| |
|
Konu Başlığı |
Yanıtlar |
Konuyu Başlatan |
Okunma |
Son Faaliyet |
| Duyurular |
 |
 |
Duyuru: Günlük Balıkesir Hava Durumu |
- |
Live |
8815 |
--
Son İleti: Live
|
 |
 |
Duyuru: Günlük Balıkesir Nöbetçi Eczaneleri Adres ve Tel |
- |
Live |
8492 |
--
Son İleti: Live
|
 |
 |
Duyuru: Tüm Hoca ve İdari Bilimlerin Telefon Numaraları |
- |
Live |
23292 |
--
Son İleti: Live
|
 |
 |
Duyuru: Tüm Fakülteler İçin Haftalık Yemek Programı - Güncel |
- |
Live |
22605 |
--
Son İleti: Live
|
 |
 |
Duyuru: Günlük Burç Yorumları - 7/24 Sürekli Günceldir... |
- |
Live |
23764 |
--
Son İleti: Live
|
| Önemli Başlıklar |
 |
 |
|
2,571
|
Live |
17,161 |
Dün, 22:27:22 Son İleti: Randomyq |
Bu konunun ilk mazisi yine benim muzip kafadan çıkmıştı =) bişi dicem die geyik konusu açayım dedim bi baktım hakikaten yüzyılın geyiği burda döndü =)Neyse geleneğimiz bozulmuyor ve 5. defa konu yeniden başlıyor =)Hep birlikte geleceğe
İşte şimdi BİŞİ DİCEM
 |
 |
|
61
|
Live |
1,557 |
14.02.2010 - 11:02:29 Son İleti: =Algos= |
Hadi kendinize yalan söyleyin =) Nasılmı?kendimden örnek
= seni hiç sevmedim... senin beni sevdiğin gibi
 |
 |
|
23
|
Berdus |
1,330 |
20.01.2010 - 23:37:55 Son İleti: Hestia |
RİNALDİ RİNALDİ ENDONEZYA 10101 FEN-EDEBİYAT FAK. TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI
NURİLAHAN NURJANOVA KIRGIZİSTAN 10101 FEN-EDEBİYAT FAK. TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI
TAMERLAN HÜSEYNOV AZERBAYCAN 10101 FEN-EDEBİYAT FAK. TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI
VÜQAR HÜMMETOV AZERBAYCAN 10102 FEN-EDEBİYAT FAK. BİYOLOJİ
MOHARRAM SHAMSALİ İRAN 10102 FEN-EDEBİYAT FAK. BİYOLOJİ
ORKHAN EMINOV AZERBAYCAN 10102 FEN-EDEBİYAT FAK. BİYOLOJİ
FERİD MEMMEDLİ AZERBAYCAN 10103 FEN-EDEBİYAT FAK. MATEMATİK
AZAMAT HAZRATKULOV TÜRKMENİSTAN 10103 FEN-EDEBİYAT FAK. MATEMATİK
DADEBAY ATAEV TÜRKMENİSTAN 10103 FEN-EDEBİYAT FAK. MATEMATİK
ARSLAN BAYROV TÜRKMENİSTAN 10104 FEN-EDEBİYAT FAK. FİZİK
NALYAN AKA İSMAİL BULGARİSTAN 10104 FEN-EDEBİYAT FAK. FİZİK
HATCHE ALIEVA KAMBEROVA BULGARİSTAN 10105 FEN-EDEBİYAT FAK. KİMYA
NARİN NEDZHMI NEDZHIB BULGARİSTAN 10105 FEN-EDEBİYAT FAK. KİMYA
MARJAN KAZEMİYAN İRAN 10106 FEN-EDEBİYAT FAK. COĞRAFYA
BAYRAM HUDAYNAZAROV TÜRKMENİSTAN 10106 FEN-EDEBİYAT FAK. COĞRAFYA
TALA FARSHI AHMADI İRAN 10107 FEN-EDEBİYAT FAK. TARİH
AB.RAHMAN SAYED MOHAMMAD AFGANİSTAN 10107 FEN-EDEBİYAT FAK. TARİH
SHOHRAT JUMAYEV TÜRKMENİSTAN 10107 FEN-EDEBİYAT FAK. TARİH
AYAZ ALİYEV AZERBAYCAN 10108 FEN-EDEBİYAT FAK. SOSYOLOJİ
SAMET BUKRI ARNAVUTLUK 10108 FEN-EDEBİYAT FAK. SOSYOLOJİ
23 5313323783 MELİKE KILIÇ ALMANYA 10108 FEN-EDEBİYAT FAK. SOSYOLOJİ
24 8230246013 DİNMUHAMMET DOLIYEV TÜRKMENİSTAN 10201 NECATİBEY EĞİTİM FAK. BİYOLOJİ ÖĞRT.
25 1810057493 KASHIF AHMAD KHAN PAKİSTAN 10201 NECATİBEY EĞİTİM FAK. BİYOLOJİ ÖĞRT.
26 3636387086 CELİL YAHYAZADE AZERBAYCAN 10202 NECATİBEY EĞİTİM FAK. FİZİK ÖĞRT.
27 4711760532 NİHAT NOVRUZOV AZERBAYCAN 10202 NECATİBEY EĞİTİM FAK. FİZİK ÖĞRT.
28 6206866469 FEYME NESİM HALİBRYAM BULGARİSTAN 10204 NECATİBEY EĞİTİM FAK. MATEMATİK ÖĞRT.
29 2690882651 MERGEN NURGELDIYEV TÜRKMENİSTAN 10204 NECATİBEY EĞİTİM FAK. MATEMATİK ÖĞRT.
30 2609809987 AMİN GHANNADI MARAGHEH İRAN 10207 NECATİBEY EĞİTİM FAK. TURK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRT.
31 1810071917 PAKİZE SELYAYTTİN SAB BULGARİSTAN 10207 NECATİBEY EĞİTİM FAK. TURK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRT.
32 1310847371 VUSAL ELMANZADE AZERBAYCAN 10208 NECATİBEY EĞİTİM FAK. FEN BİLGİSİ ÖĞRT.
33 1810057466 ADEEL AYAZ PAKİSTAN 10208 NECATİBEY EĞİTİM FAK. FEN BİLGİSİ ÖĞRT.
34 99820006194 SHERİFE SAMİ MEHMET BULGARİSTAN 10209 NECATİBEY EĞİTİM FAK. TÜRKÇE ÖĞRT.
35 11810015775 AZADY MOSSAYEV TÜRKMENİSTAN 10209 NECATİBEY EĞİTİM FAK. TÜRKÇE ÖĞRT.
36 1810013125 ULUL İLMİ ENDONEZYA 10210 NECATİBEY EĞİTİM FAK. BİLGİSAYAR VE ÖĞRETİM TEK.ÖĞRT
37 1810122734 NAZAR SALPİYEV TÜRKMENİSTAN 10210 NECATİBEY EĞİTİM FAK. BİLGİSAYAR VE ÖĞRETİM TEK.ÖĞRT
38 3070155105 FATMA CHATIP CHOUSEIN ACHM YUNANİSTAN 10211 NECATİBEY EĞİTİM FAK. İLKÖĞRETİM MATEMATİK ÖĞRT.
39 9274475436 JAHAN SALPYYEVA TÜRKMENİSTAN 10211 NECATİBEY EĞİTİM FAK. İLKÖĞRETİM MATEMATİK ÖĞRT.
40 7728563665 NURCAN KARAASLAN ALMANYA 10211 NECATİBEY EĞİTİM FAK. İLKÖĞRETİM MATEMATİK ÖĞRT.
41 1781955007 FERİDEXANIM MEMMEDZADE AZERBAYCAN 10212 NECATİBEY EĞİTİM FAK. SINIF ÖĞRT.
42 2380486722 NESİME FERAH ARACI HOLLANDA 10212 NECATİBEY EĞİTİM FAK. SINIF ÖĞRT.
43 9933219121 ANAR ANVARZADE AZERBAYCAN 10213 NECATİBEY EĞİTİM FAK. SOSYAL BİLGİLER ÖĞRT.
44 2327226794 GURAM KIPHIANI GÜRCİSTAN 10213 NECATİBEY EĞİTİM FAK. SOSYAL BİLGİLER ÖĞRT.
45 3479898668 FAJRINUR SOFYAN ENDONEZYA 10214 NECATİBEY EĞİTİM FAK. İNGİLİZCE ÖĞRT.
