADDE 31–(1) Lisans düzeyinde öğrenim gören bir öğrenci, ilk 2 yılı başarı ile tamamlamış olmak kaydı ile, öğrenimini tamamlayamaz durumda kalır ise, o öğrenciye Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esaslar çerçevesi içinde, “Önlisans Diploması” verilir.
Diploma
MADDE 32 – (1) Öğrenimlerini bu Uygulama Esasları uyarınca başarı ile tamamlayan ve diploma almaya hak kazanan Tıp Doktorluğu Öğretim Programı öğrencilerine “Tıp Doktoru” ünvanı ve diploması verilir.
(2) Fakülte tarafından verilecek diplomalar, Üniversite Yönetim Kurulu tarafından belirlenecek esaslar çerçevesi içinde düzenlenir. Diplomalar hazırlanıncaya kadar öğrenciye, diplomasını alırken iade etmek üzere bir “Mezuniyet Belgesi” verilir.
(3) Diploma ancak bir defa ve öğrencinin kendisine ya da noterlikçe vekalet verdiği kişiye verilebilir. Diplomanın kaybı halinde diploma yerine geçmek üzere, diploma üzerinde bilgileri taşıyan ve diplomanın kaybından dolayı verildiğini belirten, fotoğraflı bir belge düzenlenir.
(4) Diploma veya “Mezuniyet Belgesi”nin verilebilmesi için Bakanlar Kurulu Kararları, Yükseköğretim Kurulu ve Üniversite tarafından belirlenen mali yükümlülüklerin yerine getirilmiş olması gerekir.
Diploma Derecesi
MADDE 33 – (1) “Ağırlıklı Ortalama”, öğrencinin başarı derecesi sayısal olarak değerlendirilen her derste almış olduğu başarı notunun, dersin “Ağırlık Katsayısı” ile çarpımlarının toplanması ile elde edilen sayının, derslerin ağırlık katsayılarının toplamına bölünmesi sureti ile hesaplanır. Beden Eğitimi/Güzel Sanatlar dersleri ağırlıklı ortalamanın hesaplanmasında dikkate alınmaz.
(2) Bir dönem süren bir dersin “Ağırlık Katsayısı” o ders için haftalık teorik ders saati miktarına, o derse ilişkin olarak yapılan uygulama, laboratuar veya diğer çalışmaların haftalık saat miktarlarının yarısı eklenmek sureti ile belirlenir.
(3) Öğrencilerin diploma dereceleri, Dekan tarafından kurulan Mezuniyeti İnceleme Kurulunca öğrenci işleri biriminde saklanan orijinal belgelerden yararlanılarak tespit edilir.
(4) Öğrencinin diploma derecesi, en yakın tam sayıya çevrilmiş ağırlıklı ortalama değerlerine göre aşağıdaki şekilde belirlenir.
Ağırlıklı Ortalama Derece
90-100 Pekiyi
80-89 İyi
70-79 Orta
Öğrenime Ara Verme İzni
MADDE 33 – (1) Bu yönetmelikte belirtilen ve Fakülte Yönetim Kurulu tarafından kabul edilen haklı ve geçerli bir mazeret nedeni ile öğrenime ara vermek zorunda kalan bir öğrenciye, kendisine izin verilmesine dair bir dilekçe ile başvurması ve başvurusunun dayandığı mazeretin varlığını kanıtlaması kaydı ile Fakülte Yönetim Kurulu tarafından en çok 1 yıl süreyle öğrenime ara verme izni verilebilir.
(2) Öğrenci, izinli olduğu süre içinde öğrenimine devam edemez. Bu durumda, öğrencinin her türlü öğrencilik hakları dondurulur. Bir yıl süreli ara verme izni, yıl başlangıcından o dönem derslerinin bütünleme sınavlarının sona erdiği tarihe kadar olan süreyi kapsayacak şekilde verilir.
(3) Bu hükümler uyarınca öğrenime ara verme izni alan bir öğrenci için yönetmeliğin 14. Maddesinde belirtilen öğrenim süresine eklenir.
(4) Süre ekleme nedeninin ve eklenen sürenin Yönetim Kurulu kararında belirtilmesi şarttır.
Haklı ve Geçerli Mazeret Halleri
MADDE 34 – (1) Fakülte Yönetim Kurulu’nun takdirine bağlı ve o kurul tarafından kabul edilmiş olmak kaydı ile öğrenciye mazeret sınavı açılmasına ve öğrenime ara verme izni verilmesine esas olabilecek mazeret halleri şunlardır:
a) Balıkesir Üniversitesi öğrenci sağlık karnesi bulunan öğrencilerin, acil haller dışında,yalnız BAÜ Mediko Sosyal Hizmetler Merkezi ve BAÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi, Öğrenci Sağlık Karnesi bulunmayan öğrencilerin ise ailelerinin veya kendilerinin bağlı bulunduğu Sosyal güvenlik Kuruluşuna sağlık hizmeti veren İzmir ili sınırları içindeki resmi sağlık kurumları ile BAÜ Mediko Sosyal Hizmetler Merkezi ve Üniversite Hastanesi tarafından belgelenmiş bulunan Sağlık ile ilgili mazeretleri (imza ve/veya muhteviyat tasdiki de olsa özel doktor veya özel hastane ve kliniklerden alınan raporlar, aciliyeti belgelenmedikçe, yukarıda belirtilen resmi sağlık kuruluşları dışındaki yerlerden alınan raporlar ve sınav/değerlendirme dönemleri de dahil olmak üzere eğitim-öğretimin devam ettiği süreler içinde fakülte dekanlığı tarafından verilen bir izne dayalı olmaksızın o yükseköğretim kurumunun bulunduğu yer dışına çıkmış olan öğrencilerin gittikleri yerdeki sağlık kuruluşlarından almış oldukları raporlar kabul edilmez.)
b) 2547 sayılı kanunun 7. maddesinin d/2 fıkrasının 3. bendi uyarınca öğretimin aksaması sonucunu doğuracak olaylar sebebi ile öğrenime Yükseköğretim Kurulu Kararı ile ara verilmesi.
c) Mahallin en büyük mülki amirince verilecek bir belge ile belgelenmiş olması şartı ile tabii afetler nedeni ile öğrencinin öğrenimine ara vermek zorunda kalmış olması.
d) Birinci derecede akrabalarının ağır hastalığı halinde, bakacak başka kimsenin bulunmaması nedeni ile öğrencinin öğrenimine ara vermek zorunda olduğunu belgelemesi.
e) Öğrencinin ekonomik nedenlerle öğrenimine ara vermek zorunda olduğunu belgelemesi
f) Taksirli bir suçtan dolayı olduğu ilgili fakülte veya yüksekokul yönetim kurulu tarafından kabul edilen mahkumiyet halleri.
g) Öğrencinin hangi sıfatta bulunursa bulunsun tecil hakkını kaybetmesi veya tecilinin kaldırılması sureti ile askere alınması.
h) Öğrencinin bir yanlışlık sonucu veya kendi iradesi dışında bir neden ile gözaltına alınmış ve/veya tutuklanmış olduğunun tespit edilmiş olması ve durumun özelliklerine göre ilgili fakülte ve yüksekokul yönetim kurulu tarafından geçerli kabul edilen diğer gözaltı veya tutukluluk halleri.
i) Fakülte Yönetim Kurulları tarafından kabule değer görülen diğer mazeret halleri.
(2) Öğrencinin mazeretinin varlığını kanıtlayan belgeleri mazeretinin sona ermesinden itibaren en geç 7 (yedi) gün içinde Fakülte Dekanlığına sunması gerekir. Aksi halde bu husustaki başvurusu dikkate alınmaz.
Madde 36– Sınav / Değerlendirme Evrakının Saklanma Süresi
(1) Değerlendirme/sınav kağıtları, ödevler, projeler, laboratuar ve staj raporları gibi evrakın, Fakülte Yönetim Kurulunca daha uzun süre ile saklanmasına karar verilmiş olmadıkça, Mezuniyet Öncesi Eğitim-Öğretim Koordinasyon Kurulu tarafından son işlem gördükleri tarihten itibaren 2 (iki) yıl süre ile saklanması sağlanır ve bu sürelerin sonunda normal usuller uyarınca imha edilebilir.
Mali Yükümlülükler
Madde 37 – (1) Öğrenciler, öğrenimlerine başlayabilmek, devam edebilmek ve diploma alabilmek için 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun değişik 46. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen mali yükümlülükleri ile Üniversite tarafından belirlenen diğer mali yükümlülüklerini, Bakanlar Kurulu Kararları, Yükseköğretim Kurulu ve Üniversite tarafından belirlenen esaslar çerçevesi içinde yerine getirmek zorundadır.
a) Bir öğretim yılının güz yarıyılı başında Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen önceki öğretim yılına ait cari hizmet maliyetinin öğrenci/devlet katkısı miktarlarının tamamını ve o öğretim yılı için tespit edilmiş olan cari hizmet maliyetinin öğrenci/devlet katkısı miktarlarının birinci taksitlerini ödememiş olan öğrencinin kaydı yenilenmez.
b) Mali yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmaları nedeniyle kayıtları yapılmamış veya yenilenmemiş olanlardan her ne şekilde olursa olsun derslere ve/veya sınavlara/değerlendirmelere girenlerin devam durumları dikkate alınmaz, sınav/değerlendirme evrakı değerlendirilmez ve sınav/değerlendirme sonuçları geçersiz sayılır.
c) Öğrenimlerini tamamlamış fakat mali yükümlülüklerini tamamen yerine getirmemiş olan öğrencilere diploma veya Geçici Mezuniyet Belgesi verilmez.
Öğrencilerin Genel Yükümlülükleri ve Tebligat
Madde 38 – (1) Öğrencilere yapılan tüm duyurularla ilgili olarak
a) Öğrenciler bütün öğrenim süreleri boyunca fakülte ile ilgili yönetmelik, uygulama esasları, yönerge ve diğer düzenleyici hüküm, ilke ve esasları bilmek, bunları öğrenmek için kendilerinden beklenen ilgi ve özeni göstermek, öğretim, ders ve sınav programlarına, başarı durumu çizelgelerine ve diğer durumlara ilişkin olarak fakülte yönetimi tarafından yapılan yazılı duyuruları ilgi ve özenle izlemekle yükümlüdür.
b) Öğrenciler usule uygun yapılmış duyuruyu görmediklerini ileri süremezler.
(2) Öğrencilerin adres değişikliği ile ilgili olarak;
a) Öğrenciler posta adreslerinde meydana gelen değişiklikleri en çok 1 (bir) hafta içinde dekanlığa yazılı olarak bildirmek zorundadırlar.
b) Bu şekilde değişiklik bildiriminde bulunmamış veya yanlış ve/veya eksik adres vermiş olan öğrenciler dosyalarında mevcut en son adreslerine tebligatın yapılmış olması halinde kendilerine tebligat yapılmadığını iddia edemezler.
(3) Bir hakkın doğmasına veya kaybına esas teşkil edebilecek nitelikteki her türlü tebligat ile ilgili olarak;
a) Söz konusu tebligat, öğrencinin fakülte öğrenci bürosuna en son bildirdiği adresine konuyu belirten iadeli-taahhütlü bir mektup gönderilmek ve aynı husus ayrıca, 15 (onbeş) gün süre ile Fakülte Öğrenci Bürosu duyurusu panosunda ilan edilmek sureti ile yapılır.
b) Bu iki işlem iadeli-taahhütlü mektubun öğrencinin eline geçmiş olup olmadığına bakılmaksızın tebligat yerine geçer ve öğrenci tebligat konusunda hiçbir hak talebinde bulunamaz.
(4) İadeli taahhütlü mektubun adresine ulaşmış olması halinde PTT iade kartı üzerindeki tarih, aksi halde konu hakkında ilgiliye yapılan ilanın Öğrenci İşleri Bürosu duyuru panosuna konulduğu günü izleyen 15 (onbeş) gün sonraki tarih tebliğ tarihi sayılır.
Bu Uygulama Esaslarında Hüküm Bulunmayan Haller
Madde 39 – (1) Bu uygulama esaslarında hüküm bulunmayan hallerde Balıkesir Üniversitesi Önlisans, Lisans Öğretim ve Sınav Yönetmeliği hükümleri uygulanır.
Yürürlük
Madde 40 – (1) Bu uygulama esaslarında yapılan değişiklikler 2008 -2009 öğretim yılı başından itibaren yürürlüğe girer.