46 5328295224 DÖVRAN MARETDİNOV TÜRKMENİSTAN 10214 NECATİBEY EĞİTİM FAK. İNGİLİZCE ÖĞRT.
47 5287831969 GÜLÇİN GÜNER HOLLANDA 10214 NECATİBEY EĞİTİM FAK. İNGİLİZCE ÖĞRT.
48 9710079947 İLKİN QASIMZADE AZERBAYCAN 10214 NECATİBEY EĞİTİM FAK. İNGİLİZCE ÖĞRT.
49 1810060101 SEMRA FIKRI MADZHIR BULGARİSTAN 10216 NECATİBEY EĞİTİM FAK. OKUL ÖNCESİ ÖĞRT.
50 6604115348 TAYBE AHMED MEHMED BULGARİSTAN 10216 NECATİBEY EĞİTİM FAK. OKUL ÖNCESİ ÖĞRT.
51 1693246650 DANTO DANTO ENDONEZYA 10401 MÜHENDİSLİK-MİMARLIK FAK. İNŞAAT
52 5057413534 SARAH ZAKİ MOHAMMED IRAK 10401 MÜHENDİSLİK-MİMARLIK FAK. İNŞAAT
53 9661071936 BESARD BEU ARNAVUTLUK 10401 MÜHENDİSLİK-MİMARLIK FAK. İNŞAAT
54 4822052845 FATION LLULLA ARNAVUTLUK 10401 MÜHENDİSLİK-MİMARLIK FAK. İNŞAAT
55 4445687764 IQBAL LUTHFIA ENDONEZYA 10402 MÜHENDİSLİK-MİMARLIK FAK. MAKİNE
56 5545839313 ÖZGECAN ARACI HOLLANDA 10402 MÜHENDİSLİK-MİMARLIK FAK. MAKİNE
57 2045583552 HARUN MURAT YILMAZ ALMANYA 10402 MÜHENDİSLİK-MİMARLIK FAK. MAKİNE
58 593440078 ABİL EMİNOV AZERBAYCAN 10402 MÜHENDİSLİK-MİMARLIK FAK. MAKİNE
59 1810096743 NOZİMA ZİYAEVA ÖZBEKİSTAN 10403 MÜHENDİSLİK-MİMARLIK FAK. MİMARLIK
60 6138548833 ENKH OCHIR JARGAL MOĞOLİSTAN 10403 MÜHENDİSLİK-MİMARLIK FAK. MİMARLIK
61 1810031758 MUHAMMAD FADHİL ENDONEZYA 10404 MÜHENDİSLİK-MİMARLIK FAK. ENDÜSTRİ
ELSHAN TANRIVERDIYEV AZERBAYCAN 10405 MÜHENDİSLİK-MİMARLIK FAK. JEOLOJİ
ANAR ASLANLI AZERBAYCAN 10406 MÜHENDİSLİK-MİMARLIK FAK. ÇEVRE
GAMMAR YAGMIROV TÜRKMENİSTAN 10406 MÜHENDİSLİK-MİMARLIK FAK. ÇEVRE
GULAEK YAKSHIMURADOVA TÜRKMENİSTAN 10407 MÜHENDİSLİK-MİMARLIK FAK. ELEKTRİK_ELEKTRONİK
NİZAMİ RASULOV AZERBAYCAN 11002 TURİZM İŞL.VE OTELCİLİK Y.O. KONAKLAMA İŞLETMECİLİĞİ
CELİL MAHMUD AZERBAYCAN 11002 TURİZM İŞL.VE OTELCİLİK Y.O. KONAKLAMA İŞLETMECİLİĞİ
KHALİT UZUN RUSYA 11002 TURİZM İŞL.VE OTELCİLİK Y.O. KONAKLAMA İŞLETMECİLİĞİ
SERGELEN ERDENEBAT MOĞOLİSTAN 11003 TURİZM İŞL.VE OTELCİLİK Y.O. SEYAHAT İŞLETMECİLİĞİ
DOVRAN AKMUHAMMEDOV TÜRKMENİSTAN 11003 TURİZM İŞL.VE OTELCİLİK Y.O. SEYAHAT İŞLETMECİLİĞİ
MOUCHAREM İMAM YUNANİSTAN 11004 TURİZM İŞL.VE OTELCİLİK Y.O. TURİST REHBERLİĞİ
TSEND AYUSH TULYEGYEN MOĞOLİSTAN 11004 TURİZM İŞL.VE OTELCİLİK Y.O. TURİST REHBERLİĞİ
FİRYUZA NARKABULOVA TÜRKMENİSTAN 11101 BALIKESİR SAĞLIK Y.O. EBELİK
MARINGLEN ZENELİ ARNAVUTLUK 11102 BALIKESİR SAĞLIK Y.O. HEMŞİRELİK
FATMA BİLYAL MEMEDEMİN BULGARİSTAN 11102 BALIKESİR SAĞLIK Y.O. HEMŞİRELİK
MAHMUD MİRZEYEV AZERBAYCAN 12401 İKTİSADİ VE İDARİ BİL.FAK. İŞLETME
SAJMIR MANUKA ARNAVUTLUK 12402 İKTİSADİ VE İDARİ BİL.FAK. İKTİSAT
 |
 |
|
10
|
sinemis |
341 |
20.01.2010 - 16:49:23 Son İleti: sinemis |
 |
 |
|
97
|
Live |
2,506 |
20.12.2009 - 12:19:21 Son İleti: çileknaz |
Karşı Cinsten Biri Olsaydınız Kendinizle Evlenir Miydiniz? 
 |
 |
|
106
|
Live |
2,252 |
21.10.2009 - 19:59:15 Son İleti: sinemis |
 |
 |
|
18
|
Live |
1,118 |
28.03.2009 - 16:21:06 Son İleti: Live |
Çek Git Bebeğim Uzaklara Demek İsteyen Buraya

))
Konu gayet basit; aşkınızamı, arkadaşınızamı yoksa şansınızamı

neye istiyorsanız çek git bebeğim uzaklara

 |
 |
|
0
|
Live |
498 |
18.02.2007 - 21:13:00 Son İleti: BauLive |
1- Konu açmadan önce lütfen arama butonunu kullanalım.
2- Açılan konular mizahi olmalı.Adı üstünde burası geyik-matrak
3- Belirli bi sewiyeye kadar + 18 içerik konular açabilirsiniz.Tabiki bunu belirtmek şartıyla
4- Konu kısıtlaması yok.isteyen istediği kadar konu açabilir.tabiki 1 numaralı kurala uymak şartıyla.
5- Her konuyu kendi bölümünde açalım.kalkıpta fıkra bölümüne komik resim eklemek olmaz dimi.
6 -Bunlara ilaveten forum genel kuralları bu bolumde de gecerlıdır.
Daha kaliteli paylaşımlar için lutfen kurallara uyunuz,
İlginize teşekkürler . . .
| Forum Başlıkları |
 |
 |
|
1
|
ekmelulhalk |
92 |
03.05.2010 - 21:24:35 Son İleti: sinemis |
bavulu iyi bıraktın di mi? içinde kırılacak eşyalar vardı
-artık yok merak etmeyin
-pardon bu koltuk arkaya yatmıyor
-uykusu gelmemiştir daha hanımefendi
-bir krema daha alabilir miyim?
-niye?
-koyu oldu da
-niye?
-krema az geldi sanirim
-belki kahve çok gelmistir?
-o kadar muavinden filozofuna çattık a
-pardon muavin bey mola yerine gelince uyandırır mısınız?
-tabi efendim sms le mi uyandırayım yoksa çağrı mı atayım telefonunuza
-pardon bi bardak su alabilir miyim
-babanın uşağı mı var ! kalk al
-pardon sizi muavinle karıştırdım
-pardon pardon
-pardon yastık alabilir miyim
-yorgan da vereyim mi?
-yok o kalsın
-çay
kahve
meşrubat hangisini alırsınız efendim?
-beş şubat alayım ben
-hobaaa
-su verir misiniz beyefendi?
-buyrun afiyet olsun
-ee ne bekliyorsunuz
-400 kuruş beyefendi
-ama ikram değil mi bu su
-benden almazsanız şöför beyden isteyin ama onda 700 kuruş
-
-ankaraya kaçta varırız abi?
-valla bir izmir'e varalım oradan kaçta bineceğine bağlı
-muavin bey şşşt
-buyrun bacım
-şu müziği değiştirebilir misiniz
daha güncel bişeyler olsun please
-abla otobüs müzüğü işte
güncel kim ola ki
-Allahım nolur bana güç verme
yoksa bu adamı öldürebilirim
vereceksende helal et şu adamı öldürim
 |
|
|
3
|
mka |
208 |
27.04.2010 - 18:55:36 Son İleti: âlessé |
Ayakkabıcı: Ah sevdiceğim sensiz hayat bana bi numara küçük geldi, kalbimi vurdu, su toplattı hop hop hoplattı, canım yanıyor ne olur dön..
Bilgisayarcı: Açtım kapadım kendimi yine de düzelemedim sensiz... printerım ol yaz beni yarım yarım...
Modcu: Senden kilitli bir topicim olsun istiyorum sevgilimm tam bizim mod''a göre göre...
Müzisyen: Kalbimin sol anahtarı, yarımlık notam, bu porte var ya... sana feda olsun!
Kasap: Senin o bakışların yarim, iki kere çekilmiş kıyma gibi lap diye yapıştırır tezgaha beni... sinirlerim ayıklanır sesini duyunca... ben seninim artık, ister inegöl köfte yap beni ister cızbız...
Minibüsçü: Tepnemi kaybettim sen benden gittin gideli...
Avukat: Itiraz ediyorum sayın aşkım... böğrüm müvekkil misali yanmakta sana tutulalı...
Manav: Domates yanaklım... patlıcan dudaklım... enginar kılıklım... 3 kilosu bir milyonluk bir aşk değil benimki...
Milletvekili: Bizim kasabaya yapılcak köprünün inşaatına başladık... 15 sene sonra... beni öle değiştirdin ki vaadettiklerimi yapmaya başladım...????: ????:


Doktor: Öksür sevdiğim, ciğer filmin pırıl pırıl, gönlünce öksür sevdiğim... hapşur sevdiğim grip aşısı gibi senin aşkın, beni mikroplardan korur sevdiğim.
Haber Spikeri: Iyi akşamlar... Evdeki telefondan bildiriyorum. Dün akşam beynime ulaşan sinyale göre, sana aşığım ve seviyorum. Bir dahaki konuşmamıza kadar hoşcakal...
Çiftçi: Buğday başağı gibi sarı saçların, rüzgarda mağrur boynunu büker güzeller güzeli... gel de aşık olma...
Benzinci: Sulandırılmış mazot gibi motoru bozan adamlardan değilim ben... petrol rafinerisine döndüm seni seveli...
Bodyguard: Seni çok pis döverim benim asabımı bozma... seviyoz dedik ya... şimdi kaybol...
Lunaparkçı: Gondoldan indim çarpışan otom arızalandı... sigaralara denk gelmiyor kasnaklar... dönme dolap ettin beni peşinde... yeter artık aşıkım uleee...
 |
 |
|
17
|
prisonlove |
606 |
27.04.2010 - 18:48:41 Son İleti: âlessé |
İLK VİZEN KAÇ ?
Arkadaşının vize notunun düşüklüğünü öğrenip ona göre gaza gelmek amacıyla söylenir..
HACIM NAMAZA MI BAŞLASAK?Normal zamanlarda dünyanın aşkından ahiret hayatını unutan pek çok öğrencinin , sınav zamanı kasılmalardan kurtulmak amacıyla Allaha yakınlaşma cümlesi uzar o namaz ..kaza namazları falan kılınır...belki gaza gelinip tövbe de edilir...ama sınavlar bitene kadar
BEN ŞİMDİ YATICAM , SİZ YATARKEN KALDIRIN BENİ.Ders çalışmaya gönlü olmayan öğrenci türünün kendini ve etrafındakileri ileriye odaklamak amacıyla söylediği söz..zira o saatte mümkün değil kaldıramazsınız..
BİR ÇAY KOY DA İÇELİM BE OLUM.Doğru düzgün olmasa da bir saat çalışma sonucunda evin uyanığının çay yapmasını iyi bilen şahsa yönlendirdiği rica görünümlü emir kipli cümle.
BU ADAM GEÇEN SENE NE SORMUŞKonuların yoğunluğu ve zamanında aynı oranda kısıtlı olması sonucu çalışmayı sevmeyen öğrenci türünün evde varsa dersi geçen sene almış , ya geçen sene dersi alanlardan soruları öğrenmiş kişiye yönlendirdiği soru.
KESİN BURDAN ÇIKAR6.hissi yüksek öğrenci türünün söylediği cümle..garanti çıkmaz ordan
ÇALIŞ ÇALIŞ NEREYE KADAR ( kalem fırlatılır bu sırada)Sanki sabah akşam ders çalışıyormuş havası oluşturmaya çalışan , gösterişe meraklı fakat engellere karşı zaafı olan öğrenci türünün favori cümlesi...
YARIM SAAT SONRA BAŞLIYORUZ.Yalan yalan yalannnnnnnn , ama her sınav dönemi söylenir...başlanırsa da bir saat sonra bırakılır..)
YARIN FAZLA KASMASA BARİHayatını , vücudun refleksleriyle anlatmaya meraklı olan öğrenci türü sınav için de "zor sormaz inşallah" manasında bu sözü söyler...
AA GELSE NE DELİ OLUR BEAİlk vizesi iyi olan fakat diğer derslerinde pek hayır olmayan öğrencinin diğer derslerini DC ile geçeceğini hesaplama paranoyasına kapıldığı an söylediği sözdür...)
O SORU KEK , BÖLE ÇIKSIN 100 ALIRIMDers çalışmaya ne kadar isteksizse , ders çalışanların hevesini kırmaya da o derece düşkün olan kişinin soru çalışanlara söylediği umut kırıcı söz...
1 SORU YAPSAM YETİYO BANAHocanın vize de çok zor sormuş olması , buna karşın öğrencinin yüksek alması sonucunda , final haftasında yeteri miktarda çalışamamışsa arkadaşlarına nispet yaparcasına söylediği kibir cümlesi.
HACIM BEN ÇALIŞMICAM , ZATEN DC İLE GEÇSEM NE OLCAKOrtalamasından dolayı dc ile geçme ihtimali bulunan , fakat dc ile geçmeyi kendine yediremediği kadar ders çalışma isteği de olmayan kişinin kendini ve çevresindekileri avutma cümlesi.
YAZ OKULUNDA GEÇERİMYaz okulunda sıcağın etkisiyle beyninin daha iyi çalışacağını düşündüğünden midir bilinmez ,bir grup öğrencinin umutlarını yaza gönderme cümleciği...
BU DERSİN MANTIĞI NE YA?Ders çalışmaya çalışmış , ama derslere gelmediğniden dolayı dersi anlamamış öğrenci profilinin nefret dolu sorusu.
BÖLE SORU SORARSA ,ÇOK PİS SÖVERİMDers çalışmaktan çok sinirlenen öğrencinin , çalıştıklarından daha zor bir soru görmesi sonucu , sarfettiği talihsiz cümle
SINAVDA ÖNÜME OTUR.Ders çalışmamış bir öğrencinin sınavdan dakikalar ya da birkaç saat önce çalışan-başarılı öğrenci arkadaşına sarf ettiği söz.kopya çekme amaçlıdır.etik değildir
VAZELİN ALALIM YANIMIZAHocanın çok zor soru sorma ihtimaline karşı önlem amaçlı cümle
OLUM NİYE BENİ ÇAĞIRMIYOSUNUZKendisi uyurken arkadaşları ders çalışmaya başlamış öğrenci tipinin uyandıktan sonra arkadaşlarına sarf ettiği sitem.
HACIM BİRAZ UYUSAK MIDers çalışmaktan sıkılmış , ya da henüz başlamamışken yemeğin ağırlığı üzerine çökmüş öğrencinin çalışkan arkadaşına sarf ettiği düşmanca söz
DIŞARISI ŞİMDİ KAYNIYORDUR HAÖzellikle bahar dönemindeki sınavlarda bilhassa erkek öğrencilerin dışarıya çıkıp gezme özlemlerini dile getiren söz grubu
ULAN KÖPEK GİBİ ÇALIŞTIN DİMİDers çalışmamış ya da çalıştığını yeterli görmeyen öğrencinin , çalışmaktan usanmayan arkadaşına sarfettiği düşmanlık dolu cümle
SENEYE GARANTİ AA ALIRIM BU DERSTENKalması daha sınava girmeden kesinleşmiş öğrencinin , umut fakirin ekmeğidir tarzında sarfettiği idealist(!) cümlecik
ULAN HAYAT SİZE HAYAT BEKendisi başarılı olduğu için bütün dersleri alan öğrencinin , kredi yetersizliği sebebiyle ders alamayan bu sebeple de birkaç günü boş olan öğrenci arkadaşına sitemi
YİNE TERS KÖŞE YAPMASIN BU ADAMÖğrencilere eziyet etmeyi seven, nerden soru soracağı belli olmayan hocaya atfen söylenen söz...