Yürütme
Madde 41 – (1) Bu “Eğitim, Öğretim ve Sınav Yönetmeliği” Balıkesir Üniversitesi Rektörü tarafından yürütülür.
 |
 |
|
0
|
Live |
276 |
03.08.2009 - 16:35:01 Son İleti: uLá$ |
Balıkesir Üniversitesi Tıp Faültesi iLetişim Adres ve TelefonlarıDekanlık Posta Adresi: Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dinkçiler Mah. Soma Cad. BalıkesırTel: (0266) 249 16 97Fax: (0266) 245 96 63Hastane Posta Adresi: Balıkesir Üniversitesi Çağış Yerleşkesi BalıkesırRandevu Tel: (0266) 612 14 54 - 1328Santral: (0266) 612 14 54-55-56-57-58Fax: (0266) 612 14 59WebSite: http://bautip.balikesir.edu.tr/
| Forum Başlıkları |
 |
|
|
3
|
darkness88 |
326 |
21.10.2009 - 23:48:18 Son İleti: Vivivan |
Nefes Darlığı Nefes darlığı ya da tıbbi adıyla dispne; solunumda hoşa gitmeyen ve kişiyi rahatsız eden bir farklılık, soluk alamama, veya göğüste sıkışma hissi olarak tanımlanabilir. Normal yani sağlıklı bir insan dakikada 14-18 kez nefes alıp verir. Bu solunum faaliyeti sırasında solunum kaslarının tükettiği enerji miktarı tüm vücudun tükettiği enerji miktarının %5’i kadardır, bu nedenle normal istirahat halinde yapılan sakin solunum bilinçaltıdır ve birey tarafından farkedilmeden yapılır. Ancak;
+ Sağlıklı bireylerde egzersizde olduğu gibi metabolik hızın arttığı,
+ Solunum ya da dolaşım faaliyetinin organizmanın gereksinimini karşılayamayacak kadar bozuk olduğu,
durumlarda insan artık nefes alıp verdiğinin farkına varmaya ve bu durumdan rahatsız olmaya başlar. Yani nefes darlığı hasta tarafından algılanan sübjektif bir bulgudur ve bu nedenle nefes darlığının şiddeti hastadan hastaya değişir. Bazı hastalarda ileri derecede solunum yetersizliği olmasına rağmen hasta nefes darlığı olmadığını ya da çok hafif nefes darlığı hissettiğini söylerken bazen hafif kronik bronşiti olan hastalar yapılan ölçümlerde solunum kapasitesinde çok ciddi bir bozulma olmamasına rağmen şiddetli nefes darlığı şikayeti ile hekime başvurabilir. Bu özelliği nedeniyle nefes darlığı ağrıya benzer, yani bireysel farklılıklar gösterir.
Nefes darlığı birçok hastalıkta görülebilmekle beraber en sık akciğer ve kalp hastalıklarında ortaya çıkmaktadır.
Akciğer ve kalp hastalıklarında nefes darlığı aniden ve şiddetli bir biçimde ortaya çıkabildiği gibi; birçok hastada başlangıçta efor dispnesi şeklinde başlayan bu belirti, hastalığın zamanında teşhis edilmemesi ve giderek kronikleşmesi sonucu şiddetini arttırarak geri dönüşümsüz hale gelebilir. Örneğin kalp enfarktüsü,
akciğer embolisi,
zatürre,
astım,
akciğerin sönmesi (pnömotoraks) gibi hastalıklarda daha önce hiçbir yakınması olmayan hastada, acile başvurmayı gerektiren ani ve şiddetli nefes darlığı atakları olabilir.
Nefes darlığına neden olan hastalıklar Akciğer Hastalıkları
•
KOAH (Kronik bronşit, Amfizem)•
Akciğer kanseri•
Tüberküloz (Verem)•
Astım•
Zatürre•
Akciğer Embolisi• Akciğerin doğumsal bazı hastalıkları
•
Bronşektazi•
Plörezi (Akciğer zarında su birikmesi)•
Akciğer zarının tümörleri• Alerjik reaksiyonlar neticesi üst hava yollarında ödem
• Meslek hastalıkları
• Geçirilmiş akciğer hastalıklarının akciğerde yapmış olduğu tahribatlar
• Bazı romatizmal hastalıklarda akciğerde de tutulum olması
• İleri yaşlarda ortaya çıkan akciğer fibrozu
• Akciğer ödemi
• Akciğer damarında ortaya çıkan yüksek tansiyon
Kalp Hastalıkları
• Kalp yetersizliği
• Koroner damar hastalığı
• Enfarktüs
• Kalp kapak hastalıkları
• Kalp ritm bozuklukları
• Kalp zarının hastalıkları
Diğer Hastalıklar
• Solunum kaslarında yetersizliğe neden olan nörolojik hastalıklar
• Akciğerin sıkışmasına neden olan omurga hastalıkları (skolyoz, kifoz)
• Doğumsal göğüs deformiteleri
• Anemi (kansızlık)
• Ses tellerinin fonksiyon bozuklukları
• Üst hava yollarının daralmasına neden olan hastalıklar
• Panik atak
• Ağrı nedenli nefes darlıkları
• Böbrek yetersizliği nedeniyle ortaya çıkan metabolik asidoz
• Santral sinir sisteminin bazı hastalıkları
• Zararlı gazlara maruz kalmak
Psikojenik Nefes Darlığı
• Hiçbir neden olmaksızın nefes darlığı hissinin var olması
Ne Yapmalı? Nefes darlığı yakınması ile başvuran hastada önce hastanın öyküsü alınıp muayenesi yapılarak nefes darlığının olası sebepleri ortaya konulmaya çalışılır. Fizik muayenenin yanısıra nefes darlığının nedenini ortaya koymak amacıyla öncelikle
akciğer grafisi ve
solunum fonksiyon testleri incelenir. Gerekli olgularda EKG, ekokardiografi, arter kan gazları analizleri ve daha birçok laboratuar inceleme yöntemlerine başvurulabilir.
Nefes darlığının nedenine yönelik tetkikler tamamlandıktan ve altta yatan hastalık ortaya konulduktan sonra derhal bu hastalığa yönelik tedavi başlanılır.
 |
 |
|
2
|
darkness88 |
415 |
21.10.2009 - 23:42:45 Son İleti: darkness88 |
[font="Comic Sans MS"]Akciğer kanseri
Erkeklerde en sık görülen kanser çeşidi olan akciğer kanseri, kadınlarda da sigara kullanımının artmasıyla beraber giderek daha sık görülmektedir.
Avrupa Birliği ülkelerindeki tüm kanser olguları içerisinde %21'lik paya sahip olan akciğer kanseri, aynı zamanda hastalığa bağlı yüksek ölüm oranı nedeniyle kansere bağlı ölümlerin %29'undan sorumludur. Amerika Birleşik Devletleri'nde 1991 yılı verilerine göre, kadın ve erkeklerde kansere bağlı ölümler arasında 1. sırada yer alan bu hastalık, kanser tedavisinde kaydedilen bütün gelişmelere rağmen önemini ve yerini korumaktadır. En sık görülen kanser türlerinden biri olan akciğer kanseri, büyük oranda sigara kullanımına bağlı olarak geliştiğinden aynı zamanda önlenebilir tek kanser türü olarak tanımlanabilir. Yapılan bir çok araştırmada sigara kullanımındaki artışa paralel olarak sıklığını arttıran bu hastalığın, sigara karşıtı kampanyaların başarılı olduğu ülkelerde sigara kullanımındaki azalma ile birlikte insidansının azaldığı saptanmıştır.
Akciğer kanseri gelişimi için risk faktörleri
Akciğer kanseri ile ilişkili birçok risk faktörü tanımlanmış olmakla birlikte bunların en önemlisi sigara kullanımıdır. Akciğer kanseri olgularının yaklaşık %80-85'inde sigara hastalıktan sorumlu tutulmaktadır. Özellikle squamous hücreli akciğer kanseri ve küçük hücreli akciğer kanseri ile sigara kullanımı arasındaki sebep - sonuç ilişkisi çok iyi tanımlanmıştır. Günlük tüketilen sigara miktarı ve tiryakilik süresi ile akciğer kanseri olasılığı arasında doğrusal ilişki bulunmaktadır. Yani daha fazla sigara içenlerde akciğer kanseri riski sigara içmeyenlere veya az sigara içenlere göre artmaktadır.
Sigara kullanımının dışında bazı metal ve kimyasal maddelere mesleksel maruziyet, asbest teması, radon gazı, genetik bazı faktörler, radyasyon, önceden geçirilmiş bazı akciğer hastalıkları ve beslenme alışkanlıkları da akciğer kanseri için risk faktörleri olarak sayılabilir. Örneğin ailesinde akciğer kanseri olan bireylerde akciğer kanseri görülme olasılığı biraz daha fazladır. Özellikle ailede akciğer kanseri öyküsü ile birlikte sigara kullanımı, riski daha da arttırmaktadır. Yine akciğer tüberkülozu, interstisyel fibrozis, büllöz amfizem ve doku harabiyeti ile seyreden diğer bazı akciğer hastalıklarında ortaya çıkan nedbe dokusu akciğer kanseri gelişimi için bir zemin oluşturabilir. Mezotelyoma(akciğer zarı kanseri) için bilinen en önemli risk faktörü olan asbest maruziyeti, aynı zamanda akciğer kanseri riskini de arttırmaktadır.
Akciğer kanserinin hücre tipine göre sınıflandırılması
Akciğer kanseri, hücre tipine göre küçük hücreli akciğer kanseri (small cell) ve küçük hücreli dışı akciğer kanseri (non-small cell) olmak üzere 2 temel grupta ele alınır. Küçük hücreli dışı akciğer kanseri, squamous, adeno ve büyük hücreli kanser alt gruplarından oluşur. Küçük hücreli ve küçük hücreli dışı akciğer kanserinin seyri ve tedavi yaklaşımı bazı farklılıklar gösterir (bkz. tedavi). Küçük hücreli akciğer kanserinin tüm akciğer kanserleri içindeki sıklığı yaklaşık %15-20 oranındadır. Küçük hücreli dışı akciğer kanserleri arasında yer alan squamous hücreli kanser ülkemizde en sık görülen tiptir ve büyük ölçüde sigara kullanımına bağlı olarak gelişir. Yine aynı grupta yer alan adeno kanser ise bizde daha seyrek görülmekle birlikte örneğin ABD'de en fazla görülen akciğer kanseri türüdür. Squamous hücreli kanser ve küçük hücreli kanser daha çok akciğerin santral bölümlerinde yani ana bronşlar ve lob bronşlarında yer alırken, adeno kanser çoğu kez periferik akciğer alanlarından başlar.
Akciğer kanseri belirtileri nelerdir ?
Akciğer kanseri belirtileri lokal belirtiler ve akciğer dışı belirtiler olmak üzere 2 grupta incelenebilir :
Lokal belirtiler doğrudan akciğere yerleşen tümörün ve onun bölgesel lenf bezlerine metastazlarının ortaya çıkardığı öksürük, balgam çıkarma, nefes darlığı, göğüs, omuz, kol veya sırt ağrısı, kan tükürme, ses kısıklığı, yüz ve boyunda şişme, hışıltılı solunum gibi belirtilerdir. Ancak hastalığın başlangıç döneminde olguların büyük çoğunluğunda belirti yoktur. Birçok olguda ise öksürük erken bir belirti olmakla birlikte hastaların büyük çoğunluğu sigara kullandığından öksürüklerinin sigaraya bağlı olduğunu düşünerek hekime başvurmazlar. Bu nedenle uzun süren (3 haftadan uzun) öksürük varlığında veya önceden varolan öksürüğün karakterinde bir değişme ortaya çıktığında, örneğin öksürükle birlikte balgamla karışık kan gelmesi gibi durumlarda mutlaka kontrolden geçmek gerekir.
Akciğer kanserinin akciğer dışı belirtileri, tümörün diğer organlara metastazlarına bağlı olabildiği gibi tümörden salınan bazı immünolojik ve hormonal maddelere bağlı da olabilir.
Metastaz belirtileri organa özgü olup örneğin kemik metastazlarında ağrı, beyin metastazında bilinç bozukluğu, kasılmalarla seyreden nöbet, görme bozuklukları olabilir.
Metastaz belirtilerinin dışında iştahsızlık, kilo kaybı, kuvvet kaybı, halsizlik, ateş gibi şikayetler olguların birçoğunda görülebilir. Ayrıca özellikle küçük hücreli akciğer kanserinde tümörden salınan bazı hormonal maddelere bağlı olarak parmaklarda çomaklaşma, deri lezyonları, nörolojik tablolar, kan tablosunda bozulma gibi bulgular olabilir.
Akciğer kanserinde tanı ve evreleme
Yukarıdaki belirti ve bulgularla hekime başvuran hastalarda ayrıntılı bir öykü ve fizik muayenenin ardından tanı için atılacak ilk adım standart akciğer grafisi (2 yönlü) çekilmesidir. Birçok olguda bu görüntüleme yöntemi ile tümör ya da tümörün oluşturduğu enfeksiyon, plörezi, atelektazi (akciğerin çökmesi) gibi tablolar saptanabilir. Akciğer grafisinde tümör ya da tümör ile ilişkili olabilecek diğer görünümlerin saptanması halinde atılacak 2. adım genellikle akciğerin bilgisayarlı tomografisinin çekilmesidir. Bilgisayarlı tomografi görülen lezyon hakkında detaylı bilgi verdiği gibi standart akciğer grafisinde görülemeyecek kadar küçük olan diğer lezyonların görülmesine de olanak sağlar. Standart akciğer grafisi ve bilgisayarlı tomografilerin incelenmesinden sonra hastalığın bölgesel yayılımı ve lokalizasyonu ortaya çıkar. Hekim bu noktada artık kesin tanı için gerekli olacak biyopsi yönteminin ne olacağına karar verebilir. Örneğin cerrahi müdahale düşünülen olgularda ve santral bölgede yer alan tümörlerde bronkoskopi yapılması hem evreleme hem de tanı için gerekli iken, bronkoskopi ile ulaşılamayacak periferik bölgelerde yer alan tümörlerde bilgisayarlı tomografi rehberliğinde iğne biyopsisi tercih edilebilir. Yine bu ilk incelemelerin sonucunda tümöre cerrahi bir girişim düşünülmüyorsa tanı için ilk aşamada balgam muayenesi istenebilir. Bu tür hastalarda balgamın sitolojik incelemesi sonucunda tanıya ulaşılamaz ise diğer yöntemlere başvurulur.
Akciğer grafisi ve bilgisayarlı tomografi ile görüntülenen tümörde balgam, plevra sıvısı sitolojisi, bronkoskopi veya iğne biyopsisi gibi yöntemlerle hücre tipi tanısı da konulduktan sonra elde edilen sonuca göre evreleme çalışmalarına başlanmalıdır. Kanserde evreleme hastalığın seyri ve uygulanacak tedavi yönteminin belirlenmesi açısından son derece önemlidir ve mutlaka yapılması gerekir.
Küçük hücreli akciğer kanseri sınırlı ve yaygın evre olmak üzere 2 evrede incelenir. Sınırlı evrede hastalık göğsün tek bir tarafı ile sınırlıdır, karşı akciğere veya diğer oraganlara yayılım yoktur. Yaygın evre küçük hücreli akciğer kanserinde hastalık, akciğer dışı diğer organlara ya da karşı akciğere metastaz yapmıştır. Sınırlı ve yaygın evrelerde tedavi farklılık gösterdiğinden küçük hücreli akciğer kanseri tanısı konulan olgularda en azından beyin tomografisi ya da MR'ı, kemik sintigrafisi ve üst batın tomografisi veya ultrasonografisi ile uzak organ metastazları araştırılmalıdır.
Küçük hücreli dışı akciğer kanserinin erken evrelerinde cerrahi tedavi sağkalım üzerine en etkili tedavi modalitesi olduğundan bu hastalıkta evreleme çalışmaları küçük hücreli akciğer kanserine göre daha detaylı incelemeleri gerektirir. Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde evreleme TNM sistemine göre yapılır. Bu sistemde T ile tümör boyutu, tümörün komşu doku ve organlarla ilişkisi, tümörün bronkoskopik görünümü gibi birçok özelliği tanımlanırken, N tümöre ait bölgesel veya uzak lenf bezlerindeki metastaz varlığını yada yokluğunu tanımlar. M uzak organ metastazları ile ilişkili olup, M1 olarak tanımlanan olgular yani uzak organ metastazı saptanan olgular doğrudan başka bir incelemeye gerek olmaksızın evre IV olarak sınıflandırılır. TNM sistemine göre akciğer kanseri olguları evre I, evre II, evre III ve evre IV olarak dört grupta ele alınır. Evre I ve II, erken evre akciğer kanseri olarak tanımlanır ve bu tür olgularda mutlaka cerrahi tedavi olanakları araştırılmalıdır.
Akciğer kanseri tedavisi
Akciğer kanseri tedavisi multidispliner bir yaklaşım gerektirir. Yani akciğer kanserinin tedavisi ve takibi Göğüs Hastalıkları, Onkoloji ve Göğüs Cerrahisi uzmanlarının işbirliği ile kararlaştırılmalı ve yapılmalıdır.
Küçük hücreli akciğer kanserinde tedavi
Küçük hücreli akciğer kanserinde seçilecek tedavi yöntemi cerrahi dışı yaklaşımlar yani kemoterapi ve radyoterapi uygulamalarıdır. Bu tür kanserin kombine kemoterapi ve radyoterapiye yanıtı genellikle çok iyidir ve kısa sürede tümör ve metastazlarının boyutlarında gerileme ya da radyolojik olarak silinme olduğu görülür. Sınırlı evre küçük hücreli akciğer kanseri olgularında kemoterapi ile birlikte uygulanan radyoterapi, sadece kemoterapi uygulanmasına göre daha iyi sonuç vermektedir. Yine sınırlı evredeki hastalıkta beyne koruyucu radyoterapi uygulanması da tedavi yöntemleri arasında yer alır. Yaygın evrede ise seçilecek tedavi yöntemi kombine kemoterapidir ancak beyin metastazı varlığında buraya radyoterapi uygulanmalır.
Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde tedavi
Küçük hücreli dışı akciğer kanseri tanısı konulan ve evre I, II ve bazı seçilmiş evre III olgularda tercih edilecek tedavi yöntemi cerrahi girişim olmalıdır. Bu tür olgularda cerrahi sonrası gerekli görülürse kemoterapi yada radyoterapi uygulamaları da yapılabilir. İleri evre küçük hücreli dışı akciğer kanserinde ise kemoterapi ve akciğer dışı beyin, kemik gibi organ metastazları varlığında buraya yönelik radyoterapi uygulanılır.
Akciğer kanserinden korunma ve erken tanı
Akciğer kanserinden korunmanın en etkin yolu sigarayı bırakmaktır. Bunun dışında endüstride kullanılan bazı metal ve kimyasal maddelere karşı tedbir alınması, hava kirliliği ile mücadele, radyasyon maruziyetinden kaçınma, korunma önlemleri olarak sayılabilir.
Akciğer kanserinde erken tanının önemine ilişkin çok büyük hasta gruplarını içeren çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalarda balgam sitolojisi, akciğer grafisi gibi tanı yöntemleri tarama testi olarak kullanılmıştır. Bu çalışmaların sonuçları incelendiğinde ne yazık ki kansere bağlı ölüm oranlarında tarama testi uygulanan hasta grupları ile uygulanmayan gruplar arasında önemli bir farklılık görülmediği saptanmıştır. Bununla birlikte sigara içen 40 yaş üzerindeki bireylerde en azından yılda 1 kez akciğer grafisi çekilmesi erken tanı için önerilebilir[/font[size="2"][/size]]
 |
|
|
1
|
darkness88 |
147 |
21.10.2009 - 23:38:52 Son İleti: Vivivan |
Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH)
1. Tanım
KOAH akciğerin zararlı gaz ve partiküllere karşı anormal enflamatuar yanıtı sonucu ortaya çıkan tıkayıcı ve ilerleyici bir akciğer hastalığıdır. Ekspirium (nefes verme) sırasında havayollarında ortaya çıkan çökme ve aşırı bronşial ifrazat havayollarında daralmaya neden olarak hava akım hızını azaltmakta ve bu olay sürekli olarak şiddetini arttırarak hastanın yaşam kalitesinde bozulmaya yol açmaktadır. Bu tanımdan da anlaşıldığı gibi KOAH'ta havayollarında meydana gelen değişikler geri dönüşümsüzdür ve sürekli ilerleyici karakter gösterir.American Thoracic Society'nin tanımına göre KOAH, Kronik bronşit ve amfizeme bağlı hava akımı kısıtlaması ile karakterizedir. Yine aynı derneğin tanımlamasına göre Kronik bronşit, birbirini izleyen iki yıl içersinde bir başka nedene bağlanamayan ve en az 3 ay süren kronik öksürük ve balgam çıkarma olarak ifade edilebilir. Amfizem ise akciğerin en uç noktalarında yer alan ve atmosfer havasından Oksijeni alıp kandaki Karbon dioksiti havaya vermemizi sağlayan alveolerin (küçük hava kesecikleri) anormal ve kalıcı genişlemesidir. Bu 2 hastalığın akciğerde yerleştiği alan ve yapmış oldukları kalıcı değişiklikler farklı tipte olmakla beraber KOAH,genellikle kronik bronşit ve amfizemin değişik oranlarda birlikteliği ile karakterizedir.
2. Dünyada ve ülkemizde KOAH'nın boyutu nedir ?
Tüm dünyada ciddi bir ölüm nedeni olan bu hastalık yüzünden her yıl yaklaşık 2,5 milyon kişi yaşamını yitirmektedir.Bu hastalalığın 2020 yılında küresel yük açısından ilk 5. sıraya yerleşeceği tahmin edilmektedir.ABD'de 1968-1995 arası yaşa uyarlanmış ölüm oranlarının seyrine bakıldığında,koroner kalp hastalığı, inme, diğer serebrovasküler hastalıklar ve bunların dışında kalan diğer tüm ölüm nedenlerinde azalma izlenirken, aynı dönemde KOAH nedenli ölüm oranlarında ciddi bir artış olduğu (% 163) saptanmıştır. KOAH bugün tüm dünya genellinde ölüm nedenleri arasında 6. sırada yer almaktadır ve 2020 yılında 3. sıraya yerleşeceği öngörülmektedir. Ülkemizde elimizde kesin sayısal veriler olmamakla birlikte yaklaşık 2,5-3 milyon KOAH hastası olduğu tahmin edilmektedir.
3. KOAH için risk faktörleri
KOAH için risk faktörleri astımda olduğu gibi genetik ve çevresel olmak üzere 2 grupta ele alınabilir. Yandaki tabloda görülen risk faktörlerinden en önemlisi sigara kullanımıdır. Gelişmiş ülkelerde KOAH gelişiminden sorumlu en büyük risk faktörü sigara iken gelişmekte olan ülkelerde sigaranın yanısıra çevresel ve mesleki zararlı gaz ve partiküllere ya da hava kirliliğine maruz kalma da önemli oranda KOAH gelişiminden sorumlu tutulmaktadır. Örneğin ülkemizde bazı kırsal alanlarda yakıt olarak kullanılan tezek dumanı KOAH için risk faktörü olarak ele alınmalıdır.
Aktif sigara kullanımı KOAH için bilinen en önemli risk faktörüdür. Sigara içenlerde KOAH gelişme riski içmeyenlere göre 10-25 kat daha fazladır. Aktif sigara içenlerin sigarayı bıraktıklarında solunum fonksiyon testlerindeki yıllık kayıp hızı, sigara içmeye devam edenlere göre ileri derecede azalmaktadır. Sigarayı bırakma yaşı ne kadar erken olursa solunum fonksiyon testlerindeki bozulma hızı o derecede yavaşlamaktadır. Bugün sigara içenlerin yaklaşaık % 15-20 kadarında KOAH geliştiği bilinmektedir.
Mesleksel maruziyet de KOAH için önemli risk faktörüdür. Havalandırması kötü, korunma önlemlerinn uygulanmadığı dumanlı ve tozlu işyerlerinde çalışanlarda KOAH gelişimi için normal popülasyona göre daha yüksek risk taşımaktadırlar.
4. Hastalığa ait belirti ve bulgular
Hastalığın ilk belirtileri öksürük ve balgam çıkarmadır. KOAH hastalarının büyük çoğunluğu aynı zamanda sigara tiryakisi olduğundan öksürük ve balgam yakınması başlangıçta hasta tarafından sigaradan oluyor düşüncesi ile önemsenmez. Oysa bu dönemde hastalığa tanı konulması hastanın geleceği açısından son derece önemlidir. Erken dönemde sigaranın bırakılması ile hastalık belirtileri gerileyebilir ve hastalık gelişimi durabilir. Öksürük genellikle sabahları daha fazla ve arka arkayadır.Kronik bronşitin ön planda olduğu KOAH olgularında çoğu kez öksürükle birlikte balgam çıkarma da vardır. Hastalığın bu dönemde fark edilmemesi ve sigaraya devam edilmesi neticesinde hastalık ilerler ve hışıltılı solunum, nefes darlığı gibi yakınmalar ortaya çıkar. Ayrıca bazı hastalarda balgamla birlikte hafif hemoptizi(kan tükürme) olabilir.Ön planda amfizemin yer aldığı KOAH olgularında ise hastalar en fazla nefes darlığından yakınırlar. Bu gruptaki hastalarda hışıltılı solunum, öksürük ve balgam çıkarma yakınmaları daha seyrektir. Yine amfizemin ön planda olduğu KOAH hastaları genellikle astenik, ince yapılı tiplerdir. Buna karşın Kr.bronşitin ön planda olduğu KOAH hastaları tıknaz kısa boylu yapıdadırlar. KOAH'ın ağır ve çok ağır formlarında kandaki Oksijen miktarında azalma ve buna bağlı siyanoz ve en nihayetinde sağ kalp yetersizliğine bağlı, ayaklarda şişme gibi belirtiler ortaya çıkar.