BANA ÇIKACAK SORULARDAN GÖSTERSENE BİRAZDers çalışmayan ama çabuk anlayan ( anladığını zanneden ) kibirli öğrencinin çok çalışkan arkadaşına ricası
HACIM O KIZ BENİ FENA KESİYO YADers çalışmaya pek niyeti olmayan , erkek öğrencinin ders çalışan arkadaşlarının da motivasyonunu bozmak için söylediği sözcük . yalan doludur

ÖSS YE GİRELİM BU SENEDers çalışmakla uzaktan yakından alakası olmayan öğrenci türünün her sene sarfettiği cümle...sınav zamanlarında bahsedildiğinde muhabbet bir başlarsa herkes üniversiteden soğur , başka bölümler seçilir ,sonra da yatılır
BİZİM SINIF HAYVAN GİBİ ÇALIŞIYOR , ORTALAMAyı Tavan Yapmıslar iyi mi?Çan eğrisinin geçerli olduğu üniversitelerde , sınıfı genel olarak çalışan ve sınav ortalamaları yüksek olan fakat kendisi çalışmaya gönülsüz olan öğrenci türünün suç atmak amaçlı sözü
 |
|
|
32
|
balıklıpasta |
1,112 |
19.04.2010 - 04:56:37 Son İleti: tunuz |
ıssız, bizsiz, güzel
 |
|
|
13
|
Hestia |
409 |
12.04.2010 - 21:03:14 Son İleti: spect_acular |
1998'de bir Fransız oldukca karmaşık bi intihar girişiminde bulundu. Bir deniz kıyısında yüksek bir yamacın tepesine çıkıp boynuna bi ip bağladı, ipi de büyük bi kayaya bagladi. Sonra zehir içti ve kendini ateşe verdi. Uçurumdan atlarken de tabancayla kafasına ates etti! Ama devamı daha ...ilginç. Çünkü kurşun onu ıskalayıp ipi kesti, böylece adam suya düştugünde asılı kalmadı.Soğuk su yanan elbiselerini söndürmekle kalmadı aynı zamanda onu şoka sokarak yuttuğu zehri kusmasını sağladı. Sudan bir balikçı tarafından çıkarılıp hastahaneye götürülen adam orada hipotermi (vücut ısısının aşırı düşmesi)den dolayı öldü..
 |
|
|
10
|
Hestia |
225 |
31.03.2010 - 00:00:32 Son İleti: Hestia |
Kırmızı Başlıklı Kız" masalını bir de kurdun ağzından dinleyelim

Her gün yaptığım gibi ormanı temizlemeye çıkmıştım. Orman benim evim, temiz tutmak da benim görevim. Derken bir kız beliriverdi. Kırmızı başlık ve peleriniyle çok şüpheli bir görünümü vardı. Kimin aklına gelir bu garip kıyafeti giymek. Bir kurnazlık peşindeydi mutlaka. Bir süre dikkatle izledim bu garip kızı. Elinde taşıdığı üzeri örtülü sepette kim bilir ne taşıyordu!.. Yürüyüşü bile normal değildi. Yanına yaklaşıp ne yaptığını sorunca bana büyükannesinin evine gittiğini söyledi ama gel de inan. Yine de bıraktım peşini kendi işime döndüm. Ama aklım o kıza takıldı bir kere... Bir gidip bakayım doğru mu söyledikleri dedim kendi kendime; gerçekten böyle bir büyükanne var mı? Siz olsaydınız gerçekliğini kontrol etmek istemez miydiniz? Orman benim evim. Ben hem ev sahibiyim, hem de diğer orman sakinlerine karşı sorumluyum. Neyse uzatmayayım... Gittim, baktım ve gerçekten bir büyükanne buldum. Sorduğumda "evet o küçük kız benim torunum" dedi. Ben de sorumlu bir kişi olarak; "bu küçük kız yabancılarla konuşulmayacağını öğrenmemiş daha!..." dedim ve anlattım küçük kızla karşılaşmamı... Büyükanne de ürperdi ve birlikte küçük kıza bir ders vermeye karar verdik. O yatağın altına saklandı, ben Onun geceliğini giydim, başlığını taktım ve yatağına yattım. Küçük kız birazdan içeri girdi. Seslendi cevap verdim. Ne şaşkın bir çocuk!.. Beni büyükannesi sanıvermişti. Ben benim büyükannemi değil sesinden, kokusundan bile tanırım oysa ki. Neyse bunlar bir şey sayılmaz, daha neler yaptı bilseniz. Kulaklarımın niçin büyük olduğunu sordu. Ne ayıp şey hiç sorulur mu!... Yine de çocukluğuna verip yumuşak bir sesle cevapladım. "Seni iyi dinlemek için"... Ama bu sefer kalkıp da burnumun niçin büyük olduğunu sormaz mı!.. Küçük kız hiç mi hiç terbiye almamış. Ben zaten burnumu kendime kompleks haline getirdim, öz-güvenim sallantıda. Psikologlar, estetikçiler... Dünya para harcıyorum ama nafile. Yine aldırmamaya çalışırken bu sefer de ağzımın kocaman olduğunu yüzüme vurmaz mı! Tabi ki kızdım, siz olsanız kızmaz mıydınız? O sinirle ayağa fırlayıp peşinde koşturmaya başladım. Birden ne olsa beğenirsiniz! Bir kocaman avcı elinde tüfek kapıdan dalıverdi. Beni "seni hain kurt, büyükanneyi yedin değil mi?.." diye suçlamaz mı !.. Halbuki büyükannenin kılına bile dokunmadım, O da saklandığı yerden çıkıp beni korumaya çalışmadı. Malum yaşlılık, kulakları iyi duymuyor. Avcı mahkeme yapmadan infaz kararımı verdi. Tabi ben de adalet bulamayacağımı, hatta canımı yitireceğimi anlayıp pencereden zor attım kendimi. Geçirdiğim büyük korkunun sarsıntısı yetmiyormuş gibi o gün - bu gün ormanda bile yüzümü rahat gösteremez oldum. Adım haine çıktı. Yeter Artık... Ben Suçsuzum.