5. Hastalığın tanısı
Sigara kullanımı,zararlı gaz ve partiküllere maruziyet veya genetik risk faktörleri varlığı ile birlikte kronik öksürük, balgam çıkarma ve nefes darlığı gibi semptomlar ile başvuran hastalarda standart akciğer grafisi ve solunum fonksiyon testleri yapılmalıdır. Standart akciğer grafisinde KOAH'na ilişkin bulgular saptanabilmekle beraber yukarıdaki şikayetlere neden olabilen akciğer kanseri, bronşektazi gibi diğer akciğer hastalıklarının tanısı da konulabilir.Solunum fonksiyon testleri ise KOAH tanısının objektif olarak kesinleştirilmesini ve hastalığın varlığı durumunda ağırlık derecesinin belirlenmesini sağlar. Bu tetkikleri dışında EKG ve tam kan sayımı gibi yardımcı tanı yöntemlerine de başvurulabilir.
6. Tedavi
KOAH'nın tedavisi 4 bölümde ele alanıbilir. bunlar, Hastalığın tanısı ve derecesinin değerlendirilmesi, sigaranın bıraktırılması ve diğer risk faktörlerinin azaltılması, stabil dönemdeki tedavi ve akut atak dönemlerindeki tedavi olarak sıralanabilir. Bugün KOAH tedavisinde kullanılan pek çok çeşit ilaç piyasada bulunmakla beraber bu ilaçların hiçbiri hastalığı tamamen ortadan kaldıramaz ve hiçbir ilaç SİGARANIN BIRAKILMASI KADAR HASTALIĞIN İLERLEMESİNİ YAVAŞLATICI ETKİ GÖSTEREMEZ. Stabil dönemde KOAH tedavisinde tercih edilecek ilaçlar aynı astım tedavisinde olduğu gibi solunum yoluyla kullanılan inhaler ilaçlar olmalıdır. Hastalığın ağırlık durumuna göre bu ilaçlar gerektiğinde yani hasta örneğin efor yaparken nefes darlığı hissetiğinde kullanılabilir ya da hekimin önerdiği şekilde sürekli ve düzenli bir tedavi şeması uygulanabilir.KOAH'da ilaç dışı tedavi modaliteleri ise uzun süreli Oksijen tedavisi ve pulmoner rehabilitasyon programlarını içerir. Uzun süreli yada sürekli Oksijen tedavisi kanlarında Oksijen parsiyel basıncı hastalık nedeniyle belirli bir değerin altına düşmüş olgularda önerilir. Unutulmamalıdır ki bilinçsiz Oksijen kullanımı KOAH olgularında yarardan çok zarar getirebilir. Bu nedenle Oksijen tedavisinin gerekliliğine mutlaka hekim karar vermelidir.
7. KOAH'da akut atak ve tedavisi
KOAH’lı hastanın, zeminde var olan dispne, öksürük ve/veya balgam çıkarma yakınmalarında, tedavisinde değişiklik gerektirecek boyutta akut bir artış göstermesi aku atak olarak tanımlanmaktadır.KOAH'lı hastalar yılda 1-4 kez alevlenme (akut atak) gösterebilirler. Alevlenmelerin büyük kısmı hafif olup evde tedavi edilebilirse de, çok şiddetli ve hayatı tehdit eden alevlenmelerde hastalar yoğun bakım ünitelerine bile yatırılabilirler.KOAH'lı olgularda birçok alevlenme nedeni olduğu bilinmekle birlikte hastaların büyük çoğunluğunda solunum yolları enfeksiyonları tablonun ortaya çıkmasında rol oynar.
 |
 |
|
4
|
darkness88 |
191 |
21.10.2009 - 23:14:17 Son İleti: Vivivan |
HİPERMETROP:
“Uzak Görme” olarak da tanımlanan hipermetrop genellikle, ya göz küresinin çok kısa olması, ya da mercek sisteminin çok zayıf olmasına bağlı olarak oluşur. Bu koşulda, gevşemiş mercek sistemi paralel ışınları retina üzerinde odaklanabilmeleri için gerekli ölçüde kıramamaktadır. Bu anormalliğin üstesinden gelebilmek için, silyer kaslar merceğin gücünü artırmak üzere kasılmalıdırlar. Bu nedenle, hipermetrop kişi akomodasyon mekanizmasını kullanarak uzak nesneleri retina üzerine odaklama yeteneğine sahiptir. Eğer kişi uzak nesnelere akomodasyon yapmak için silyer kas gücünün sadece küçük bir kısmını kullanmışsa, göze daha yakın nesneleri de silyer kası maksimal sınıra kadar kasarak netleştirebilir.
İleri yaşlarda, mercek presbiyopik olmaya başlayınca hipermetrop kişi, merceğinin yakın nesneleri ve hatta uzak nesneleri odaklayabilmek için yeterli derecede akomodasyon yapmasını sağlayamaz.
MİYOP:
Miyop veya “yakın görme”de, silyer kaslar tümüyle gevşediğinde uzak nesnelerden gelen ışık ışınları, retinanın önünde odaklanır.Bu genellikle çok uzun bir göz küresi nedeniyle ortaya çıkarsa da, gözün mercek sisteminin kırma gücünün çok yüksek olmasına da bağlı olabilir.
Gözün, merceğin kırma gücünü, silyer kas tümüyle gevşek durumdayken olan kırma gücünden daha fazla düşürmesini sağlayacak bir mekanizma bulunmamaktadır. Bu nedenle, miyop kişi uzak nesneleri retina üzerinde net olarak odaklayabilmek için herhangi bir mekanizmaya sahip değildir. Ancak, nesne göze yaklaştıkça sonunda görüntüsünün retina üzerine odaklanabildiği bir uzaklığa gelir. Bu noktadan sonra, cisim göze daha da yaklaşırsa, kişi akomodasyon mekanizmasını kullanarak görüntüyü net olarak odaklanmış durumda tutabilir. Bu nedenle, miyop kişinin net görme için sınırlayıcı kesin bir “uzak noktası” bulunmaktadır.
MİYOP VE HİPERMETROBUN MERCEK KULLANIMIYLA DÜZELTİLMESİ:
Konkav merceklerden geçen ışık ışınlarının ıraksandığı anımsanacaktır. Bu nedenle, eğer gözün kırıcı yüzeyleri miyopta olduğu gibi çok fazla kırma gücüne sahiplerse, bu aşırı kırma gücü gözün önüne yerleştirilen ve ışınları ıraksayan konkav (iç bükey) küresel bir mercek ile nötralize edilebilir.
Öte yandan, hipermetrobu olan, yani mercek sistemi çok zayıf olan kişinin görmesindeki anormallik ise, gözün önüne yerleştirilen konveks (dış bükey) bir mercekle kırma gücü eklenerek düzeltilir.
Genellikle net görme için gerekli konkav veya konveks mercek, deneme yanılma yöntemiyle, yani önce güçlü bir merceğin, daha sonra da daha güçlü ve daha zayıf merceklerin en iyi görme keskinliğini sağlayan mercek bulunana dek denenmesiyle belirlenir.
ASTIGMATİZM:
Astigmatizm, gözün görüntüyü bir düzlemde buna dik olan düzlemden daha farklı bir uzaklıkta odaklaması nedeniyle oluşan bir kırma kusurudur. Bu genellikle, korneanın düzlemlerinden birindeki eğriliğinin çok büyük olmasından kaynaklanır. Gelen ışığa karşı yan duran bir yumurtanın yüzeyi, astigmatik mercek yüzeyine örnek olarak kabul edilebilir. Yumurtanın uzun ekseni boyunca yer alan düzlemdeki eğriliği kısa ekseni boyunca yer alan düzlemdeki eğriliğinden daha azdır.
Astigmatik merceğin bir düzlemdeki eğriliği diğer düzlemlere göre daha az olduğu için, merceğin bir düzlemde periferik kısmına düşen ışınlar diğer düzlemde periferik kısımlarına düşen ışınlar kadar kırılmazlar.
Gözün akomodasyon gücü, akomodasyon sırasında göz merceğinin eğriliği her iki düzlemde eşit olarak değiştiği için, astigmatizmi kompanse edemez. Diğer bir deyişle, her iki düzlemde düzeltme için farklı derecelerde akomodasyon gerektiği için, gözlük kullanmaksızın her iki düzlemde eşzamanlı bir akomodasyon sağlanamaz. Bu nedenle, astigmatizmde gözlük kullanmadan hiçbir zaman net odaklı bir görme sağlanamaz.
ASTİGMATİZMİN SİLİNDİRİK BİR MERCEKLE DÜZELTİLMESİ:
Astigmatik bir gözün farklı güçlerde iki silindirik merceğin birbirine dik açıyla yerleştirilmesinden oluşan bir mercek sistemine sahip olduğu düşünülebilir. Bu nedenle, astigmatizmin düzeltilmesinde başvurulan yöntem, astigmatik merceğin iki düzleminden birinde odağı düzelten bir küresel merceğin “deneme ve yanılma” ile bulunmasıdır. Daha sonra ek bir silindirik mercek ile diğer düzlemdeki hata düzeltilir. Bunun için gerekli silindirik merceğin hem ekseninin hem de kırma gücünün belirlenmesi gereklidir.
Bir gözün mercek sisteminin anormal silindirik bileşeninin eksenini belirlemede farklı yöntemler kullanılır. Bu yöntemlerden biri, paralel siyah çubukların kullanımına dayanır. Bu paralel çubukların bazıları dikey, bazıları yatay ; diğerleri ise yatay ve dikey eksenlere farklı açılardadır. Çeşitli küresel merceklerin astigmatik göz önüne deneme-yanılma yöntemiyle yerleştirilmesinin ardından, bu çubukların bazılarının net görüldüğü, bunlara dik olanların ise bulanıklığının giderilemediği belirli bir mercek gücü genellikle bulunabilir. Bu bölümde daha önce tartışılan optiğin fiziksel ilkelerinden yola çıkılarak odak dışı silindirik bileşenin ekseninin bulanık olan çubuklara paralel olduğu söylenebilir. Bu eksen saptandıktan sonra, hasta tüm çaprazlaşan çubukları net görene dek, odak dışı çubuklara paralel eksene sahip, daha güçlü veya zayıf pozitif veya negatif silindirik mercekler denenir. Bu başarıldıktan sonra gözlükçüden küresel düzeltme ve uygun eksende silindirik düzeltmeyi bir arada sağlayan özel bir mercek hazırlaması istenir.
OPTİK ANORMALLİKLERİN KONTAKT LENS KULLANIMIYLA DÜZELTİLMESİ:
Son yıllarda, cam ve plastik kontakt lensler korneanın ön yüzüne kolaylıkla yerleştirilebilmektedir. Bu mercekler korneanın ön yüzüyle kontakt lens arasında kalan aralığı dolduran ince bir gözyaşı tabakası ile yerinde tutulmaktadır.
Kontakt lensin önemli bir özelliği normalde korneanın ön yüzünde oluşan refraksiyonu hemen hemen sıfırlamalarıdır. Bunun nedeni, kontakt lens ile korneanın ön yüzü arasında yer alan gözyaşının hemen hemen korneaya eşit bir kırma indeksine sahip olmasıdır. Böylelikle korneanın ön yüzü artık gözün optik sisteminde önemli bir rol oynamamaktadır. Bunun yerine, artık kontakt lensin ön yüzü önem kazanmaktadır. Yani, kontakt lensin refraksiyonu korneanın normal kırma özelliğinin yerini almaktadır. Bu durum özellikle, göz kırma kusurları korneanın anormal şeklinden kaynaklanan, örneğin “keratokonus” adı verilen garip, dışa kabarık biçimli korneaya sahip olan hastalar için önemlidir. Kontakt lens kullanılmadığı takdirde, çıkıntılı kornea öyle ağır bir görme anormalliğine yol açar ki, herhangi bir gözlükle görmenin düzeltilmesi mümkün olamaz. Buna karşın kontakt lens kullanıldığında korneal refraksiyon nötralize edilir ve bunun yerini kontakt lensin ön yüzünün normal refraksiyonu alır.
Kontakt lens kullanımının başka faydaları da vardır:
1-Kontakt lens gözle birlikte döner ve alışılmış gözlüklerden çok daha geniş bir net görme alanı sağlar.
2-Kontakt lens görülen nesnenin büyüklüğü üzerine önemli bir etki yapmazken gözün birkaç cm önüne yerleştirilen mercekler odağı düzeltmenin yanı sıra görüntünün büyüklüğünü de değiştirirler.
KATARAKT:
Katarakt genellikle yaşlı kişilerde ortaya çıkan yaygın bir göz bozukluğudur. Katarakt, mercekte yer alan bulutlu veya opak bir alan veya alanlardır. Katarakt oluşumunun erken safhasında, bazı mercek liflerinde proteinler denatüre olur. Daha sonra, bu proteinler normal saydam protein lifleri yerine, opak alanlar oluşturacak şekilde koagüle olurlar.
Katarakt görmede ciddi kayıplara yol açacak ölçüde ışık geçişini engellerse, merceğin cerrahi yoldan çıkartılması ile kusur düzeltilir. Bu yapıldığında göz kırma gücünün önemli bir kısmını yitirdiği için, güçlü bir konveks mercek gözün önüne yerleştirilerek veya yapay bir mercek çıkartılan merceğin yerine implante edilerek bu kayıp karşılanmış olur.
RENK KÖRLÜĞÜ:
Kırmızı Yeşil Renk Körlüğü:
Gözde renge duyarlı konilerin tek bir grubu eksik olduğunda, kişi bazı renkleri diğerlerinden ayırt edemez. Yeşil, sarı, portakal ve kırmızı renklerin dalga boyları 525 ve 675 nanometre arasındadır ve normalde birbirlerinden kırmızı ve yeşil koniler tarafından ayırt edilir. Bu iki koniden biri eksik olursa, kişi bu dört rengi ayırt etmek için artık bu mekanizmayı kullanamaz; kişi özellikle kırmızıyı yeşilden ayıramaz ve bu yüzden “kırmızı-yeşil renk körü” olduğu söylenir.
Kırmızı konileri olmayan kişi “protanop” olarak adlandırılır; bu kişinin görme spektrumu kırmızı konilerin eksikliğinden dolayı uzun dalga boyunun sonunda belirgin şekilde kısalmıştır. Yeşil konileri eksik olan renk körü kişi “döteranop” olarak adlandırılır; bu kişi, kırmızı konileri bulunduğu için uzun dalga boylu ışığı saptayacak son derece normal bir görme spektrumuna sahiptir.
Yeşil-kırmızı renk körlüğü neredeyse tamamen erkeklerde ortaya çıkan fakat kadınlar tarafından taşınan genetik bir hastalıktır. Yani, dişi X kromozomundaki genler bu konileri kodlar. Renk körlüğü kadında neredeyse hiçbir zaman görülmez, çünkü iki X kromozomundan en az biri hemen hemen her zaman her bir koni tipi için normal bir gen taşıyacaktır. Ancak erkek yalnız bir X kromozomuna sahiptir, bu yüzden eksik bir gen kendisinde renk körlüğüne yol açacaktır.
Bir erkekteki X kromozomu hiçbir zaman babadan gelmediği, her zaman anneden geldiği için, renk körlüğü anneden oğula geçer ve annenin renk körlüğü taşıyıcısı olduğu söylenir; bu tüm kadınların yaklaşık yüzde 8’ ini oluşturur.
Mavi Zayıflığı:
Bazan azalması söz konusuysa da, mavi koniler nadiren eksik olur, bu da genetik olarak edinilen bir durumdur, mavi zayıflığı denen olayın ortaya çıkmasına yol açar.
ŞAŞILIK:
Strabismus olarak da adlandırılan şaşılık, gözlerin, bir ya da daha fazla koordinatta birleşme eksikliği anlamına gelir.
Şaşılığın temel tipleri şunlardır:
1-Yatay şaşılık
2-Düşey şaşılık
3-Torsiyonel şaşılık
Şaşılığın iki ya da hatta üç tipinin karışımları meydana gelir.
Şaşılığa, sıkça, görme sisteminin birleşme mekanizmasının anormal bir “ayarı” neden olur. Yani, bebeğin iki gözünü aynı nesne üzerine fikse etmek üzere yaptığı ilk gayretlerinde, gözlerden biri tatmin edici şekilde fikse olurken diğeri fikse olamaz ya da ikisi de yeterli şekilde fikse olabilir ancak bu eşzamanlı değildir. Kısa bir sürede sinirsel kontrol yollarında gözün konjüge hareket paternleri anormal bir şekilde “ayarlanmış” olur, öyle ki gözler hiçbir zaman birleşemezler.
GÖZ TANSİYONU:
Göz tansiyonu (glokom) çoğunlukla 40 yaşından sonra ortaya çıkan ve sinsi seyreden bir hastalıktır. Erken belirti vermediği için kalıcı körlüklere sebep olabilmektedir. Göz tansiyonu, göz içi basıncının artmasıyla görme sinirlerinde kalıcı hasarlar oluşmasıdır.
Bazı göz tansiyonları ender de olsa doğuştan gelir. Çocuklarda gözlerde büyüme, sulanma ve ışıktan rahatsız olma gibi belirtiler varsa mutlaka doktora başvurmalıdır.
Göz tansiyonunu tespit etmek, günümüz teknolojisi ile çok kolaylaşmıştır. Bu nedenle 40 yaşından sonra göz tansiyonu muayenesi yaptırmak yerinde olur. Sinsice ilerleyen bir hastalık olduğu için erken teşhis çok önemlidir. Miyoplar, ailesinde göz tansiyonu olanlar ve göz ameliyatı geçirenler bu konuda daha duyarlı olmalıdırlar.
 |
 |
|
2
|
darkness88 |
209 |
20.10.2009 - 18:27:59 Son İleti: darkness88 |
Böbrek Taşları ve Tedavi
Üriner sistem :böbrekler,ureterler,mesane ve uretradan oluşmuştur.
Böbrekler fasulye şeklinde organlar olup,kaburgaların hemen altında ve belkemiğinin her iki yanında yer alır.Bu organların asıl görevi vücuttaki fazla suyu ve artık maddeleri idrar şeklinde dışarı atmaktır.Bu işlevi sonunda kandaki bazı dengeleri sabit şekilde tutmayı sağlarlar.
Böbrekle mesane arasında yer alan ve idrarı mesaneye taşıyan tüp şeklindeki organlara da Ureter denir.Yaklaşık 22-25 cm uzunluğundadır. Mesane ise karnın alt kısmında yer alır ve idrarın depolanmasına yarar.Tıpkı bir balon gibi elastikliği sayesinde genişleyerek bu işlevini yerine getirir.Burada depolanan idrar Uretra yolu ile vücut dışına atılır.
Esas olarak böbrek taşı , idrar içinde çöken kristallerin böbrek iç yüzeyine tutunmasından ve birikmesinden oluşur.Normalde idrar içinde bu kristalleşmeyi ve çökmeyi engelleyen ve İnhibitör denilen maddeler vardır.Bu inhibitörler her insanda yeterli miktarda olmayabilir ve bu da taş oluşumuna yol açar. Diğer bir neden ise idrarın asidik veya bazik oluşudur. Eğer oluşan bu kristaller ve kumlar yeteri kadar küçükse idrar yollarına takılmadan ve de herhangi bir probleme yol açmadan düşerler. Böbrek taşları kimyasal yapıları bakımından birçok maddenin kombinasyonundan oluşmuştur.Ençok görülen taş tipi kalsiyum içeren ve fosfat veya oksalat kombinasyonlu taşlardır.Bu maddeler bir insanın normal günlük gıdalarında mutlaka bulunurlar.
Ayrıca kemik ve kas yapılarının önemli birer yapıtaşıdırlar. Ürolithiasis tibbi bir terim olup üriner sistemin herhangi bir yerinde taş olduğunu ifade etmek için kullanılır.Diğer terimler olan idrar yolları taşı ve nefrolithiasis aynı amaç için kullanılır.Doktorlar bu terimleri genellikle taşın yerini tanımlamak için kullanırlar.
Böbrek taşları ile safra kesesi taşlarının bir bağlantısı ve ilgisi yoktur.Bunlar vücudun farklı sistemlerinde oluşmuş taşlardır.
Net olarak bilinmeyen bazı sebeplerden dolayı Amerika Birleşik Devletlerinde ve diğer gelişmiş ülkelerde son 20 yıldır taş hastaları sayısında artış vardır. Beyaz ırkta taş sıklığı siyah ırka oranla daha fazladır.Erkeklerde taş sıklığının fazla olmasına rağmen son 10 yıldır kadınlarda da taş oluşma hızında artış vardır ve taş oluşma oranları değişmektedir.Böbrek taşları sıklıkla 20 ile 40 yaş arsında gelişir.Bir kimsede bir kere taş gelişirse ,bu şahısta bundan sonra yeni taş oluşma oranı,diğer kimselere göre daha fazladır. Doktorlar oluşan taşların sebebini bazen tam olarak bilemezler.Bazı gıdaların taş oluşumundan sorumlu olduğu düşünülse de bu spesifik maddelerin taş oluşumunda kesin etkili olduğu şüphelidir.
Ailesinde taş olan birisinin kendisinde de taş oluşması olasılığı genetik faktörlere bağlı fazladır.İdrar yolları infeksiyonları,kistik böbrek hastalığı gibi bazı böbrek hastalıkları,paratiroid bezinin fazla çalışması (Hiperparatiroidizm) gibi durumlarda böbrek taşı oluşması kolaylaşır.
Genellikle böbrek taşının ilk belirtisi şiddetli ağrıdır.Ağrı taş idrar yolunu tahriş edince veya çoğunlukla tıkayınca gelişir ve aniden başlar. Hastalar tipik olarak taşın olduğu tarafta sırtta veya karnın alt kısmında keskin,kramp tarzında gelip giden ağrılar duyarlar. Bazen bu yakınmalara bulantı ve kusma eşlik eder.Daha sonra ağrı kasık bölgesine doğru yayılır.
Eğer taş düşemeyecek kadar büyükse idrar yolunun herhangi bir kesiminde takılır ve yerine göre farklı yakınmalara sebep olurlar.Mesaneye çok yaklaşmış taşlarda hastalar sık idrara çıkma,idrarda yanma hissi duyarlar.Bu daha çok irritasyona bağlı olduğu için bekledikleri kadar idrar yapamazlar.İdrar yaparken çok fazla ağrı ve yanma hissederler.Yine taşların idrar yollarını irrite etmesi sonucu idrarda kanama görülür.Ancak bu hiçbir zaman önemli bir kanama olamaz.
Bu belirtilerle birlikte ateş de varsa ,bu da infeksiyon belirtisidir.Bu durumda acilen doktorla irtibat kurmak gerekir. Bazen 'sessiz' denilen , yakınmaya sebep olmayan taşlar genel n>
Yukarıdaki yakınmalar ile başvuran hastanın röntgen ve/veya ultrasonografik incelemeleri sonucu böbrek taşı saptanır.Bu tanı metodları ile taşın yeri ve büyüklüğü saptanır.Kan ve idrar testleri de hem taşın yapısı hem de gelişmiş olan böbrek fonksiyon bozukluklarının tesbitine yarar.
IVP (intravenöz pyelografi) denilen tetkikle de böbrek fonksiyonları belirlenir ve tedavi planı yapılır. Yaşamı boyunca bir kereden fazla taşı oluşan hastaları diğerlerinden ayrı tutmak ve ayrı değerlendirmek gerekir. Taş oluşumunu engelleme çok önemlidir. Oluşumu engellemek için önce sebepler belirlenmelidir.Ürolog bazı kan ve idrar testlerinden oluşan bir dizi labaratuvar tetkiki ister.Hastaların tıbbi özgeçmişleri ,beslenme alışkanlıkları saptanır.Eğer taş ele geçmişse saklanır ve kimyasal analizi yapılır.
Taş tedavi edildikten sonra hastanın 24 saat idrar toplaması istenir.