 |
|
|
1
|
mka |
125 |
11.03.2010 - 09:10:31 Son İleti: blksrfzk07 |
Deportivo'nun sahasında hep bir Türk bayrağı bulunuyor. Hiç düşündünüz mü? İşte hikayesi: İspanya ligindeki maçları izlerken dikkat ettiniz mi, Deportivo'nun sahasında hep bir Türk bayrağı bulunuyor. Ya tribünlerde ya da stadın başka bir yerinde. Neden dersiniz? Hiç düşündünüz mü? İşte hikâyesi: Deportivo La Coruna´nın kale arkasındaki Türk bayrağının anlamı, Galesia bölgesinin takımıdır, eskiden Türklerin orada yasadığı rivayet edilir! Deportivo'lu taraftarlar ile Celta Vigo´lu taraftarlar birbirlerini hiç sevmiyorlarmış. Aşağı yukarı 20 yıl önce Celta Vigolular bu nedenle Deportivolular'a Türk demeye başlamışlar, ama hakaret anlamında. Deportivolu taraftarlar bunu hiç hakaret diye algılamamışlar. Hatta kendi deyimleri ile ´Türk gibi güçlü´ görünmekten cok hoşlanmışlar. İşte bu yüzden her maçlarında en az bir Türk bayrağı açıyorlar. Bir daha baktığınızda dikkat edin, yüzde yüz görürsünüz. Konuyla alakalı 25 Aralık 2005 tarihli hürriyet gazetesindeki Mehmet çiftçinin haberi şöyleydi. Celta Vigo ile Deportivo La Coruna'nın karşı karşıya geldiği ve 3-0 kazandığı maçta kendilerini Türk olarak gören 5 bin Deportivo taraftarı, "En büyük Türkiye" diye bağırarak komşu Vigo kentini inletti. GEÇTİĞİMİZ hafta sonu İspanya'da çok ilginç bir derbi maçı vardı. Galicia bölgesinin iki güçlü takımı, Celta Vigo ile Deportivo La Coruna karşı karşıya geldi. Bu derbiyi ilginç kılan olay ise, iki kentin taraftarlarının yüzyıllardır birbirleri ile çekişmeleri, kin beslemeleri... Celta Vigo'lular, Deportivo'lulara, Türklere verdikleri destek nedeniyle, Deportivo'lular da Celta'lılara Portekiz'lilere yakınlıklarından dolayı, "hain" yakıştırması yapıyorlar. İspanya'nın kuzeyinde Portekiz sınırına yakın olan iki kent insanı, bu yakıştırmadan son derece memnun. Vigo kentinin takımı Celta'da çok sayıda Portekiz taraftar derneği var. Buna karşılık La Coruna'nın takımı Deportivo'da Türkleri, Türk bayrağını göndere çekecek kadar ateşli Türk dernekleri kurulmuş. Bu yüzden olsa gerek, Deportivo La Coruna'nın her oynadığı maçta sahaya asılmış çok sayıda Türk bayrağı görebilirsiniz. Ayrıca Deportivo'lu futbolseverlere, "Türkler" adı takılmış. Biz de bu ilginç hikayeyi hem dinlemek, hem de bu tarihe malolmuş derbiyi izlemek için Vigo kentine geldik. Stadı dolduran 20 bin kişinin 5 bini Deportivo La Coruna taraftarıydı. Yani Celta taraftarlarına göre 5 bin Türk ile 15 bin Portekiz'li takımlarına destek veriyordu. Karşılaşmanın başlamasına az bir süre kala bu hikaye ile ilgili çok sayıda yazı yazmış gazeteci Alberto Torres ve Türk taraftar derneklerinden birinin kurucusu olan Ricardo (La Pasion Turca) ile söyleşiye oturduk... Alberto, La Coruna taraftarlarının nasıl Türk olduklarını anlatmaya başladı: Barboros Hayrettin Paşa, Akdeniz'e hükmettiği sıralarda İspanya sahillerine kadar ulaşmış. O sırada İspanya'da yiğitliği ile ünlü Galicia bölgesinin delikanlıları, Barboros'a büyük destek vermişler. Bu işbirliğini içlerine sindiremeyen komşu kent Vigo'nun halkı ise La Coruna'ya Türklerle ortaklığa girmelerinden dolayı, onlara "Türkler" adını takmışlar. Bu ad sporda, özellikle de futbolda günümüzde büyük bir rekabete dönüşmüş. Buna karşılık, La Coruna halkı da Celta Vigo taraftarlarına yakınlığı ve iyi ilişkileri nedeniyle Portekiz'li yakıştırması yapmışlar. La Coruna'da çok sayıdaki taraftar derneklerinden biri olan La Pasion Turca derneğinin başkanı Ricardo ise Türk bayrağına sahip çıkmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiriyor. Ricardo, Deportivo La Coruna'nın Şampiyonlar Ligi'nde Yunan takımı Panathinaikos'la oynadığı maçta açtıkları 20 metreyi aşan Türk bayrağını anlatırken, "İnanın Riazor Stadı'nda yüzlerce Türk bayrağı vardı. Stadın bir ucundan diğer ucuna bir Türk bayrağı astık. Yunanlılar sahaya çıktıklarında dev Türk bayrağının yanı sıra yüzlerce ateşli taraftarın ellerindeki ay yıldızlı bayrakları görünce neye uğradıklarını şaşırdılar. Dünyanın hiçbir yerinde kendi ulusunun bayrağının dışında, başka ülke bayrağına bu kadar çok sahip çıkan bir taraftar grubu bulamazsınız" dedi. Ricardo ayrıca Türk bayrağına Deportivo Kulübü yaşadıkça sahip çıkacaklarını ve Celta'nın Deportivo ile 2. yarıda oynayacağı maçta Türk bayrakları ile tam bir gövde gösterisi yaparak stadı "Türkiye" diye inleteceklerini söyledi.
alıntı
 |
 |
|
5
|
Hestia |
194 |
07.03.2010 - 11:46:36 Son İleti: sinemis |
İSTİKBAL MARŞI
Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak!
Dönmeyip Amerika'da, arlanmaksızın yaşayacak!.
O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak,
Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak!
Çalma, kurban olayım hepsini ey hırslı çakal!
Gariban halkıma da bir pul bırakacak kadar al!
Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal,
Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemehal!
Ben ezelden beri aç yaşadım,aç yaşarım!
Hangi hükümet beni kurtaracakmış,şaşarım!
Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım!
Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez başarım!
Mali krizler, yoluna örmüşse çelikten bir duvar,
Benim .ceğiz, .cağız diyen bir hükümetim var!
Bağırsın korkma, nasıl işimize burnunu sokar?
'Avrupa Birliği' denen tekdişi kalmış canavar!
Arkadaş, Meclis'e namusuyla çalışanları uğratma sakın!
İşe aldıracakların, olsun hep sana yakın!
Gelecektir, cezanı vereceği günler Hakkın,
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın!
Yaktığın yerleri 'orman' diyerek geçme, tanı!
Çalışanı işten at, doldur kadroya yatanı!
Gözleri açık yatır seni kurtaran atanı,
Satılmadik o kaldı, durma satıver şu vatanı!
Sermaye mutlu olsun, olsa da çevre feda!
Semizlettin Apo'yu, mezarında dönsün Şüheda!
Uydurma kanunlarla Meclis'ten getirin seda!
On bin Yıllık tarihe, yurdum ederken veda!
Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli?
Yediginiz herzelere başka ne demeli!
Oyuverin altını iyice sallansın temeli,
Yurdumun ki, sonunda vatandaş kükremeli!
O zaman durur belki gözümden akan yaşım,
O zaman doğrulur belim, yukarı kalkar başım,
O zaman boşa gitmez yıllarsüren uğraşım!
HESABINI VERİP TE GİTTİĞİNİZ GÜN KARDAŞIM,
Dalgalanın dolar gibi sizde şimdi ey suçlular!
Olsun artık soyguncuya vurulacak bir yular,
Ebediyen, öyle yok hesapsız bir iktidar!
Hakkıdır 'garip yaşamış vatandaş'ın da gülmek,
Hakkıdır ezilmiş milletimin, aydınlık bir İstikbal!
Cem Yılmaz
 |
 |
|
10
|
Vivivan |
415 |
07.03.2010 - 11:28:40 Son İleti: sinemis |
 |
 |
|
14
|
Live |
417 |
05.03.2010 - 15:57:46 Son İleti: mka |
QUOTE(Live @ 02.03.2010, 23:18:27)

Sevdiğiniz yada hoşunuza giden bir cümleyi paylaşın
şiir, koca bir yazı, v.b değil yani. + geyik yapmayın iletileriniz silinir...Örnek : Ne zaman yaklaştımsa İttiniz ve ne zaman geldimseGittiniz Siz hep büyük ve önce idiniz Gerçekten de öyle oldu Önce siz bittiniz...
 |
|
|
0
|
mka |
110 |
01.03.2010 - 11:14:35 Son İleti: mka |
Cesur adamla kahraman arasındaki fark sorulur durur. Cesur adam erkek arkadaşlarıyla dışarı içki içmeye gidip, evine zil zurna halde dönen, kapıda elinde süpürgesiyle onu karşılayan eşine, "Hayrola halen evi mi temizliyorsun?" veya "Yolculuk nereye? " diyebilendir. Kahramansa erkek arkadaşlarıyla dışarı içki içmeye gidip, evine zil zurna, üstüne kadın parfümü bira kokusu sinmiş bir halde evine dönüp kapıda karşılayan eşine, "Sıra sende bebeğim" diyebilendir. Tıbbi açıdan fark pek de önemli değildir çünkü her ikisinin de sonu hastanede bitecektir.
 |
|
|
1
|
sinemis |
131 |
23.02.2010 - 14:06:36 Son İleti: Hestia |
Mekanik Tamirat Kuralı
Elleriniz yağa bulaştığında, burnunuz kaşınmaya başlar ve acil tuvalete gitmeniz gerekmektedir.
&Yer Çekimi Kuralı
Yere düşen her şey en zor ulaşılabilecek noktaya yuvarlanır.
& Yanlış Numara Kuralı
Yanlışlıkla çevirdiğiniz bir telefon numarası hiçbir zaman meşgul çalmaz ve biri daima cevap verir.
& Mazeret Kuralı
Patronunuza işe geç kalma sebebinin patlak lastik olduğunu söylerseniz ertesi sabah lastiğinizi muhakkak patlak bulursunuz.
& Değişkenlik Kuralı
Eğer trafikte şerit değiştirirseniz, eski şeridiniz şimdi bulunduğunuzdan daha hızlı akar. (Bu hep böyledir)
& Banyo Kuralı
Vucudunuz tamamen ıslandığında telefon çalar.