Bu idrarın miktarı, içerdiği kalsiyum ,sodyum,ürikasit,oksalat,sitrat ve kreatinin miktarı,asitlik derecesi ölçülür. Magnezyum sistin taşından şüphe duyuyorsa idrar örneğinden özel bir yöntemle varlığı araştırılmalıdır. İdrarda kalsiyum atılımının fazlalığı aynı zamanda açlık ve yükleme testleriyle hasta hastaneye yatırıldıktan sonra da tespit edilebilir. Bunlar ayrı sekillerde yorumlanır. Ürolog tüm bu verileri kullanarak taşın sebebini saptamaya çalışır.
Taş oluşumunu engellemek için yapılması en kolay şey bol miktarda su içmek ve bunu alışkanlık haline getirmektir. Devamlı taş üreten hastalar günde en az iki litre idrar çıkartacak kadar su içmelidirler.
İdrarlarında fazla miktarda kalsiyum ve oksalat atılan hastalarda bu maddeleri içeren gıdaları daha az tüketmelidirler.
Bazı kimseler fazla miktarda kalsiyumlu gıdalar almamalarına rağmen idrarlarında kalsiyum miktarı fazla çıkar.Yine kalsiyum içeren antiasitlerden(mide asidini azaltan) ve aşırı D vit alınmamalıdır.Ürologlar kalsiyum ve ürik asit taşlarının oluşumunu engellemek için ilaç verebilirler.Bu ilaçlar taş oluşumunda anahtar rol oynayan idrar asitliğini ve alkaliliğini ayarlarlar. Allopurinol adı verilen ilaç da sık kullanılır ve idrarda kalsiyum miktarını ve ürikasit miktarını azaltır.
Bir diğer tedavi yolu kalsiyum taşlarını önlemek için idrarda atılan kalsiyum miktarını kontrol altında tutmaktır.Bunun içinde içeriğinde hidroklorotiazid içeren idrar söktürücü ilaçlar kullanılır.Bu ilaç böbreklerden idrara geçen kalsiyum miktarını önemli oranda azaltır.
Bazı barsak hastalıklarında görülen ve aşırı kalsiyum emilimine bağlı olan idrarda fazla kalsiyum atılmasını engellemek için ise barsaktan emilimi azaltan sodyum selüloz fosfat kullanılır. Bu ilaç kalsiyumu barsakta tutarak, kana geçmesini ve idrarla atılmasını önler.
Yine deneysel olarak oksalat idrarda itrahının fazla miktarda saptandığı durumlarda B6 vitaminin kullanılması faydalı olacağı bildirilmiştir.
Eğer taş tam olarak ortadan kaldırılamazsa Ürolog acetohidroamikasit (AHA) adındaki ilacı kullanabilir. İlaç uzun süre antibiotik tedavisi ile birlikte kullanılabilir.
Extracorporeal Shockwave Lithotripsy. Extracorporeal shockwave lithotripsy (ESWL) üriner sistem taşlarının tedavisinde en sık ve güvenle kullanılan tedavi yöntemidir. ESWL cihazları vucut dışında oluşurulan ve vucuda gönderilen şok dalgalarının taşa çarparak onu kırması esasına dayanarak çalışırlar. Burada taşlar kum taneleri gibi parçalanırlar ve idrarla kolaylıkla atılabilecek hal alılar.
Çok çeşitli ESWL cihazları vardır.Bir kısmında bir su banyosu vardır ve şok dalgaları bu banyo arcılığı ile vücuda gönderilir.Diğer bir kısmında su banyosu bir zarla örtülü olup hasta bu zarla temas eder.Bir çok cihaz taşı röntgen ışınları ile tesbit ederler. Ancak bazı cihazlarda odaklama denilen bu özellik ultrasonografi ile yapılır ve bir radyasyon riski olmadığı için doktor tüm seans boyunca görüntüleme sistemini çalıştırarak tedaviyi devamlı olarak izler.
Radyolojik odaklı cihazlarda bu kullanılmaz. Ayrıca küçük odaklı (Küçük bir noktaya şok gönderen) cihazlarda anestezi gerekmez ve küçük çocukların taşları rahatlıkla kırılır.
Bir çok vakada ESWL ayaktan bir işlem olarak uygulanır ve hastanede yatmaya gerek yoktur. Tedavi sonrası toparlanma dönemi çok kısadır ve birçok hasta tedavi sırasında veya kısa bir süre sonra normal günlük aktivitelerine döner.
ESWL tedavisinin mutlak kullanılmaması gereken 2 durum kanama hastalıkları ve gebeliktir. Hipertansiyon kısmı kontrendikasyon teşkil eder. Bu durumda hastanın öncelikle tansiyonunun düzenlenmesi gerekmektedir.
ESWL tedavisinin de kendine göre komplikasyonları olabilir. Aşağı yukarı tüm hastaların tedavi seansları sonrasında bir kaç gün idrarları kanlı olur. İdralarında ve böbrek bölgelerinde kum dökmeye bağlı yanma ve ağrı olabilir. Komplikasyonları azaltmak için hastaların tedaviden uzun süre öncesinden başlayarak Aspirin ve kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar almaması gerekir.
Bazen dökülen kum parçaları idrar yolunda sıkışır ve düşmez.İdrar akımına engel olan ve ağrıya neden olan bu nadir durumda bazen Ürolog idrar yolunu rahatlatmak için ince silikon bir tübü idrar yoluna ( Mesaneden böbreğe) yerleştirir. Böylece idrar akımı Perkutan Nefrolitotomi. Bazen taşların çıkartılabilmesi için Perkutan Nefrolitotomi denilen cerrahi yönteme gerek duyulur.Bu yöntem taşların büyük olduğu böbreğin özellikle alt kısmında yerleşmiş büyük taşlarda; taşla birlikte böbrek çıkışında daralma meydana gelmesi durumunda (dışardan damar basıncı hariç) ve ya ESWL nin etkili olamayacağı durumlarda tercih edilir.
 |
 |
|
0
|
darkness88 |
146 |
20.10.2009 - 16:30:11 Son İleti: darkness88 |
KANSER NEDİR?
Vücudumuzda tüm organlar hücrelerden oluşur. Hücreler vücudumuzun en küçük yapıtaşlarıdır ve ancak mikroskopla görülebilirler.
Sağlıklı vücut hücreleri (kas ve sinir hücreleri hariç) bölünebilme yeteneğine sahiptirler. Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralanan dokuların (vücut içi ve dışındaki) onarılması amacıyla bu yeteneklerini kullanırlar. Fakat bu yetenekleri de sınırlıdır. Sonsuz bölünemezler. Her hücrenin hayatı boyunca belli bir bölünebilme sayısı vardır. Sağlıklı bir hücre gerektiği yerde ve gerektiği kadar bölüneceğini bilir.
Buna karşın kanser hücreleri, bu bilinci kaybeder, kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Kanser hücreleri birikerek tümörleri (kitleleri) oluştururlar, tümörler normal dokuları sıkıştırabilirler, içine sızabilirler yada tahrip edebilirler. Eğer kanser hücreleri oluştukları tümörden ayrılırsa, kan yada lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine gidebilirler. Gittikleri yerlerde tümör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam ederler. Kanserin bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz adı verilir.
Kanserler oluşmaya başladıkları organ ve mikroskop altındaki görünüşlerine göre sınıflandırılırlar. Farklı tipteki kanserler, farklı hızlarda büyürler, farklı yayılma biçimleri gösterirler ve farklı tedavilere cevap verirler. Bu nedenle kanser hastalarının tedavisinde, var olan kanser türüne göre farklı tedaviler uygulanır.
Kanserin Nedenleri ?
Kanserin sebebi henüz kesin olarak bilinmemektedir. Kanser hastalığı için iki grup risk faktörü vardır. Kanser için risk faktörleri yaşam şekillerine, yaşa, cinsiyete ve aile öykülerine bağlı olarak değişir. Bir başka risk grubu ise çevresel faktörlerdir.
* Sigara alkol kullanımı,
* Uzun süre ve tehlikeli saatlerde güneş altında kalma,
* Aşırı dozda röntgen ışınına maruz kalma,
* Bazı kimyasal maddeler (katran, benzin, boya maddeleri, asbest v.b.)
* Bazı virüsler
* Hava kirliliği
* Radyasyona maruz kalma,
* Kötü beslenme alışkanlığı
Kanser Tehlikesinin 7 Habercisi
Kanserin belirti ve bulguları köken aldığı doku ve organlara göre değişir. Hatta bazen hiç belirti ve bulgu vermeden kontrol muayenelerinde kanser tanısı konulabilir.
Aşağıdaki belirtilere dikkat edin:
>> Rahim ve makattan gelen normal olmayan bir kanama veya akıntı
>> Memede veya vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkan şişlik ve sertlikler
>> İyileşmeyen yaralar
>> Uzun süreli ses kısıklığı ve öksürük
>> Yutkunma güçlüğü ve hazımsızlık
>> Ben ve siğillerde meydana gelen büyüme, kanama, renk değişikliği, yara...
>> Büyük ve küçük abdest yapmakta ki değişiklikler
EN SIK GÖRÜLEN KANSER TİPLERİ
Meme kanseri
Akciğer kanseri
Prostat kanseri
Mide kanseri
Kalın barsak kanseri
Rahim ağzı kanseri
1. Akciğer Kanseri;
Uzun süre devam eden öksürük
Öksürürken kan gelmesi
Nefes darlığı
Akciğer kanserini önlemek için sigarayı bırakın ve sigara içilen kapalı ortamlardan kaçının.
2. Cilt Kanseri;
İyileşmeyen yara
Ben ve siğillerde şekil, renk değişikliği
Ani oluşan ben ve siğiller
Tehlikeli saatlerde güneşlenmeyin, mutlaka yüksek koruma faktörlü güneş kremleri kullanın.
3. Meme Kanseri;
Memede ele gelen sertlik
Meme başında içeri doğru çekilme
Meme başında akıntı
Meme şeklinde ki değişiklikler
Aylık olarak kendi kendinize meme muayenesi yapın, düzenli olarak mutlaka doktora gidin.
4. Ağız Kanseri;
Düzenli muayene ile diş hekiminiz ve doktorunuz ağız kanserini saptar
5. Rahim Kanseri;
Menopozdan sonra olan kanamalar
Nedeni belli olmayan vaginal akıntılar
Bir aydan fazla devam eden adet kanaması, düzensizlikler veya anormal kanamalar
Karında şişlik
Düzenli olarak PAP smear testi yaptırın ve pelvik muayene olun.
6. Kolon Kanseri;
Makattan gelen kanama ve dışkılama alışkanlıklarının değişmesi
Karın ağrısı
Karında kitle
Kilo kaybı
Sağlıklı ve dengeli beslenmeye dikkat edin. Az yağlı, bol lifli (sebze, meyve, kepekli unla yapılmış yiyecekler) besinleri tercih edin.
7. Prostat Kanseri;
Sık sık (özellikle geceleri) idrara kalkma
Kesik kesik, ağrılı ve sızılı idrar yapma
İdrar kesesini tam boşaltamama hissi
İdrar tutmada güçlük
İdrar akış gücünde azalma
Hiçbir şikayeti olmasa da 45 yaş üzerinde her erkek, senede bir defa, PSA (prostat spesifik antijen) kan testi yaptırmalıdır.
KANSERDE ERKEN TANI
Tedavi şansını artırır
Tedaviyi kolaylaştırır
Tedavi giderlerini azaltır
Doku ve organ kaybını önler
Sakatlık bırakmaz
HAYAT KURTARIR
Günümüzde, milyonlarca insan kanserli yada kanseri tedavi edilmiş olarak yaşamaktadır. Kanser tanısı ne kadar erken konursa, tedavisi o kadar erken başlar ve kanser tedavisi ne kadar erken başlarsa tedavinin başarıya ulaşma şansı da o kadar yüksek olur.
Kaynaklar
1. American Cancer Society
2. Cecil Textbook of Medicine
3. National Foundation for Cancer Research
4. National Cancer Institute
5. T.C Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı
6. Türkiye Kanserle Savaş Vakfı
7. Türkiye Kanser Derneği
8. Göğüs Kanseri Dayanışma Grubu
Bilkent Üniversitesi'nin sitesinden alıntıdır.
 |
|
|
3
|
castavilla |
936 |
19.10.2009 - 16:32:03 Son İleti: veeGga |
Şikayet, Bulgular ve Tanı
Olguların büyük bir kısmında karın şişliği, karında gerginlik ,ağrı, kabızlık şikayeti mevcuttur. Bazen vajinal kanama olaya eşlik eder. Nadiren de olsa over tümöründen bazı kadınlık hormonlarının (östrojen veya adrojen) salgılanmasına bağlı olarak erken yaşta adet görme, düzensiz adet görme veya kıllanma (Resim 1) saptanabilir. Karında şişlik oluşabilir. Çoğu olguda karında sıvı (asit) birikir (Resim2). Çok az bir olguda , hastada bir şikayet yoktur.