& Yakın Tesadüf Kuralı
Beraber görülmek istemediğiniz biriyle beraberseniz tanıdığınız biriyle karşılaşma ihtimali tavan yapar.
& Sonuç Kuralı
Birine bir aletin çalışmayacağını ispat etmeye çalıştığınız zaman o alet çalışır.
& Biomekanik Kuralı
Kaşınma katsayısı vucudunuzda ulaşılması zor olan yerlerde en yüksektir. Şekilden şekile girersiniz.
& Tiyatro Kuralı
Ne olursa olsun koridordan en uzak sandalyenin sahipleri en geç gelir.
& Starbucks Kuralı
Bir kahve içmek için oturduğunuzda patronunuz sizden bir görev ister ve bu görev süresi kahve soğuyana kadardır.
& Murphnin Soyunma Odası Kuralı
Eğer soyunma odasında sadece iki kişi varsa, onların soyunma dolapları bitişiktir.
& Yüzey Kuralı
Tereyağlı ve reçelli ekmeğinizin yeni yaptırdığınız veya aldığınız halıya düşme ihtimali, halının pahalılığı ve yeniliği ile doğru orantılıdır.
& Mantıksal Tartışma Kuralı
Neyi konuştuğunuzu bilmiyorsanız her şey olabilir.
& Brown'un Fiziksek Görünüm Kuralı
Papuç ayanıza tam geldiyse, o papuç çirkindir.
& Wilson'ın Pazarlama Stratejisi Kuralı
Gerçekten çok sevdiğiniz bir ürünü bulup aldığınızda, o ürünü üretmekten vazgeçerler.
& Doktorların Kuralı
Eğer kendinizi hasta hissedip doktor randevusu alıp gittiğinizde aniden iyileşirsiniz. Eğer randevu almazsanız hastalık devam eder.
Ve Benim Favorim:
& Olasılık Kuralı
Birisi tarafından seyredilme olasılığı, yaptığınız işin aptallık katsayısıyla doğru orantılıdır
 |
 |
|
4
|
prisonlove |
173 |
23.02.2010 - 10:19:50 Son İleti: ekmelulhalk |
1. Iyi oynayan iki kişinin aynı takımda yer almamasına dikkat edilirdi.
2. Maçlar minyatür kalede oynanıyorsa, penaltı boş kaleye ters şekilde topukla vurulurdu.
3. Maçların hayali kale direkleri arası adım ile sayılır, olmaları gereken yerler iki taş ile işaretlenirdi.
4. Hava kararınca, ezan okununca, anne-baba çağırınca maç biterdi.
5. Uç korner bir penaltıydı.
6. Topu patlatan parasını öder, patlak top ikiye kesilip kafaya takılırdı.
7. `Frikiklerde açıl biraz` denince `Burası Ali Sami Yen mi` şeklinde cevap verilirdi.
8. Takımlar kurulurken ilk oyuncuyu seçme hakkı, adım almayı iyi bilenindi.
9. Kaleci topu 3 kere sektirirse rakibe `Açılsana 3 kere sektirdim` derdi, rakip açılırdı; efendilik vardı.
10. Top insanın pek münasip olmayan bir tarafına gelirse herkes `işe işe!` diye bağırırdı.
11. Penaltılarda kaleci değiştirilirse 2 penaltı atılırdı. Eğer ilk penaltı gol olursa ikincisi atılmazdı.
12. Abanma ve burun vurmak yoktu, vurulursa eleştirilip kınanırdı.
13. Tanju, Rıdvan, Metin, Ali, Feyyaz, Hagi, Hakan, Hami gibi dönemin popüler futbolcularının adı alınırdı.
14. Topun sahibi tüm kuralları koyar, takımı kurar, kaleyi seçer, istemediği kişileri topuyla oynatmazdı.
15. Klişe laflar vardı: `At bakayim abinin kıllı göğsüne!`
16. Elin avantajı olmazdı.
17. Bel üstü gol sayılmazdı.
18. Taçtan kendi önüne atıp başlatılınca, taç değişirdi.
19. Maçı izleyen küçük bir grup varsa, penaltı olup olmadığına o karar verirdi, saygı vardı.
20. Maçlarda eğer iddia varsa ödüller genel olarak Algida Max, eskimo, meybuz, 2,5 litrelik kola vb. ürünlerden oluşurdu.
21. Pas vermeden sadece çalım atarak gol atılırsa sayılmazdı.
22. Frikiklerde baraj mesafesi, frikiği kullanacak olan kişinin koca bir zıplayışının akabinde 3 koca adım atmasıyla belirlenirdi... Büyük atılan adıma karşılık olarak rakip takım "sen tuvalete de mi böyle gidiyon?" diyerek ortalığı kızıştırırdı.
23. Top, oyun alanı içerisindeki herhangi bir arabanın altına kaçarsa büyük bir şevkle arabanın altına yatılıp top alınırdı. Topu ilk kim kaparsa o takımda başlardı.
24. Gol olduktan sonra eğer tartışmalar olursa ve golü yiyen takımın bir oyucusu golü kabullenirse rakip takım direk o kişiyi yüceltip "adamın gol diyo" diyerek golü alırlardı. Golü kabullenen kişi de kaleye veya defansa alınırdı.
25. Varsa hakeme yapılan en dolu dizgin hakaret: "hakeme gözlük, eline de sözlük" tü.
26. Oynayacakların sayısı eğer tek ise, güçsüzlerden biri devre değiştirerek gönlü alınırdı.
27. Penaltılarda eğer takımınız açık ara farkla öndeyse kaleciye vurdurulurdu. Ama en güçlü forvetiniz penaltıyı kullanacaksa, hemen rakip kalecinin gönlü alınırdı: "Merak etme olm, teknik vuracam."
28. Sabit bir kaleci yoksa 2 golde bir veya dakika usulü oyuncular aralarında değişirdi. Kalecilik sırası "Sonum bir Allah" diye kim başlarsa o kişiden geriye sayılırdı.
29. Dizde veya ayak ucunda top sektirerek de sıra belirlendiği olurdu (genellikle 9 aylık veya 21 aylık gibi oyunlarda). Bu durumlarda ilk sektirmek isteyen "Birim bir Allah, kırmızı bayrak, yeşil kitap" derdi.
30. Kaleci oyuncu kavramı vardı. Takımların genellikle iyi oyuncuları bu kutsal göreve kendilerini adarlardı.
31. Eğer bir oyuncu faule maruz kalmışsa ama devam etmek istiyorsa, rakip futbolculardan birinin yürümesini dahi bahane ederek: "Adamın devam ediyor." derdi.
32. Milli birlik ve beraberliğimiz mahalle maçlarında başlamıştır. Önce maçlar yapılır... Centilmenlik skora yansımazsa sopalar, taşlar konuşurdu.
33. Atan alır spor vardı. Eğer top kime çarpıp çıkmışsa topun gittiği yer neresi olursa olsun koşa koşa gidip alırdı.
34. Mahallenin abileri kaleci alıştırırlardı ve buna göre puan verirlerdi. Aralarında kavga eden çocukların puanı kesilirdi.
35. Skor ne olursa olsun akşam!? saati yaklaştığında "Golü atan kazanır." kuralı işlerdi.
36. Maçlardan sonra su sırasına girmek ayrı bir davaydı ve mutlaka koşa koşa gidilirdi. Genellikle yaşlı amca veya teyzeler, zemin katta oturanlar bu işin acımasız kurbanlarıydı.
37. El kasti değilse o top direkt kaleye kullanılmaz, "kasti değilki oğlum, gol olmaz." denirdi...
38. Eğer kaleci dahil herkes çalımlanmışsa; o top çizgiye kadar götürülür ya popo dürtmesi yada yere yatıp kafa, burun, alın gibi vucut kısımlarının dürtmesi ile gol atılırdı.
39. Kalecinin degajla gol atabilmesi bir yetenekti fakat gene de gol sayılmazdı. Karşılıklı atışmaların sonunda yoldan geçen herhangi biri hakem yapılırdı ve sonuca o karar verirdi.
40. Para o zamanlar kolay bulunmadığından maçın hangi takım tarafından başlatılacağına; bir tarafına tükürülmüş yassı bir taşın havaya atılıp, yaş mı,kuru mu seçiminde doğru tarafı bilen tarafın başlaması yöntemi ile karar verilirdi.
41.Kaleler taştan olduğu için atılan şut önce defansa çarpıp sonra taşın üstünden geçtiyse şutu atan takım gooll diye yaygara çıkarırdı.Rakip takımın gol değil kale üstü cevabına,gol yoksa korner o zaman ver topu diyerek racon kesilirdi.
 |
|
|
3
|
mka |
139 |
21.02.2010 - 00:18:05 Son İleti: Hestia |
Yaşı yeterince olgun olanlar hatırlarlar.. Evvel zaman içinde
kalbur saman içinde
çok güzel bir ülkede mahalleler varmış. Bu mahallelerin çocukları birbirlerini çok severlermiş. Dışarıdan gelen parolalı bir ıslığa
uçarak aşağı iner
beraber olacakları anları iple çekerlermiş. Kavga etseler de kin tutmaz
her gün yeniden dünyalar kurarlarmış. Herkeste paylaşma duygusu
sevgi ve arkadaşlarını kollama duygusu yavaş yavaş gelişirmiş. O zamanlar çocuklar okula servis ile değil
köşe başında buluşarak giderlermiş. Onların yolunu gözlememiş evdeki bilgisayar
şehrin en iyi dershanesi
hazırlık kursları. Bilmezlermiş hamburgeri
MTV''yi
interneti
cep telefonunu
tetrisi
nintendoyu... Bilirlermiş duvarların üzerinde sohbet etmeyi
hatıra defterleri doldurup sevgileri keşfetmeyi. Bilirlermiş horoz sekercisini
elleri kirli macuncunun tornavida ile koyduğu rengarenk macunları. Eve gitmeyi unutmayı
hava kararınca dayak yemeyi
sonra bir ıslıkla tekrar aşağıya kukalı saklambaca kaçmayı. Bilirlermiş o hakkında türlü şeyler söylenen evdeki garip adamdan korkmayı
küsmeyi
ayni kıza asılmayı
torbalarla misket toplamayı
gıcır köstek ayırmayı
değiş tokuş
kaybedince kapişi
Teksas''ı
Tommiks''i
Konyakçi''nin dişlerini... İç içe konan naylon topları
tastan kale direklerini. Üç korner bir penaltıyı. Üzerine apartman yapılan top sahalarını
sonra o apartmana taşınan yeni dostları ve onları kapma yarışını... Otobüsteki biletçinin lastik silgi sarili kalemini
yoğurtçuyu
kalaycıyı
hallacı.. Evlerin arkasındaki odun kömür depolarını. Yakar topun yakısını. Mantarlı gazoz kapaklarını
yaldız kazımayı. Yandaki mahalle ile alınan kavgayı
her kavganın çıkardığı kahramanı-ödleği. Kan kardeşliğini
ip atlama
lastiğe basma
topaç virtiözlügünü
çelik çomağı
kırılan camları
toplanan paraları.. Açık hava sinemalarını
frigo-buzu... Sonra zamanla bu güzel ülkede durumlar değişmeye başlamış. Yaslar ilerledikçe bu birliktelik
koruma kollama duyguları bu mahallenin çocuklarının başlarına çok isler açmış. Daha sonra işsizlik
hayat pahalılığı
enflasyon
köseyi dönme
adamını bulma
mali götürme falan derken
herkes yüzünde soluk bir bakış
içinde hayatin yenilgisi
çaresizlikleri
tatminsizlikleri ile başbaşa kalmış. Çocukları mi? Çocukları simdi koca koca apartmanların arasında
nefes alınmaz bir havada
evlerinde
sanal bir dünyada
emniyet içinde ve yalnız yaşıyorlar. Anneleri babaları onları çok seviyor. Beta kapmasınlar diye kalabalık ortamlara hiç sokmuyor. Hafta sonları hep beraber Karum ya da Galleria''dalar. Okul servisleri çocukları neredeyse yataklarından alıyor Çocuklar trafik kaygısıyla kösedeki markete dahi gönderilmiyor. Babalar şirketlerin bilançolarını
çocuklar da dershane reytinglerini izliyorlar. Hepsi birer test uzmanı
sayısal-sözel yuvarlanıp gidiyorlar. sek sek oynamayı değil ama taban puanları çok iyi biliyorlar. Hayata açılan pencereleri; Windows 95
98, xp... Onlar ekrana
ekran onlara bakıyor ve koca bir hayat dışarıda akıp gidiyor... Ve şehrin dışında ağaçlar; tırmanacak
salıncak kuracak
kalp kazıyacak mahalle çocuklarını bekliyor. Paylaşmayan
yalnız
bencil
kafesler içinde
gürbüz
güvendeki çocukları... Hiç sopa yememiş
ağaçtan düşmemiş
topu yandaki bahçeye kaçmamış
dizlerinde yara kabukları olmamış çocukları..
(can yücel)
 |
|
|
5
|
mastersatan |
246 |
20.02.2010 - 23:58:24 Son İleti: pavlovkedisi |
Fıkra anlatmak bir sanattır. Bir kılavuz okumakla fıkra anlatma sanatını tam öğrenemezsiniz; ama fıkra anlatınca mahcup olmayacak bir başarı elde edebilirsiniz. Sizler için fıkra anlatılırken dikkat edilecek birkaç hususu tespit ettim. Aşağıda belirtilen hususlar fıkra anlatımınızı güçlendirecektir. 1. Hiçbir zaman size bir fıkra anlatacağım diye söze başlamayın. Bu fıkranın etkisini yarı yarıya indirir. 2. Herkesçe bilinen fıkraların sadece özünü anlatacak şekilde bir cümleye indirgeyin; “Vermeye gönlü olmazsa ipe un serer.” gibi. 3. Fıkraları anlatırken mutlaka kendinizden bir şeyler katın. Anılarınızla, deneyimlerinizle bütünleştirebilirsiniz. 4. Bilinen fıkraları; ancak konuyu açıklarken renk katması amacıyla kısaltarak anlatın. 5. Bir fıkrayı aynı kişilere iki kez anlatmayın. 6. Yeri ve zamanı uygun düşmeyen yerde fıkra anlatmayın. Fıkraya değil, kendinize güldürürsünüz. 7. Hem fıkrayı anlatıp hem herkesten fazla gülmeyin. 8. Mahalli şiveler üzerine kurulmuş bir fıkrayı taklit yeteneğiniz yoksa anlatmayın. 9. Fıkra belli bir etnik grubu, mezhebi, dini, mesleği gülünç hale getiriyorsa kesinlikle bulunduğunuz meclisteki kişilerin bu özelliklerine dikkat edilmelidir. 10. Fıkranın bir hazırlık bölümü, bir de sonuç cümlesi vardır. Hazırlık bölümüyle zihin belli bir kıvama getirilir. Sonuç cümlesiyle zihin tuzağa düşürülür. Gülme sağlanır. Fıkrayı anlatırken sonuç cümlesini hatırlatmayın. 11. Fıkra, yemeğin içindeki tuz gibidir. Sohbet içinde dozunu artırdıkça tadı kaçar. 12. Fıkraya anlattıktan sonra kesinlikle onu açıklamaya kalkmayın. alıntıdır
 |
|
|
7
|
mka |
260 |
20.02.2010 - 22:27:21 Son İleti: ekmelulhalk |
Soru: " Erkek kedi bir ağaca çıkmış ve inmek bilmiyor. Kediyi o
ağaçtan indirmek için ne yaparsınız? "
Once kararinizi verin ve sonra siklari okuyun...
Şıklar :
1) Ağaca Tırmanırsınız.
2) Merdiven dayayıp tırmanırsınız.
3) "Gel pisipisi" diye seslenirsiniz
4) Dişi bir kedi getirirsiniz.
5) İtfaiyeyi çağırırsınız.
Değerlendirme:
1) Ağaca tırmandıysanız; cesur ve girişkensiniz. İyi bir "satış
temsilcisi" olursunuz.
2) Ağaca merdiven dayadıysanız; hedefe hangi yöntemle ulaşacağınızı
planlayabiliyorsunu z. İyi bir "halkla ilişkiler müdürü" olursunuz.
3) "Gel pisipisi" diye seslendiyseniz, saflık derecesinde
iyimsersiniz. Ne yaparsanız, yapın, sakın kendi işinizi kurmayın.
4) Dişi bir kedi getirdiyseniz; kendi işinizi kurup çok başarılı ve
ünlü olabilirsiniz.
5) İtfaiye gibi kurtarıcı görevlileri aradıysanız; sorumluluğu
başkalarına atmayı beceren "iyi bir üst düzey yönetici" olursunuz.
ve bazı eklemeler
6) Ağacı kesersiniz, böylece başka kedilerin çıkmasını da engellemiş
olursunuz: Sizden mükemmel bir " kamu yöneticisi " olur.