Resim 1- Yumurtalık tümöründen (Leydig hücreli) salgılanan testesteron hormonu nedeni ile oluşan erkek tipi kıllanma

Resim 2- Karın içinde sıvı (asit)
Hastaların küçük bir bölümünde şikayet olmadan jinekolojik muayene ve ultrasonografik inceleme sırasında yumurtalıkta değişik büyüklükte kitle saptanabilir (Resim 3). Hastaların büyük bir kısmında tümör karın içerisine yayılım yapmıştır ve ileri evre olgularından oluşur. Hastalar genellikle bu durumdan ileri derecede sıkıntı duyarlar.

Resim 3- Dev boyuta ulaşmış over tümörü
Bu hastalarda yapılan muayene , ultrasonografik inceleme ve MR da , batın içerisinde kitle ve asit saptanabilir. Hastalığın tanısında ve yaygınlığını belirlemede MR / CT bulguları da çok önemlidir. Karın içerisinde düzensiz sınırlı, yer yer solid ve kistik alanlardan oluşan kitle saptandığında kanser olasılığı yüksektir. (Resim 4-5).

Resim 4- Ultrasonografide over kanseri görünümü Serum Ca 125 düzeyi yüksek

Resim 5- MR da over tümörü görünümü
Serum CA 125 düzeyi çoğu ileri evre olgularda yüksek saptanırsa da, serum tümör belirteç düzeyinin düşük olması , olgunun kanser olmadığını göstermez. Serum tümör belirteç düzeyi tanıdan çok, hastalığın takibi için kullanılır. Doppler USG kitlenin kanser mi yoksa iyi huylu mu olduğunu belirlemede kullanılabilen bir yöntemdir. Kanserli dokular artmış kan akımına ihtiyaç duyarlar. Doppler ultrasonografi ile kitlede artmış bir kan akımı olup olmadığını belirlenebilir. Kitle içinde düşük dirençli akım (RI < 0.4) saptanırsa , kanser olasılığı artar (Resim 6). RI değeri 0.4-0.5 arasında olan olgularda , kanser-iyi huylu olguları karışabilir.

Resim 6- Doppler USG de düşük dirençli akım
Patoloji, Davranış ve Yayılım
Overden kaynaklanan tümörler histolojik olarak epitelyal, borderline epitelyal , germ hücreli veya seks kord stromal diye sınıflandırılan farklı tipte tümörler olabilir(Resim 7,8,9,10).

Resim 7- Epitelyal over kanseri

Resim 8- Borderline müsinöz tümör

Resim 9- Seks kord (granüloza hücreli ) over tümörü

Resim 10- Germ hücreli over tümörü (karsinoid ve immatür teratom)
Genel olarak baktığımızda epitelyal doku kaynaklı over kanseri , diğer tiplere göre daha sık görülür. Epitelyal tümörler genellikle orta ve ileri yaş grubunda gözlenirken, germ hücreli tümörler genellikle genç yaş grubunda karşımıza çıkar. Borderline epitelyal over tümörleri (düşük maliğn potansiyelli tümörler) davranış açısından genellikle maliğn epitelyal tümörler gibi davranmazlar. Çoğu kez overde sınırlı iken saptanırlar ve hastalığın seyri daha iyidir. Ancak, karın içerisine ( invaziv veya non-invaziv tipte ) yayılım yapmış borderline over tümörleri de olabilir. Seks kord over tümörlerinin bir kısmı hormon (östrojen veya adrojen) salgılayabilirler. Buna bağlı şikayetler veya bulgular gözlenebilir. Bu gibi olgularda over tümörüne, rahim iç tabakasında hücre değişiklikleri (endometriyal hiperplazi veya kanser) eşlik edebilir. Bu neden ile rahim iç tabakası (endometriyum) mutlaka değerlendirilmelidir.
Yumurtalık kanseri en çok batın içine yayılım gösterir. Çoğu olguda karın içerisinde sıvı (asit) de bulunur. Karın içindeki damarlar çevresinde bulunan lenf bezlerine yayılım veya karaciğer, akciğer, dalak gibi organlara kanserin yayılması (metastaz) da olabilir. PET CT adı verilen radyolojik bir inceleme yöntemi, kanserli hücrelerin organ veya lenf bezlerine yayılıp yayılmadığını belirlemede yaygın olarak kullanılmaya başlayan oldukça etkin ve güvenilir bir yöntemdir (Resim 11).

Resim 11- Yumurtalık kanserinde PET CT’de karaciğer ve akciğerde kanserli hücrelerin yayılımı. Yayılım (metastaz) odakları kırmızı odaklar şeklinde görülmektedir
Yumurtalık Kanserinin Evrelemesi
Kötü huylu over tümörleri de , ameliyat yapıldıktan sonra evrelendirilirler . Ameliyat öncesi yapılan incelemeler ve araştırmalar neticesinde yumurtalıkta sınırlı gibi duran bir olguda aslında %20-30 daha ileri bir evre söz konusudur. Dolayısı ile her hastanın gerçek evrelemesi için cerrahi evreleme yapılmalıdır. Evreleme sonucuna göre hastaya ek bir tedavi yapılıp yapılmayacağına karar verilir.. Genellikle lenf bezlerine yayılmış kanser olguları kemoterapiye her zaman iyi yanıt vermezler. Dolayısı ile, ameliyat damarlar çevresindeki lenf bezelerinin çıkartılması tümör hücre yükünün azaltılması açısından da katkı sağlar.
Over Kanserinin Evrelemesi
1a- Tümör tek overde sınırlı, kanser yumurtalığın dış yüzeyine çıkmamış ve /veya asit yok ve/veya karın içi yıkantı sıvısı negatif
1b- Tümör her iki overde sınırlı, kanser yumurtalığın dış yüzeyine çıkmamış ve /veya asit yok ve/veya karın içi yıkantı sıvısı negatif
1c- 1a veya 1b bulgularına ilave olarak, kanser yumurtalığın dış yüzeyine çıkmış ve /veya asit sıvısı veya karın içi yıkantı sıvısı pozitif.
2a- Rahim veya tüplere (tuba) yayılım
2b- Diğer pelvis içi dokulara yayılım
2c- 2a veya 2b bulgularına ilave olarak, asit sıvısı veya karın içi yıkantı sıvısı pozitif.
3a- Karın içine mikroskopik olarak yayılım mevcut.
3b- Karın içine 2 cm den daha küçük makroskopik yayılım mevcut.
3c- Karın içine 2cm den daha büyük makroskopik yayılım mevcut ve/veya lenf bezlerine yayılım mevcut.
4- Uzak organ yayılımı ( akciğer zarında toplanan sıvıda kanser hücreleri mevcut, organ içine yayılım) alıntıdır
 |
|
|
1
|
castavilla |
783 |
19.10.2009 - 16:06:46 Son İleti: Vivivan |
Endometrium dokusu normal fizyolojik şartlarda sadece rahim içinde bulunur ve yumurtalıklardan salğılanan östrojen ve progesteron hormonlarına bağlı olarak gelişir ve eğer gebelik oluşur ise, bebeğin yerleşip büyüyeceği yatak görevini görür. Eğer gebelik oluşmaz ise kısa bir süre sonra yumurtalıklardan salgılanan hormon değerlerinin kanda azalması sonucunda kanayarak bu yatak dokusu dökülür. Bu kanamaya adet kanaması (menstrüasyon) adı verilir. Endometriyum tabakası her ay kanayarak dışarı atılır ve sonrasında ki yeni dönemde gebelik için yatak görevi görmek için tekrar gelişir. Bu döngü menopoza kadar yıllarca devam eder.
Endometriozis hastalığı ise, nedeni kesin bilinmeyen bir şekilde endometriyum dokusunun bulunması gereken rahim içinden farklı bir organda veya dokuda bulunmasıdır. Neden , nasıl ve hangi yol ile endometriyum tabakası farklı bir organda ortaya çıkmaktadır? Farklı varsayımlar ileri sürülmekle birlikte bu sorunun kesin bir tıbbi cevabı henüz ortaya koyulamamıştır. Endometriyum dokusu , rahim dışında en çok yumurtalıkta ve karın iç zarında (periton) görülür. Olmaması gereken bir yerde endometriyum dokusunun olması endometriozis hastalığı olarak isimlendirilir. Genellikle 20-25 yaşlardan sonraki doğurganlık döneminde ortaya çıkar ve menopoz sonrası ile görülmez. Bazen yumurtalık , tüpler ve peritonu içine alacak şekilde yaygın bir hastalık halindedir. Çocuk sahibi olmayı ciddi şekilde engelleyebilir. Çocuk sahibi olamayan çiftlerin yaklaşık %20’inde endometriozis hastalığı vardır.
Yumurtalıkta ortaya çıkan endometriosis hastalığı endometrioma olarakta isimlendirilir. Yumurtalıkta olmaması gereken endometriyum dokusu, yine yumurtalıktan salgılanan östrojen ve progesteron hormonunun etkisi ile , aynen rahim içindeki endometriyum dokusu gibi , gelişir ve adet kanamasının olduğu dönemde kanar. Ancak, rahim içindeki kanayan doku rahim ağzı ve vajen yolu ile dışarı atılabilirken, yumurtalıktaki kanayan doku ve kan dışarı atılamaz ve zaman içinde kistik bir oluşum ortaya çıkar. Her ay olan kanama neticesinde kist içinde biriken kan zaman içinde sıvı çukulata rengi ve kıvamına dönüşür ve kist büyümeye başlar . Tanı ultrasonografik inceleme ile yapılır. Ultrasonografik inceleme de genellikle homojen yoğun içerikli kistik bir yapı şeklinde görülür (Resim 1-2). Bazen serum CA-125 değeri normalden yüksek tesbit edilir. CA-125 genellikle yumurtalık kanserlerde yüksek olarak bulunur. Ancak serum CA-125 yüksekliği kanser için tipik ve sadece kansere özğü bir belirteç değildir. Ca-125 yüksekliği endometriozis hastalılığında da genellikle yüksek bulunur. Dolayısı ile ultrasonografik olarak çukulata kisti olduğu düşünülen bir kistik bulgu varsa , serum CA 125 değerinin yüksekliği hastayı çok endişelendirmemelidir.