7) "Bana ne" deyip yolunuza devam edersiniz. Sizden çok iyi bir
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olur.
8) Kendiniz dişi kedi kılığına girip ağacın altında cilve yaparsınız.
Magazin medyası peşinizi bırakmaz, şöhret olursunuz.
 |
|
|
6
|
mastersatan |
186 |
19.02.2010 - 23:14:26 Son İleti: mastersatan |
bu kadar geri kalmış olmasına anlam veremediğim üniversitemizdir.
* an itibariyle yirmi iki bin ögrencinin lisans programlarında eğitim gördüğünü düşünürsek ve bu öğrencilerin şehre yaptığı ekonomik katkı azımsanamayacak kadar çok olacaktır şüphesiz ve birde bunların yanında tübitak ve devletten aldığı yardımlar düşünüldüğünde durum daha acınacak hal alıyor...
bu kadar yardıma rağmen hala gelişemeyen ve gelişmek içinde pek çaba sarfetmeyen bir yönetim kadrosuna sahip üniversite.
toz toprak içinde bir fen edebiyat fakultesine sahip üniversitedir. yağmurlu havalarda öğrenciler çamur içinden geçerek ilim irfan yuvalarına gitmektedirler.
kampüsü yolu 17. km'de bulunan üniversite. kampüsünde sosyal yaşam diye bir şey yoktur, ders aralarında yapabileceğiniz tek şey çukurun birine biriken yağmur suyuyla oluşan gölete gitmek olacaktır.
üçüncü yılımı bitireceğim üniversite.görünüşüyle hiç ilgi çekmeyecek hatta "benden uzak olsun"dedirtecek türden bir yerdedir.bigadiç yolu üzerindeki kampüse gitmek için kullanılan körüklülerde yolda kalma ihtimali çok yüksektir.köyleri geçerek kampüse varırsın.fakat bunun tersi olarak eğitimi güzeldir.küçücük şehirde çok gezecek yer olmasada okuldan birşeyler öğrenerek çıkarsın.
ikinci öğretim öğrencilerinin sabah 11de derse gittiği,
akademisyenlerin ders anlatırken bu da böle bişey falan filan die konuya nokta koyduğu,
'siz zaten biliyosunuz' diyerek dersi kestirip attığı,
akşam 8den sonra okuldan şehre gitmek için ulaşım aracının olmadığı bu nedenle otostop çekip eve dönmek zorunda kalındığı
ve bitmek tükenmek bilmeyen kampüs yapımında en ufak ilerlememenin olmadığı,
laboratuvarların büyüklüğünün akademisyenlerin odalarından küçük olduğu
kısaca okula gitmemek için daha birçok bahanenin olduğu ve öğrenciyi ben nerdeyim ve ne yapmaktayım diye
varoluş sorgulamasına sokan üniversite.
hayatımdan eksik saydığım bir senemi boşa harcadaığım gayet gereksiz bir üniversite. biga yolu üzerinden gidilmekle şehre uzaklığı 20 km civarında olan, kampüsünün bir tarlayı andırmasıyla hafızalrda yer etmiş,kavun tarlaraı arasında konumlanmıştır. bu üniversitenin şu an bulunduğu yerin yapılandırlması için konumlandığı dağın büyük bir kısmı düzleştirlmiştir. sadece bu isin maliyeti 8 trilyon tutmuştur. 99 ya da 98 yılı itibariyle su an bulunduğu yere taşınmıştır. 92 de kurulan üniveriste daha önce bursa uludağ üniversitesine bağlıydı. halen necati bey eğitim fakültesi üniveristenin tek gurur duyulabilecek fakültesidir. sosyal imkan, öğrenci klüpleri gibi şeylerin yapılnamasının bile zordur.
kendim muhendislik fakultesinde bulunduğumdan ve hocaları az çok bildiğimden kısaca akedemisyenler hakkında şu yorumu yapabilirm, gayet sıradanlar, isim vermeden geçersek teknik resim ve yapı dersleri haricindeki hocalarımız iyi, ama diğer derslerden öğrnecilere çok az bilgi verilmektedir. bunu su an okudugum üniversiteden daha iyi anladım.
bu üniversitenin bir diğer özelliği ise hiç bir maddi imkanı olmamasına rağmen ek bölümler açmaktadır.
bir rivayete gore, ki inanmiyorum, egitim fakultesi cok iyi ve unlu olan universite.
sadece universite
sadece diploma almak icin i$kenceye maruz kaldıgınız yer
eksi sozluk zaga zirvesini miken universite.
ders içeriklerini öğrenmek için dilekçeyle başvurulması gereken üniversite. bir çok ünivsitenin web sitesinde bölümlerin ders içeriklerine rahatlıkla ulaşılabilirken bu üniversitenin bazı bölümlerinin ders içeriklerini öğrenmek için 9 kişiyle konuşmak ve bir dilekçe yazıp cevap vermelerini beklemek gerekiyor. işin daha da komik yanı ileriki günlerde bu ders içeriklerinin sitede yayınlanacağının söylenmesi. madem yayınlayacaksınız içerikleri, neden "resmi talep" gerektiğini söylersiniz?
diğer tüm imkanları süpermiş gibi yeni bölümler açmaları ilginç. çağış köylülerinin "burda birşey yetişmez" diyerek hibe ettiği iddia edilen araziye yapılan sadece yüz ölçümü bakımından büyük, 7-8 binası bulunan, bulunan binalarının da yarısı tamamlanmamış, ot-saman, çer çöp içinde yaşamaya terkedilmiş gibi duran çağış kampüsü de bu imkansızlıktan nasibini almaktadır.
çağış kampüsü içerisindeki rektörlüğü son derece gösterişli ve de büyük olan üniversite. öte yandan diğer fakültelerin durumu içler acısı. çevre düzenlemesi diye bir durum da söz konusu değil. yapılan tüm çalışmalar rektörlük binası üzerine. içini hallettiler şimdi de yakın çevresiyle uğraşıyolar. alt yapısını kurmadan sadece üç hoca bulup ek kontenjana bölüm açanlardan ne beklersin ki?
öğretim üyerinin tamamına yakınının balıkesirli olduğunu, yatay geçişi engellemek maksadıyla notlarda epey pinti davranıldığını duyduğum eğitim kurumu.
ulaşımında karşılaşılan sorunlar yüzünden öğrencileri bezdiren üniversite. yurt bursa yolu üzerindeyken tam ters istikamete, bigadiç yolu üzerine kampüsü inşa eden zihniyetin(kampüsün yurdun arka taraflarına yapılmasının da önerildiği iddiaları var) ürünü olan bu sorunlar; gün geçtikçe çözülmesi gerekirken artıyor. merkezden kalkan minibüsler kimilerine pahalı geldiği için otobüsler tercih edilebilir görünüyor fakat belediyenin 80 küsur model otobüsleri süreyi uzattığı gibi binen insanı da sağlam bir mide bulantısıyla indirebiliyor. ayrıca minibüsler de(genelde 14+4 kişilik peugeot j9) duraktan en fazla 2 kişilik boş yer bırakıp çıktığı için, ileriki duraklardan binmek imkansızlaşıyor.
bu entry'yi yazmama sebep olan boktan durum ise otobüslerin lastiğinin zırt pırt patlaması. son 1 ay içinde 2 kere otobüse bindim, ikisinin de lastiği patladı. (cenabetlik sende diyeceklere selamlar) birincisinde okula 1 km kadar kala, göt donduran tipte bir soğukta okula kadar yürümek zorunda kalan bir otobüs dolusu insan, ikincisinde ise merkeze gelmek üzereyken ortada kalan bir otobüs dolusu insan...
ne bir cafesi, ne bir büfesi hatta ne bir kapısı olan kampüse değinmeye fazla gerek görmüyorum. sigara içiyorsanız ve otlanmayı fazla sevmeyen bir tipseniz kampüste sigarasız kalmamaya çalışın, bulmak imkansız. (en önemli sorun buymuş gibi bunu söyledim)
balıkesir gün geçtikçe yaşanılabilir bir hal alırken üniversitesi ise çekilmez hale geliyor. eğer balıkesir üniversitesi'nde okumak gibi bir hayaliniz yoksa* veya sizi kısıtlayan / zorlayan bir durum mevcut değilse uzak durun. en azından 10 sene için geçerli.
|
|
|