Resim 1- Yumurtalıkta ultrasonografi ile tesbit edilen endometrizis kisti. Serum CA-125:114

Resim 2- Endometriozis kisti içindeki çukulata kıvamında yoğun içerik
Endometrioziste Tedavi
Endometriozis hastalığının kesin tedavisi yumurtalıktan salgılanan hormonlarının salınımının durdurulması ile sağlanır, yani kişinin menopoza girmesi gerekir. Menopoz ile birlikte östrojen oluşumu ortadan kalkacağından ,östrojene bağımlı olarak gelişen endometriyum veya endometriozis dokusu geriler. Ancak bu hastalık doğurganlık döneminin ve genç-orta yaş kadın grubunun bir hastalığı olduğundan, kişiyi genç yaşta menopoza sokmak hasta açısından uygun olmaz. Yumurtalıkta oluşan, kist oluşturmuş endometriozis hastalığının tedavisi cerrahidir. İlaç ile çukulata kisti kaybolmaz. İlaç tedavisi ameliyat öncesi bir süre için endometriozis dokusunu baskılamak ve ameliyata hazırlamak amacı ile kullanılabilir. İlaç ile baskılanan olgularda ameliyat ile daha başarılı sonuçlar alınır. Ameliyat ile yumurtalıkta oluşan kist cidarı tamamen çıkartılmalı (kistektomi) ve geride kalan yumurtalık dokusu korunmaya çalışılmalıdır. Ancak endometriozis hastalığı sağlam doku içine giren bir patolojidir. Bu neden ile büyük ve birkaç , iç içe geçmiş kistlerden oluşan komplike çukulata kistlerde ; işlem sonrası geride sağlıklı yumurtalık dokusa kalamayacak olan olgularda veya kist cidarı tamamen çıkartılamayan olgularda hastalığın olduğu yumurtalık tamamen çıkartılabilir(ooforektomi). Tedavi için açık cerrahi (karın duvarı kesilerek) veya laparoskopik cerrahi uygulanabilir. Eğer laparoskopik yol ile kistektomi yapılması planlanıyorsa , olgunun iyi seçilmesi gerekir. Büyük, komplike kistlerde laparoskopik olarak kist cidarı tamamen çıkartılamayabilir. Bu nedenle büyük ve komplike çukulata kistlerinde, küçük bir karın kesisi yapılarak açık cerrahi daha uygun bir yaklaşım olur. Tek ve nisbeten küçük, komplike olmamış çukulata kistleri ise laparoskopik cerrahiye en uygun olgulardır. Kistektomi sonrası geride bırakılan ve normal olarak nitelenen yumurtalık dokusundan bir süre sonra yeniden bir endometriozis odağı gelişebilir. Veya bir süre sonra başlangıçta normal olarak görülen diğer, karşı yumurtalıkta da endometriozis odağı ortaya çıkabilir. Bir yumurtalıkta endometriozis odağı gelişebiliyorsa, aynı kökenden ve hücrelerden oluşan diğer yumurtalıkta da endometriozis gelişebilir. Bazen de ilk tanı anında her iki yumurtalıkta çukulata kistleri mevcuttur (Resim 3)

Resim 3- Her iki yumurtalıkta endometriozis kistleri
Endometriozis ve Kanser İlişkisi
Çukulata kisteri ile birlikle aynı anda ve endometriozis zemininde yumurtalık kanseri de gelişebilir. Yumurtalık kanseri olgularının ortalama % 5 kadarında yumurtalıkta endometriozis dokusu da bulunur ve kanser bu doku üzerinden gelişmektedir. Dolayısı ile çukulata kisti tanı koyulduğunda, uzun süre beklenmeden, kistin büyüyerek komplike hale gelmesinden önce çıkartılması daha uygun olur. Aynı zamanda endometriozis zemininden zaman içinde kanser gelişiminin de önüne geçilmiş olur. alıntıdır
 |
|
|
9
|
candy8778 |
502 |
19.10.2009 - 01:08:42 Son İleti: candy8778 |
Gerontoloji, yaşlanmanın ve yaşlılığın bilimi anlamına gelmektedir (gero=yaşlı). Bu terimi ilk defa 1903 te Tıp dalında Nobel Ödülü alan Rus asıllı bilim adamı ILJA METSCHNIKOW (ılya Meçnikov) kullanmıştır. 1930 lu yıllardan beri ABD ve Avrupa da anabilimdalı olarak çeşitli üniversitelerde okutulmaktadır. Gerontolojinin bu konuma gelişinin başlıca sebebi, sürekli uzayan yaşam süresidir. Gerontoloji multi disipliner bir bilim dalıdır, yani farklı bilim dallarında yaşlanma ve yaşlılık incelenmektedir. Teorik çalışmaların yanı sıra Gerontoloji aynı zamanda uygulamalı bir bilim koludur. Öncelikle yaşlıların yaşam koşullarını iyileştirme hedefi takip edilmektedir. Yeni teknolojik veya ekonomik gelişmeler, bu hedefe yaklaşabilmek açısından birçok olanak sunmaktadır. Türkiye de yaşam süresi hem erkekler hem de kadınlar açısından sürekli uzamaktadır. Türkiye de yeni dünyaya gelen bir bebek erkekse 70, kızsa 72 yıllık bir yaşam beklentisine sahiptir. Önümüzdeki dönemlerde ortalama yaşam süresi uzamaya devam ve Türk toplumunda yaşlıların sayısı hızla artmaya devam edecektir. Buna bağlı olarak Gerontolojinin önemi de yükselecektir.
GERONTOLOJİ BÖLÜMÜ HAKKINDA NEREDEN DETAYLI BİLGİ ALABİLİRİM?
Gerontoloji Bölümü ile ilgili detaylı bilgileri Gerontoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. İsmail Tufan dan almanız mümkündür. ilk irtibatın bu WEB sayfası üzerinden kurulması beklenmektedir. Aklınıza takılan her türlü soruyu, Sayın Tufan a bu WEB sayfası üzerinden yöneltmeniz mümkündür. Sorularınıza direkt cevap verilmesi gerekiyorsa, WEB sayfasına bırakacağınız e-mail adresiniz, ev adresiniz ya da telefon numaranız üzerinden sizinle doğrudan irtibat kurulmaya çalışılacaktır. Fakat soruların birçoğu aynı olacağı düşünülmektedir. Bu yüzden ilk önce en çok yöneltilen sorular, bu WEB sayfasında cevaplandırılacaklardır. Eğer gerekiyorsa sizinle doğrudan irtibat kurularak, sorunuza yanıt verilecektir. Bu yüzden çekinmeden, her türlü soruyu yöneltmeniz ve Bölüm Başkanımız Doç.Dr. ısmail Tufan a sorularınızı yanıtlama fırsatını vermenizi istiyoruz. Doç. Dr. ısmail Tufan ile kişisel görüşme yapma olanağı, işlerinin yoğunluğu nedeniyle ender durumlarda mümkün olabilecektir. şayet böyle bir görüşmeyi arzu ediyor ve bunun sizin için belirleyici olacağından hareket ediyorsanız, bunun sebeplerini kısaca belirtmeniz ve bir randevu talep etmeniz gerekmektedir.
DİĞER BİLİM DALLARIYLA ORTAK ÇALIŞMALAR
Gerontoloji Bölümü ilk mezunlarını verdiği dönemlerdeki Türkiye, bugünkünden bir hayli farklı olacaktır. Özellikle bilim camiasından çok güçlü değişimlerin meydana geleceğinden hareket edilmesi gerekmektedir. Bunun başlıca nedenleri arasında Türkiye nin AB üyeliği üzerine yürütülen müzakereler gelmektedir. Avrupa ya uyum, aynı zamanda bilimde de uyumu getirecektir. Bunun Gerontoloji açısından anlamı şudur: AB ülkelerinde, yaşlanma ve yaşlılık, 80 li yıllardan beri politikada, ekonomide ve bilimde önemli bir yer tutmaktadır. Batı ve Kuzey Avrupa ülkelerinin nüfusunun %20 ni yaşlıların meydana getiriyor oluşu, bunun temel sebebidir. Türkiye nin nüfusunda yaşlıların oranı henüz %9 civarındadır. 2020 li yıllarda %20 lere ulaşmış olacaktırü, bu dönemde Avrupa ülkelerinde yaşlıların oranı %35 e yükselecektir. Dolayısıyla hem AB hem de Türkiye açısından yaşlılık politikalarının önemi giderek artacaktır. Toplumsal yaşlanmanın yarattığı sosyal, siyasi ve ekonomik problemlere ancak bilimsel çalışmalarla uygun cevaplar verilebileceğinden, Gerontologlara önümüzdeki yıllarda birçok alanda, diğer bilim alanlarında ortak çalışma yapmak açısından yeni olanaklar sunulacaktır. Bunun örneklerine Batı ülkelerinde rastlanmaktadır. Gerontolojinin bugün ortak çalışmalar yaptığı bazı bilim alanları şunlardır:
GERİATRİ: Tıbbın alt kollarından biri olan Geriatri, bir taraftan yaşlı hastaların özel problemlerine çareler aramaktadır, diğer taraftan yaşlıların rehabilitasyonu ve tedaviileriyle ilgilenmektedir. Örneğin biyolojik yaşlanma ile ilgilenen bilim adamları, bunun ardında genetik faktörlerin yatıp yatmadığı sorurunun ecavplarını aramaktadır.
GERONTOPSİKOOLOJİ: Psikolojinin alt kolu olan Gerontopsikoloji, yaşlanama sürecinde meydana gelen psişik kayıplar ve gelişmeleri tespit etmektedir. Özellikle yaşlanma sürecinde zeka yeteneklerinde meydana gelen değişimlerle ilgili birçok bulguya ulaşarak, Geriatriye katkıda bulunmuştur.
GERONTOSOSYOLOJİ: Sosyoolojinin alt kolu olarak ortaya çıkan Gerontososyoloji, iki kola ayrılmaktadır: (1) Yaşlılık Sosyolojisi ve (2) Yaşlanmanın Sosyolojisi. Yaşlılık Sosyolojisi, toplumsal sosyal yapıların strüktürlerini analiz etmektedir. Çünkü bunlar yaşlıların yaşam koşullarını belirlemektedirler. Yaşlanmanın Sosyolojisi ise son yıllarda yaşlılık politikaları ve uygulama alanlarında yoğun çalışmalar yapmaktadır. Bunlar arasında sosyal güvenlik, yaşlılıkta bakım, yaşlıların sosyal ve kültürel yaşama katılımı, aile ilişkileri ve yaşlılara yapılan yardımların kapsamı ve sınırları gibi birçok alanda araştırma, inceleme ve uygulamalar yapılmaktadır.
SERBETS ZAMAN PEDAGOJİSİ: Serbest Zaman Pedagojisinin yaşlılarla ilgilenmeye başlamasının temel nedeni, bir taraftan yaşlıların çoğalması ve diğer taraftan erken yaşlarda çalışma yaşamından ayrılma eğiliminin ortaya çıkmış olmasıdır. Önümüzdeki yıllarda Türkiye de de ekonomik ve sağlık durumu iyi olan yaşlıların sayısında artış olacaktır. Öte yandan yabancı turistlerin ortalama yaşı da giderek yükselecektir. Bu yüzden özellikle 50 yaşın üzerindekilerin ihtiyaçları giderek daha fazla önem kazanacaktır. Bu yaş grubu için özel motivasyon programları şimdiden birçok ülkede uygulanmaktadır. Bunlar yakında Türkiye de de önemsenmeye başlanacaktır. Üçüncü Yaş Turizmi, gerontologlar açısından da ilginç bir çalışma alanı olacaktır.
GERONTOPSİKİYATRİ: Yaşlılar arasında en hızlı çoğalan kesimin, yaşı 80nin üzerindekiler olduğu görülmektedir (ileri yaşlılık olgusu). Buna bağlı olarak yaşlı psikiyatrik hasta sayısı da giderek artmaktadır. Hastalıklar bedensel, ruhsal ve sosyal nedenlere dayanmaktadır. Bunlar arasında Alzheimer hastaları önemli bir yer tutmaktadır. Türkiye de 500000 den fazla demans hastası yaşamaktadır. Bunların %50;si Alzheimer hastasıdır. Bu hastalara genellikle aileleri bakmaktadır. Böylece çağımızın en önemli sosyal problemlerinden biridir. Gerontolojide bu hastaların evde ve kurumlarda bakımı, profesyonellik, hizmet ağı ve yaşlısına bakan bireylere yönelik çeşitli araştırmalar, incelemeler ve uygulamalr vardır. Türkiye de bu alanlarda henüz yeterli hizmet ve yardım ağı mevcut değildir. Gelecek dönemlerde, bu boyutta da önemli gelişmelerin meydana geleceği tahmin edilmektedir.
Arkadaşlar bende bir not düşeyim.Bu bölüm türkiyede akdeniz üniversitesinde bu sene açılmış bulunuyor. İlgilenen arkadaşlara duyurulur.
Kaynak:cilginbiyologlar.com
 |
 |
|
20
|
castavilla |
875 |
07.10.2009 - 18:06:42 Son İleti: castavilla |
İçindekiler
Radyalojiye Giriş
SSS Radyalojisi
EKG
Toraks Radyalojisi
Gis
İskelet
Anjiyo1-2
Meme
Uriner
Baş_Boyun
Dolasim_solunum_sistemi_radyolojisi_ac_parankimi
Dolasim_solunum_sistemi_radyolojisi_kardiyovaskuler
Dolasim_solunum_sistemi_radyolojisi_mediasten
Dolasim_solunum_sistemi_radyolojisi_mediasten_olgu_ornekleri
Kemiktumrad
Nororadyoloji3
Sindirim sistemi3
Toraks radyolojisi 3
Uriner sistem
Konuların tamamı pps ( sunum ) şeklindedir....
Rar şirfesi : castavilla dır
DOWNLOADDDD
 |
|
|
55
|
-maniacKare |
1,684 |
06.10.2009 - 23:33:14 Son İleti: castavilla |
bi dedikodu daa : tıp fakültesi öğrencisi alınmış. bursada eğitim görüyolarmış sanırsam.
 |
 |
|
26
|
Live |
842 |
11.09.2009 - 17:35:17 Son İleti: ekmelulhalk |
Balıkesir Üniversitesi Tıp Faültesinden Duyurudur
Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Adayı Öğrencilerin Dikkatine
17 MART 2006 tarih ve 2611 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5467 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca kurulan Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi 2009-2010 Eğitim-Öğretim yılında alacağı 41 öğrenci ile kendi binasında eğitim ve öğretime başlayacaktır. Fakültemizde Aktif Eğitim Sisteminin uygulanması planlanmaktadır.
 |
|
|
21
|
burcuu |
818 |
28.08.2009 - 23:47:29 Son İleti: uLá$ |
özel yurtları mı tavsıye edysunuz devlet yurdunumu?
|
|
|